Kadın Kafası

 

Epey bir aradan sonra sevgili kuzenlerimle birlikte çoluksuz çocuksuz bir cumartesi akşamı programı organize ettik. Aylaar öncesinden biletlerini aldığımız ”Anadolu Ateşi” dans gösterisini izlemeye gittik. Çoluksuz çocuksuz olunca sanki bir uzvun eksikmiş gibi giriyorsun ortamlara. Etkinlik öncesinde tuvalete götürüp çişini yaptıracağın, arada bir sırtı terlemiş mi diye kontrol edeceğin bir veled dolaşmayınca etrafında böyle eski sevgililik günlerindeymişcesine bir iç kıpırtısı bir heyecan bir hoşluk…Tabii bir de katılım sağlayacağın etkinliğin günü saati çok öncesinden belli olduğundan ”Allahım ne olur çocuk hasta olmasın, ateşlenmesin, dans gösterisi izleyeceğimize esas dansı hastane acillerinde sabahlara kadar biz etmeyelim n’olur?” diye dua ediyorsun. Tabii Murphy kanunları her zaman işler, ya da ne bileyim; evrene mesaj yollaya yollaya evren de konuyu farklı algılar falan… O çocuk kesin hasta olur arkadaş. Evet, etkinliğe iştirak ettik ama evde anneannesinde ateşi çaktırmadan inip çıkan, burnu da tıkalı bir çocuk bıraktık. Olsun, o kadarcık nezle gribi nazar-ı itibara almıyorum zaten artık. Okumaya devam et

Kadın Olmak.

8 Mart Dünya Kadınlar günü
Bir kız çocuğu olduğumu bilinçli olarak idrak ettiğim gün kaç yaşıma tekabül ediyor bilmiyorum. Dört -beş yaş civarlarıdır herhalde. Kare kare de olsa hatırlayabildiğim anılarım bu yaşlarıma ait çünkü.  Bir de kardeşimle aramızda beş yaş var bizim. Farklı bir cinsiyetten birinin hayatımıza dahil olduğunu anladığım zamanlar O’nun doğduğu zamanlardır herhalde diye düşünüyorum.
Ben 4-5 yaşlarıma kadar bir kız çocuğu olduğumun ayırtına varmamış şanslı kadınlardanım bu dünya üzerinde!  Öyle aristokrat bir sınıftan gelmiyorum, yanlış anlaşılmasın hemen.  Çalışan bir annem vardı, babam devlet memuruydu. Türkiye’deki yüz binlerce aileden pek de bir farkımız yoktu aslında. Kendimi şanslı saymamın birinci sebebi; herkesin olduğu gibi, hayatımda tanıdığım ve güven duyduğum ilk insan olan annemdir. Çalışan, toplum içinde de aile içinde de var olan, güçlü ve ayakları yere basan bir kadın. Kendimi şanslı saymamın ikinci ve belki de en önemli sebebi toplumsal cinsiyetçi bakış açısından elinden geldiğince beni uzak tutmaya çalışarak büyüten babamdır. İnsan çocuk büyütürken, özellikle de bir kadın olarak kız çocuğu büyütürken ancak anlıyor bunları .Oysa ben de pek çok ergen gibi ne kavgalar etmiştim annemle de babamla da zamanında halbuki.

Okumaya devam et