Küllerinden Doğan Şehir : VARŞOVA

 

Varşova’nın yeri bende çok ayrı. Çünkü Varşova seyahatimiz bebeğimizle birlikte çıktığımız ilk seyahatimizdi. Minik bebişimiz henüz 8 haftalık bir nohut tanesiydi o zamanlar. Kendisi anne rahminin huzurlu ve mutlu ortamında olduğundan bebekli gezilerimizin de haliyle en konforlusuydu. Tabii bu konforda benim hamileliğimin – özellikle de ilk ayları için söylüyorum- nispeten kolay ve rahat bir hamilelik olmasının payı büyük. Aksi halde minik bebiş daha  karnımda 6 haftalıkken Gürcistan- Batum’a , 8 haftalıkken Polonya-Varşova’ya, 12 haftalıkken Malezya ve Güney Kore’ye, 4 aylık hamileyken de yaz ortasında Trabzon’a kültür gezisi yapmaya gidemezdim değil mi?
Yukarıda yazdığım tüm seyahatler bu blogda anlatılacak bir gün merak buyurmayınız ama bugün Varşova günü.
Polonya, 2. Dünya Savaşı’nın yıkıcılığı ve yok ediciliğinden nasibini fazlasıyla almış, kışları oldukça soğuk geçen bir Avrupa ülkesi. Almanya’nın hemen bitişik komşusu olduğundan Alman kültürünün ve yaşam tarzının izlerini fazlasıyla görmek mümkün. Hitler’in emriyle tamamen yerle bir edilmiş bir şehir olan Varşova, tarihi binaları ve dokusuyla savaştan önceki halinin birebir inşa edildiği bir şehir, Polonya ise insanların Cumhuriyeti ve bağımsızlığı narin bir bebek gibi avuçlarında koruduğu bir ülke. Hemen her Polonyalının hatıralarında 2. Dünya savaşına dair hazin bir hikaye mevcut. Zaten çok yeni nesil hariç hemen herkesin gözlerindeki hüznü görmemek imkansız . Ancak  her nasıl savaş yıllarının ve anılarının hüznü oturmuşsa yüzlerine, bugünün Avrupa Birliği gibi biraz sosyetik biraz aristokratik, kısaca elit diyebileceğimiz bir birliğe üye olabilmiş olmanın gururu da var yüzlerinde. Oldukça dindar bir ülke Polonya. Yüzde doksanlara varan oranlarda Katolik mezhebine mensup Hristiyanlar yaşıyor.  Klise’ye gitmek konusunda oldukça hassas olduklarını Polonya’lı bir ahbabımızla çıktığımız günübirlik bir seyahatte kliseye gitmeden önce Pazar sabahı kahvaltıyı sabah 7’de yapmak istemesinden anladık.

