Seyahatlerde Nasıl Formda Kalınır?

Bu blog, biliyorsunuz, bir diyet-sağlıklı beslenme blogu değil elbette. Amma velakin bu konulara neredeyse 20 yıldır kafa yormuş, deneme yanılma yoluyla pek çok öğrenmiş, sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam konusu ilgi alanına epeyce giren biri olarak bu başlığı atma hakkını kendimde gördüm efendim naçizane.
18 yaşıma kadar hep fazla kilolu bir kızdım. Fazla kilolu olmak ön ergenlik ve ergenlik yaşlarında bir kız için epey büyük bir sorun. Bir kere güzel olmadığınızı kesin olarak biliyorsunuz, çünkü böyle inanıyorsunuz. Gerçek bu olmasa bile. 18 yaşıma kadar ”güzel” olmayan bir kız olarak, her ne kadar içten içe duruma üzülüp çeşitli diyet denemelerine girmiş olsam da, durumu çok da kompleks yapmadığımı söyleyebilirim. Gönül işlerine, çıkma tekliflerine, ergen oğlan dertlerine ayıracağım zamanı ve enerjimi kitap okumak, küçük hikayeler yazmak, şiir yazmak, resim yapmak gibi kendi odamda çeşitli entelektüel faaliyetlere harcadım. Çok da iyi yapmışım! 
Ama 18 yaşıma gelip de üniversiteye de girince, bu böyle gitmez en güzel yaşlar istediğin blujeani giyemeden geçmez dedim. O zamanlar yeni yeni yaygınlaşmaya ve günlük hayatımızda yer almaya başlayan internet üzerinden Türk Kalp Vakfı’nın internet sitesinden ( akıl işte, Kalp Vakfı’nın diyetiyse sağlığa zararlı olmaz diye düşündüm) bir diyet buldum. Harfiyen uydum ve takdire şayan bir irade örneği göstererek bir kaç ayda 20 kilo vermeyi başararak bugünkü kiloma indim. Sonraki yıllarda dönem dönem artı 5, eksi 5 kilo olmak üzere (hamilelik dönemini saymıyorum) dalgalanmalar olsa da, kilomda radikal değişikliklere izin vermedim.
Diyet yapıp sağlıklı kiloya ulaşanların en büyük sorunu o kiloyu korumaktır. Hele hele de sık sık seyahat eden, gezmeyi seven bir gezenti iseniz işiniz daha da zordur. Çünkü evdeki düzeninizi gittiğiniz yerde tutturamazsınız. Ayrıca gidilen yerlere özgü tatları denemek istersiniz. Olması gerektiği gibi egzersiz yapamayabilirsiniz. Derken… ipin ucu kaçar. Minik bir göbecik ile evinize dönersiniz.
Aslında seyahatlerinizde de hem sağlıklı kilonuzu korumak hem de seyahatin yeme içme keyfinden ödün vermemek mümkün.
Ben olayı nasıl çözdüm onu anlatacağım ama işin uzmanı değilim, o yüzden sorumluluk kabul etmem. Siz yine de bir bilene danışın tabii.
Seyahati nereye, hangi amaçla ve hangi koşullarda yapacaksınız? Önce bu Konu kafada netleşecek. Örneğin gezgin sıfatı ile başka bir ülkenin bir kentini keşfedeceksiniz diyelim. Gideceğiniz şehir bir Avrupa şehri ise beslenme konusunda çoK fazla çizginizden ödün vermenize gerek almaz. Çünkü Türkiye’de bulduğunuz hemen her şeyi oralarda da bulabilirsiniz. Avrupa’da bir yere gidiyorsak oteli kahvaltılı alıyoruz biz. Kahvaltılar tam Türk kahvaltısı gibi olmasa da yakın tatlar mevcut. Ben sabahları genellikle meyve- yoğurt- tahıllı gevrek ve kahve ile kahvaltı yaparım otellerde. Sonra da öğle yemeğim için kepekli ekmeklere peynir ile sandviç yapar, masadaki peçetelere sarar çantama atarım. Sevgili kocam Mc Donalds gibi fast foodları tercih ederken ben sağlıklı sağlıklı sandviçimi yer, O’na da örnek olurum. Kızımız ile yaptığımız seyahatlerde de aynı sandviçlerden ona da yapmaya başladım. Tabii O daha küçüK, beslenmeye ihtiyacı var. Bu nedenle kahvaltıdan varsa kek, kruvasan gibi yiyeceKleri de alıyorum O’nun için. Akşam yemeklerinde mümkün mertebe salata, sebzeli pizza, çorba gibi yiyecekleri tercih ediyorum. İtalya seyahatimizde örneğin gelatolar gelsin pizzalar gitsin bir durum vardı ama bu müthiş lezzetleri yediğim günün ertesi günü unsuz, şekersiz ve yalnızca sebze ve bir-iki adet elma ile gün geçirdim. Böylece durumu dengeledim. Kalori dengeleme yöntemi oldukça etkili oluyor form korumak konusunda.
Seyahatlerde benim formumu korumamı sağlayan esas şey aslında bol bol yürümek. Daha önce görmediğiniz bir şehri arabanın içinden camdan bakarak keşfedemezsiniz, anlayamazsınız zaten. Bu nedenle gidebildiğiniz her yere yürüyerek gidin. Ben de sevgili kocam da seyahatlerimizde şehirleri yürüyerek gezmeyi çok severiz. Bizim kız uzun süre pusetinde eşlik etti yürüyüşlerimize ama artık kendisi de bizimle yürüyor. O bizimle yürüyünce iki ileri bir geri oluyor biraz gezintiler ama o kadar olacak artık.
Anne-kız yürüyüş yapıyoruz- (Riga)
Peki mutfağı ve yeme kültürü bizden epey farklı olan ülkelerE seyahat yapıyorsak ne olacak? Mesela ÇinYa da Malezya veya Güney Kore. Çin yazılarımda bahsetmiştim. Çin’de hazırlıksız yakalandım, aç kaldım 5 günde 2 kilo verdim. Ama Malezya ve Güney Kore seyahatimde, hamileydim üstelik, sağlıklı besleneyim fazla baharat, bilmediğim et vb. yemeyeyim, çorba içeyim, salata yiyeyim dedim ama meğer bütün çorbalarını bol kremalı, bütün salatalarını da bol kalorili soslarla yapıyorlarmış. 15 günde 3-4 kilo alarak dönmüştüm de doktorum ne yaptın sen böyle hemen kendine gel demişti. Kıssadan hisse, gideceğiniz ülkenin yeme alışkanlıklarını azıcık bilin, biraz araştırın öncesinde. Uzak doğu ülkelerine giderken, Kalacağınız süreye bağlı olarak yanınıza konserve, tahıllı bisküvi, kuru yemiş gibi yiyecekler götürmek mantıklı olabilir. Böylece bir günde en azından bir öğünü sağlıklı bir şekilde atlatabilirsiniz.
Otel kahvaltıları genellikle continental dedikleri şekilde standart yiyeceklerden oluşur. Kahvaltıyı az önce söylediğim şekilde sizi uzun süre tok tutacak, bol proteinli, tam tahıllı, yoğurt, yumurta, süt, meyve gibi yiyeceklerle güçlü şekilde yaparsanız zaten günün geri kalanında en azından akşam saatlerine kadar açlık yaşamaz, sağlıksız kek, kurabiye, bisküvi vb. yiyeceklerle açlık bastırmaya kalkışmazsınız. En son Tallin seyahatimizde sabah yaptığım güçlü kahvaltıdan sonra gün içinde sadece bir önceki yazımda bahsettiğim Letonya ekmeğinden biraz yiyerek ertesi sabahki kahvaltıya kadar idare edebildim. Çünkü tek alternatifim Burger King’den hamburger ve patates yemekti, ki hem sevmem hem de vücuduma o zararlı yiyecekleri almak istemem.
Buraya kadar kısaca özetleyelim o zaman:
  • Gideceğiniz yere göre strateji belirleyin. Uzak doğu gibi farKlı yeme içme kültürü olan yerlerde fast food zincirlerine mahkum olmamak için yanınıza konserve, tahıllı barlar, bisküviler, kuru yemişler götürebilirsiniz.
  • Kahvaltı seyahatlerde de bana göre günün en mühim öğünü. Bol proteinli, yumurtası, sütü, tahıllı kahvaltılık gevrekleri, yoğurdu meyvesi bol bir kahvaltı yapın. Hatta meyvelerden gün içinde atıştırmak için fazladan alın. Peynirli küçük sandviçler hazırlayın kendinize. Çantanızda bulunsun. Açlık krizine girerseniz çikolata bisküvi gibi şeylere yeltenmezsiniz böylece.
  • Gittiğiniz yere özgü tatlardan elbette deneyin. Ama niteliklerine göre ertesi gün hem daha az yiyerek hem de daha fazla hareket ederek diyetini ödeyin.
  • Uykunuzu alın. Jet lag çok fena. Hem uykusuz bırakıyor insanı hem de vücudunuzun alışık olmadığı saatlerde yemek yemek zorunda kalıyorsunuz. Bu nedenle hafif şeyler yeyip için. Çorba, salata, meyve gibi. Ama kremalara ve soslara dikkat!! Kremasız çorba candır. Salata soslarını da üzerinden sıyırın bir zahmet.
  • Bol bol yürüyün. Gittiğiniz yeri yürüyerek keşfedin. Yürümek hem sizi formda tutar hem de iştahınızı baskılar.
Son olarak, evinize dönünce bir kaç gün yine hafif şeyler yeyip, bol bol su içmenizi tavsiye ederim. Uçak yolculuğu, yol yorgunluğu, uykusuzluk, jet lag derken epey sarsılmış olan bünyenize sakın eve dönüşte seyahat boyunca gözünüzde tüten kebaplara pidelere atlayarak kötülük etmeyin bence.
Benim tatilde kilo almamak ve formumu korumak üzerine zamanla geliştirdiğim yöntemler bunlar. Umarım size de yol gösterici olmuştur.
Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir