Benim Kız ve ”Yüksek Topuklar”

2002 yılının yaz tatili üniversitedeki ilk yılımın yaz tatili idi. Tüy gibi hafiftim. Üniversite kazanılmış, ilk yıl başarı ile eda edilmiş, artık yaz tatilinin tadını çıkarabilirdim. O yıl ilk basımı yapılan Murathan Mungan‘ın Yüksek Topuklar adlı romanı Ankara’nın Dost kitabevine yaptığım rutin geziler esnasında yeni çıkanlar reyonunda dikkatimi çekmiş, almıştım. O zamanlar, yeni çıkan kitapları, Oscar ödüllü filmleri, yeni tiyatro oyunlarını sıkı takip ederdim. Devletimiz sağ olsun; vermiş olduğu öğrenim bursu bu tür kültürel faaliyetlere gidiyordu. Sonrasında bu bursları bol faizle ödedim ama, olsun. Yine de değdi. Mungan’ın bu ilk romanını o yaz bir kaç günde tek nefeste okudum. Oysa oldukça uzun bir kitaptı. Kitap, 30’lu yaşlarının ortasında İstanbul’da yaşayan şehirli ve çalışan bir kadının, bir arkadaşının 5 yaşındaki kızı Tuğde ile geçirmek zorunda kaldığı 5 günü anlatıyor.
Peki, ta kaç yıl önce okuduğum bu kitap şimdi nereden aklıma geldi? Benim kız malum 3,5 yaşında. Her ne görür de beğenirse ve alınmasını isterse ”ben pembe istiyorum, çünkü pembe benim en sevdiğim renk” deyip duruyor. Pembe cep telefonu istiyor, pembe araba istiyor, pembe bilgisayar istiyor…

Okumaya devam et

Kadın Olmak.

8 Mart Dünya Kadınlar günü
Bir kız çocuğu olduğumu bilinçli olarak idrak ettiğim gün kaç yaşıma tekabül ediyor bilmiyorum. Dört -beş yaş civarlarıdır herhalde. Kare kare de olsa hatırlayabildiğim anılarım bu yaşlarıma ait çünkü.  Bir de kardeşimle aramızda beş yaş var bizim. Farklı bir cinsiyetten birinin hayatımıza dahil olduğunu anladığım zamanlar O’nun doğduğu zamanlardır herhalde diye düşünüyorum.
Ben 4-5 yaşlarıma kadar bir kız çocuğu olduğumun ayırtına varmamış şanslı kadınlardanım bu dünya üzerinde!  Öyle aristokrat bir sınıftan gelmiyorum, yanlış anlaşılmasın hemen.  Çalışan bir annem vardı, babam devlet memuruydu. Türkiye’deki yüz binlerce aileden pek de bir farkımız yoktu aslında. Kendimi şanslı saymamın birinci sebebi; herkesin olduğu gibi, hayatımda tanıdığım ve güven duyduğum ilk insan olan annemdir. Çalışan, toplum içinde de aile içinde de var olan, güçlü ve ayakları yere basan bir kadın. Kendimi şanslı saymamın ikinci ve belki de en önemli sebebi toplumsal cinsiyetçi bakış açısından elinden geldiğince beni uzak tutmaya çalışarak büyüten babamdır. İnsan çocuk büyütürken, özellikle de bir kadın olarak kız çocuğu büyütürken ancak anlıyor bunları .Oysa ben de pek çok ergen gibi ne kavgalar etmiştim annemle de babamla da zamanında halbuki.

Okumaya devam et