Fazla kalabalık olmayan, genelde iyi tavırlı ve nezaket sahibi insanların yaşadığı bir şehir Varşova. Kaldığımız yer şehrin tam ortasında olduğundan insan profili hakkında şehir merkezinde yapmış olduğum gözlemler neticesinde bilgi verebiliyorum, bunu da belirtmiş olayım. Nüfusunun diğer Avrupa ülkelerine nazaran daha genç olduğunu söyleyebilirim. Çağa uyum sağlamış, geçen yüzyılın yıkıcı ve kasvetli ruh halinden arınmış, çoğu İngilizce konuşabilen, yeni dünyaya entegre, bol bol okuyan bir yeni nesil var gözlemlerime göre.
”Her limanda bir sevgili”yi temsilen…kaptan ve sevgilisinin temsil edildiği heykelmiş
Bizim Varşova seyahatimiz Haziran ayının sonu, Temmuz ayının başına denk gelmişti. Bu nedenle kışı dondurucu geçmiş bir şehirden eser yoktu. Hatta haddinden ve tahminimden sıcaktı bile diyebilirim. Ya da bana öyle gelmişti, sıcak basıyordu, malum hamileydim.
Polonya halen daha Euro’ya geçmemiş nadir Avrupa Birliği ülkelerinden biri. Para birimi zloti ve satın alma gücü hemen hemen Türk Lirasına eş değer olduğundan bence oldukça ekonomik.
Biz çoğu zaman yaptığımız gibi kısa süreliğine ev kiralamayı tercih ettik. Ancak şehir merkezinde otel seçeneği de bol.
Yeme içme derdi hiç ama hiç yok. Bir kere Turkish Kebab oldukça revaçta onu söyleyeyim. Tabii Avrupalıların damak tadına uygun sunuyorlar. Bol soslu salatalı falan. Brüksel’deki dürüm kebaplar da böyleydi. Kebap istemezseniz tüm dünya mutfaklarını bulmanız mümkün. Biz evlilik yıldönümümüzde Hint restoranını denedik. Daha sonra Hint mutfağının alasının bulunduğu Malezya’da da oldukça güzel bir Hint restoranına da gitmiş birisi olarak Varşova’dakini oldukça başarılı buldum. Üstelik tamamen yerel bir dekorasyona sahipti. Hindistandaymışsınızcasına… ( enteresan bir kelime oldu değil mi? Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız? gibi bir şey oldu sanki:))  ) Brezilya usulu Grill restoranlarının sayısı da oldukça fazla. Porsiyonlar kocaman. Doymadan masadan kalkmanız imkansız.
Polonya mutfağının en ünlü yemeği Polonya mantısı olarak bilinen pierogi son derece lezzetli bir yemek. Mantı, bilirsiniz hemen her ülkenin mutfağında farklı tarzlarda da olsa bulunan bir yemek. Ama en lezzetlilerinden biri de pierogi diyebilirim. Pek çok da çeşidi var. Her öğün birini tadabilirsiniz. Soğuk ülkelerin pek çoğunda olduğu gibi çorba ve ekmek de bu ülkenin mutfağında baş tacı. Polonya usulu Borş çorbasının büyük bir ekmeğin içinde servis edilmişini denemenizi öneririm.
Son olarak; bebek patatesleri çok lezzetli buranın. Sapsarı renkte ve şeker gibi tadı var. Zaten mutfaklarında da çok kullanıyorlar. Türkiye’de bulunmayan bir tür patates olduğundan getirecektim bir kaç paket ama her zamanki gibi valizimde yer yoktu.
Şehir merkezinde vakit geçirebileceğiniz çok geniş yelpazede mekanlar var. Kafeler, restorantlar, barlar, gece kulüpleri…
Peki Varşova’da nereleri gezmeli görmeli? 
Eski Şehir (Stare Miestro)
Günlük şehir turlarımızın ardında her akşam günü noktaladığımız yer. Manzarası çok güzel. Şehrin merkezi diğer noktalarından buraya yürümesi güzel. Meydan oldukça büyük ve genellikle sokak sanatçıları müzik ve benzeri gösteriler yapıyor, yaz aylarında tabii. Yerel hediyelikler alabileceğiniz tezgahlardan oluşan küçük bir pazar var. Ayrıca 2. Dünya savaşında neredeyse tamamı yıkılmış ve daha sonra gerçeğine uygun olarak yeniden inşa edilmiş tarihi yapılarla dolu. Meydanın etrafı kiremit rengi surlarla çevrili, yayalar için küçük daracık sokak ve geçitler var sadece.
Polonya Varşova
Surlar…
Polonya Varşova
Dar sokaklar
Lazienki Parkı /Müzesi
Polonya Varşova Park Lazienki
Böyle işte..kartpostal gibi.
Müze bizim orada olduğumuz dönemde tadilattaydı gezemedik ama park muhteşem! Tavus kuşları, sincaplar, envai çeşit kuş. Kocaman asırlık ağaçlar, tertemiz patikalar…Avrupa zaten uçsuz bucaksız büyük kent parkları olan şehirleri ile meşhurdur da bu park da bir ayrı güzel yahu! Ne kadar kalabalık olursa olsun (hafta sonları özellikle) sizi asla rahatsız etmeyen bir kalabalık bu. Gürültü yok, kafanızı dinleyin, uzanın banklara…Ama yanınıza mutlaka sinek kovucu spreyinizi alın!! Tamam anlatımın romantizmini bozdum, kabul. Ancak bu çok önemli uyarıyı yapmasam olmazdı. Çünkü buranın sivrisinekleri benim dünya üzerinde gittiğim hiçbir ülkeninkine benzemiyor. Çok daha etkililer. Günlerce kaşınıyorsunuz. Benim gibi sivrisineklerin sevdiği biriyseniz özellikle muhakkak çantanızda spreyi losyon..artık ne uygunda taşıyın.
Kültür ve Bilim Sarayı
Gerçekten ismiyle müsemma bir yapı. Stalin döneminde yaptırılmış bu devasa binaya Stalin kendi adını vermek istese de başaramamış. Bugüne Kültür ve Bilim Sarayı adıyla gelmiş. Binanın çok benzeri Riga’da da var. ( Riga yazıları için buraya, buraya ve şuraya tıklayabilirsiniz) İçinde gerçekten bir çok araştırma merkezinin ofisi, sinema ve tiyatro bulunan bu bina görülmeye değer. Zaten yolunuzun üzeri. Çünkü şehir merkezi bu binayı merkez alarak kurulmuş zaten.
Polonya Varşova Bilim ve Kültür Sarayı
Varşova’da pek çok yerde hatta açık havada cadde ve sokaklarda bile internet var. Yani 4 yıl önce böyleyse şimdi tüm şehirde internet bağlantısı sağlanmıştır herhalde. Şehirde bisiklet park noktaları var. Daha önce İzmir yazımda bahsettiğim Bisim uygulamasının aynısı. Halka açık bisikletlerden birini alıyorsunuz, kullandığınız süre kadar ücretini ödedikten sonra bulunduğunuz yere en yakın bisiklet noktalarına bırakıyorsunuz. Ben ilk Varşova’da görmüştüm bu uygulamayı ve çok hoşuma gitmişti. Zaten bisiklet ile ulaşım oldukça revaçta burada. Her herde bisiklet yolları olduğu gibi normal merdivenlerde, yürüyen merdivenlerde de bisikletliler için yollar var. Ne güzel… keşke bizimde tüm şehirlerimiz böyle olsa.
Varşova benim kişisel tarihimde çok özel ve güzel bir yerde. İlk evlilik yıl dönümümüzü kutladığımız, 30 yaşına bastığım doğum günümü kutladığımız, ve henüz karnımda olsa da bebeğimizle çıktığımız ilk seyahatimiz. Zihnimde güzel anılar ve hatıralar bırakan bu şehir umarım sizin de seyahat anılarınızda güzel bir yere sahip olur.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir