Londra’da 12 saat: Tate Modern ve Londra’ya Veda

 

Londra’da gün batımı
Dün, Londra’da 12 saatLondra’da 12 saat yazıma kaldığım yerden devam ediyorum.
12 saatlik Londra gezisini bir yazıya bile sığdıramadığıma göre Londra’nın nasıl ”dolu bir şehir olduğunu varın siz düşünün gari.
Buckingham Sarayı’nı demir çitlerin arkasından da olsa görüp, sarayı arkamıza alıp aile fotoğrafını çektirdikten sonra, Essex’ten gelecek arkadaşımızı karşılamak için sabahtan beri buraya kadar yürümüş olduğumuz yolu gerisin geriye yürümeye başladık.

Okumaya devam et

Londra’da 12 Saat

Geçen haftalarda Hürriyet gazetesinin Seyahat ekinde Ayhan Sicimoğlu‘nun Londra’yı yazdığını gördüm. Konuya geçmeden bir parantez açayım:  Ayhan Sicimoğlu olmak istiyorum bu dünyada!! O nasıl bir hayat şekli, nasıl bir insan, nedir? !!! Geziyor, tozuyor, yiyor, içiyor, yazıyor ve üstüne para alıyor!! Yukarıda linkini verdiğim yazıda şuna benzer bir cümle kurmuş kendisi ”… arkadaşımın babası teknesini pek kullanmazdı…”   Sizin teknesini pek kullanmayan babası olan bir arkadaşınız oldu mu? Neden bir Ayhan Sicimoğlu değilim, neden olamam, olamayız, cevap bu sorunun cevabında gizli dostlarım, tam da Londra seyahatini yazmadan önce okudum yazısını, sağ olsun ufkumu açtı diyor ve parantezi kapatıyorum.
Başlıktan da anlayacağınız üzere Londra’da 12 saat geçirdik. Bir önceki yazıda bahsetmiştim zaten, Cambridge’de kalıyorduk, seyahatimiz burası eksenliydi ama bu kadar yakınına gelmişken Londra’yı görmeden dönmek olmayacaktı. Londra elbette ki 12 saate sığdırılabilecek bir şehir değil. Bunu iddia etmek ayıp olur her şeyden önce. Ama en azından bir havasını soluyalım, belki başka bir zaman hakkını vererek gezmek de nasip olur dedik.

Okumaya devam et