”Şuncacık Çocukla” Nerelere, Nasıl Gidilir?

Kızımla seyahatlere kendisi üç aylıkken başladım. ”Şuncacık bebekle ne işin var oralarda otur evinde” bakışları ile de o zaman tanıştım, müşerref oldum, halen de sık sık görüşürüz bu bakışlarla. Seyahat ve gezilerimiz sayesinde arayı hiç açmıyoruz, maşallah!
Sadece bakışlarla sınırlı değil tabii ki. Benim kafama koyduğumu ve doğru bildiğimi muhakkak yaptığımı bilenler bakış atmakla yetinmek zorunda kaldılar, yazık. Ama bilmeyenler bakışlarını sözlere de dökmekten geri kalmadı. ”Bu yaşa kadar gezdiğimiz tozduğumuz yetmez miymiş” de, ”azıcık da evimizde otursaymışız ” da, şuncacık çocukla yollara düşüyormuşuz, hem biz sersefil oluyormuşuz, hem  el kadar bebeği yollarda sefil ediyormuşuz da, hasta olurmuş da, düzeni bozulurmuş da…Böyle uzayıp giden bildik tanıdık cümleler… Kimisine sabırla yanıt verdim, makul makul. Ne kadar anlatsam da fikri değişmeyecek olanlara da kısa yanıtlar verdim, geçtim. Ama gezmekten vazgeçmedim. Öyle böyle derken yıllar geçti. Üç aylık bebek büyüdü, üç yaşını geçti. Bu üç yılda bile ne kadar güzel seyahat anılarımız var. İyi ki gitmişiz, iyi ki gezmişiz. İyi ki hem kendimizi hem de kızımızı bu anılardan mahrum etmemişiz.

Tamam, kabul ediyorum. Bir bebekle en yakın alışveriş merkezine bile gitmek uzun bir hazırlık süreci, sürprizler ve yorgunluk demekken, seyahatler, hele de yurt dışı seyahatleri elbette ki tek başınıza ya da çift olarak seyahat etmekten çok daha yorucu ve zor olabiliyor. Ama değiyor.
Kızımız ilk çocuğum. Dolayısıyla çocuk ve bebek bakımı ile ilgili pek çok şeyi ne kadar okusam etsem de neticede deneme yanılma yöntemiyle öğrendim. Küçük bebek ve küçük çocukla seyahat de aynı şekilde deneyerek tecrübe ederek öğrenilen bir şey. Ben mesela, bebeği ile ilk uçak seyahatinde bebeğinin nüfus cüzdanını unuttuğu için bileti yanmış bir anneyim.  Bakın şimdi burada ahkam kesiyorum.  Nerdeen nereyeee değil mi? Okumak, bilgi toplamak, başkalarının deneyimlerinden çıkarım yapmaya çalışmak da çok önemli. Ne kadar okursanız, bilgi toplarsanız tabii ki çok yardımcı oluyor, bazı bilgiler oluyor ki hatta ufuk açıyor zihninizde..ama son tahlilde her çocuk kendine özel olduğundan çocuğunuzun huyuna suyuna göre belirliyorsunuz pek çok şeyi. Bunun için ekstra bir şey yapmanıza gerek yok. Anne kafası zaten her şeyi çocuğunun huyuna suyuna, düzenine göre belirleyecek şekilde çalıştığından bunun için fazladan bir çaba sarf etmenize gerek yok. Kendinizi doğanın güvenilir kollarına bırakın!
Son üç yılı düşündüğümde, kendimce bebek ve küçük çocukla seyahat etmenin mihenk taşlarını ufak ufak kafamda oturttuğumu fark ediyorum. Yok, çok mütevazı bir cümle kurdum! İnsan kendi hakkını da kendine teslim etmeli arada sırada. Mütevazılık da bir yere kadar dostlar! Bebek ve küçük çocukla seyahat benden sorulur diyecek kadar olmazsam da ( ki bence o mertebeye erişmek mümkün değil) bu konuda artık tavsiyeler verebilecek, konu üzerine bilmişlik taslayabilecek kadar tecrübe sahibi olduğumu da kabul etmeliyim.
Siz sevgili annelerle paylaşmak istediğim, bebek ve küçük çocukla seyahat etmenin temel kural ve prensipleri başlığı altında sıralayacağım çok bilmişliklerimle sizi baş başa bırakıyorum efendim:
  1. Birinci olmazsa olmaz şart cesaret etmek! Cesaret edeceksiniz. ”Ay ben yapamam” , ”o kadar yolu bu bebeyle nasıl gideyim”, ”çocuk sürekli kıpır kıpır”, ”geceleri  bile uyutmuyor zaten”, ”emziriyorum gidemem”, ”daha tuvalet eğitimi vermedik”...vb. bahanelere sığınacaksanız hiç yola çıkmayın. Baştan pes edersiniz. Bende ‘dünya üzerinde en az bir kişinin başardığı bir işi demek ki ben de başarabilirim’ gibi oldukça gaz veren bir huy var ki çok severim bu huyumu. Anneliğimin ilk ve büyük kısmı evde geçen zamanlarında anne bloğu okuyacak çok vaktim olduğundan rastladığım bloglardan biri de gezginanne‘ ydi. Bana ilk O, sonra da okuduğum diğer seyahat sever anne blogları cesaret verdi. Onlar yaptıysa ben de yapabilirim dedim ve yaptım da. Bu konuda şu an okumakta olduğunuz benim canım bloğum da epey işinize yarayacak, emin olun. Bebek ve çocukla seyahatin püf noktaları konusuna hemen hemen tüm yazılarımda değiniyorum zaten.
  2. Çocuğunuzu iyi tanıyın. Çok iyi bir gözlemci olun. Yani…havaya konuşmuş gibi hissettim şimdi. Her anne çocuğunu iyi tanır zaten değil mi? Esas söylemeye çalıştığım şu aslında: Seyahat planınız başladığı andan itibaren henüz hiç bir hazırlığınız olmasa bile zihnen hazırlanmaya başlayın. Seyahatiniz genel hatları ile belli olsun ama; nereye gidiyoruz, nerede kalacağız, kaç gün kalacağız, gideceğimiz yerin hava koşulları nasıl? Bu temel soruların cevabı belliyse bebeğinizin ya da çocuğunuzun günlük rutinini gideceğiniz yerde, oranın şartlarında kafanızda canlandırın. Bu söylediğim çok garip gelebilir size ama bunu yaparsanız kesinlikle atlamamanız gereken o kadar çok ayrıntı ortaya çıkacak ki..Mesela yanınıza almanız gereken bir eşya, ya da ilaç…Yanınıza almadığınız takdirde gittiğiniz yerde seyahatinizin kalitesini oldukça düşürecek bir şey olabilir, mazallah! Bu söylediğimi yaparsanız gerekli eşya listenizin eksiksiz olması mümkün. Örneğin bebeğinizi ve çocuğunuzu uymadan önce her gün yıkayan birisiniz diyelim. Evdeki konforunuzla sorunsuz şekilde hallolacak bu konu bir otel odasında daha zor olacaktır. Bebeğiniz için ayrıca şampuan almanız gerekecek mesela. Otelin size sunduğu banyo malzemelerini kullanamazsınız bebeğiniz için;  belki alerjik olabilir…Ya da çocuğunuz daha büyük diyelim, bu kez banyo için onun banyo terliklerini evde unutmamalısınız. Çünkü otellerde çocuk yatağı verirler ama çocuk terliği vermezler. Bunun gibi pek çok örnek verilebilir. Bu küçük ayrıntıların seyahatinizi daha konforlu hale getireceği kesin.
  3. İkinci maddedeki kafada canlandırma olayını yolculuk için de uygulayın. Eğer yurt dışı, hele de kıtalar arası falan uçacaksanız yolda da ciddi bir zaman dilimi geçireceğiniz kesin. Bebeğiniz neleri sever, çocuğunuz nelerle en uzun süre sıkılmadan oyalanabilir? Bazı bebek ya da çocuklar herhangi bir taşıt aracına biner binmez uyur ve yolculuğunun büyük kısmını uyuyarak geçirebilir. Peki çocuğunuz bizimki gibi doğduğu günden beri uyumayı hiç sevmeyen bir çocuksa ne olacak? O zaman da onu saatlerce oyalayabilecek faaliyetler yaratacaksınız. Kimi çocuk yemek yemekle oyalanır; o zaman yanınıza bol atıştırmalık alacaksınız. Kimisi boyama sever, kimisi oyuncak, kimisi bebek…Ama uçak ekranlarının hayat kurtarıcılığına da eninde sonunda sığınıyorsunuz; orası ayrı.
  4. İkinci ve üçüncü maddelerdeki canlandırmalar sayesinde gerekli eşyaları tespit ettiniz. Sıra valizinizi hazırlamaya geldi. Hem sizin hem de o valizitaşıyacak kişi yani eşinizin huzur ve mutluluğu için gerekli ve yeterli miktarda eşya alın. Valizinize koyacağınız şeyler ne fazla ne de eksik olmalı. Ben bu bahsettiğim optimizasyonu sağlamak için seyahatin planı daha ortaya çıkar çıkmaz ikinci ve üçüncü maddede yazdığım gibi canlandırmalar yaparak gerekli eşyaları tespit eder, hemen liste yapmaya başlarım.  Aklıma gelenleri valiz hazırlama gününe kadar bu listeye yazıyorum. Valizi ise yolculuktan üç gün önce ortaya çıkarıyorum ve yavaş yavaş doldurmaya başlıyorum. Tüm eşyaları valize koyduktan sonra yolculuktan önceki son gece kendimi dürüstlüğe tekrar davet ediyorum ve ‘‘Özge, bu eşyaların hangisi gerçekten gerekli?”diye soruyorum. İnanır mısınız, bu son elemede en az üçte biri eleniyor eşyaların ve şimdiye kadar son elemede eleyip de keşke getirseydim dediğim bir eşya olmadı.
  5. Ecza kutusu edinin. Bu konu çok mühim. Malum bebek veya çocukla seyahat ediyorsunuz. Hastalık her daim kapı eşiğinizde bekleyen istenmeyen bir misafir gibidir. Hava değişimi ve beslenme düzenindeki değişim hastalığa zemin hazırlayabilir. Hava alanları, toplu taşım araçları vb. pek çok mikrop ve virüsün kol gezdiği yerlerde bulunmanız kaçınılmaz olacak. Bu nedenle orta şiddetli ve küçük çaplı rahatsızlıklara çözüm olan ilaç ya da gıda desteği gibi şeyler için bir ecza kutusu yapın. Benimki ayakkabı kutusundan mesela. Oldukça da kullanışlı tavsiye derim. Böylelikle ilaçlarınız hem sarsılmıyor hem de düzenli bir şekilde duruyor kutuda hem de istediğinizi hemen bulabiliyorsunuz bu düzen içinde. Benim ecza kutusunun demirbaşları: ateş ölçer ( bir süre sonra ateşinin kaç olduğunu bir dokunuşta anlayabiliyorsunuz gerçi) , ateş düşürücü. Hatta ateş düşürücüyü kabin bagajıma da alırım.( Çocuk ilaçları kabin bagajında serbest, aklınızda olsun.) Uzun uçuşlarda ya çocuğun ateşi çıkarsa? Gördüğünüz gibi benim gibi pimpirikli olmak bile gezmeye engel değil !  Nezle grip için bir şurup, alerji için kaşıntı giderici merhemler, ishal ve kabız (seyahatlerde en çok başınıza gelen şeydir) için gıda desteği. Kendimiz için de benzer şeyler koyuyorum ecza kutusuna. Biz de hasta olmayalım değil mi?
  6. Bebek arabası. Ya da stroller dedikleri baston bebek arabası. Ve bu arabaların yağmurlukları. Bu maddeyi yazmama gerek var mıydı bilmiyorum? Zira bebeğiyle/ çocuğuyla seyahate gidip de bebek arabasını götürmeyecek var mıdır bilmiyorum. Götürmezseniz gezebilmeniz pek mümkün değil zira. İki adımda bir yorulan, kucak isteyen, uykusu gelen, karnı acıkan, yürürken etrafa takılan, iki ileri bir geri giden bir veletle gezilmez. Eğer ki pusete oturmayı seven bir çocuğunuz/ bebeğiniz varsa çok şanslısınız, dünya üzerinde her yere gidebilirsiniz. Bizim kız öyle değildi. Ama biz 3 yaşına kadar her engele rağmen yine de üstün bir gayret ve azimle O’nu pusette oturtmayı başardık. Sürekli konuştuk, eline oyuncak verdik, yiyecek verdik vs vs. Bizimki gibi özgürlük düşkünü bir bebeniz varsa işiniz zor, itiraf edeyim. Ama imkansız değil. Biz başardık siz de  yapabilirsiniz.
  7. Cesaret konusu tamam. Günlük rutini kafamızda canlandırdık, gerekli eşyaları yeterli miktarlarda aldık. Bebek arabası da alındı. Şimdiiii…. Çok önemli bir madde daha geliyor: Baştaki cesaret kadar önemli : R-a-h-a-t olacaksınız! Rahat olmazsanız kesinlikle olmaz. Gerekli tedbirleri aldığınızdan emin olduktan sonra biraz kendinizi rahat bırakacaksınız. Bırakın çocuk biraz rutinin ve düzeninin dışına çıksın.  Her zamanki saatinde uyuyamayabilir. Öğle uykusunu atlamak zorunda kalabilir. İştahı kapanabilir. Eski düzenlerine eve döndükten sonra bir kaç gün içinde geri dönüyorlar zaten, endişelenmeyin.  Çok takılmayın; etraf ne der? insanlar bize bakıyor!!  gibi çekinceleriniz de olmasın. Çocuğu ya da bebeği olan tek kişi siz değilsiniz dünyada ve herkes bir gün çocuktu, bunu unutmayın. Çocuğunuz olduğu için utanmak zorunda değilsiniz. Bazen yaramazlık yapmak her çocuğun hakkı. İstediğiniz düzeyde hijyenik olmayabilir ortam. Çok dert etmeyin. Ben hijyen konusunda biraz fazla hassasımdır mesela ama defalarca uçak koridorlarında kızımın emeklemesine göz yummak zorunda kaldım. O minnacık ve temizliği malum uçak tuvaletlerinde kim bilir kaç defa bez değiştirdim. Dokunma sakın diye uyarmama karşın hava alanlarındaki tuvaletlerde her yere dokunuldu, yerlerde yatıldı…Daha neler neler. Rahat olun biraz. Bu sözüm hem anne hem de babalar için geçerli elbette. Tek taraflı rahatlık en beter rahatsızlıktır bence.
Bu saydığım temel ilkelere riayet ederseniz bence şuncacık bebekle de, şuncacık çocukla da her yere gidilir. Gezilir tozulur. Emek olmadan hiç bir şey olmuyor. Biraz uğraşacaksınız, azıcık fazladan yorgunluğa katlanacaksınız. Ama değecek. Bebeklerimizin biraz büyüse, ele gelse de rahat etsek dediğimiz günleri fırsat buldukça çıkılan bu seyahatlerle hem daha çabuk hem de daha güzel ve keyifli geçiyor. Evlere hapis olmak zorunda değilsiniz. Özetle; biraz siz ortama uyacaksınız, biraz ortamı kendinize uyduracaksınız. Gezip tozacaksınız. Mutlu olacaksınız.
Sevgiler.
(Tüm yazı içeriği benim şahsi görüşüm ve tecrübelerimdir. Uzmanlara (doktor vb ) danışılabilecek konularda sorumluluk kabul etmem. )

 

”Şuncacık Çocukla” Nerelere, Nasıl Gidilir?” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir