Riga’ya Veda

Gittiğimiz yerlerin yerlisiymiş gibi yaşama tecrübesi kazandıracak türden seyahatler o şehri öğrenme, anlama ve yaşama konusunda bambaşka bir bakış açısı veriyor. Marketlerinden alışveriş yaptığım, o yöreye özgü ürünleri mutfakda kullanarak yemekler pişirdiğim, toplu taşımalarını kullandığımız, yerli temizlik ürünleri ile temizlik yaptığım(!) seyahat tarzı çok daha farklı bir vizyon katıyor insana. Bu nedenle daha çok seviyorum.
Letonya seyahatimiz de bu türdendi. Geçmiş zaman kullandım çünkü an itibari ile memlekete döndük. Ama Riga yazılarım kaldığı yerden devam edecek, daha paylaşacaklarım bitmedi. Bilhassa 3 yaşında ve oldukça hareketli bir çocukla, böyle bir coğrafyaya nasıl gidilir sorusunun cevabını vereceğim, merakları giderecek, cesaretimden ötürü gelecek tebrikleri kabul edeceğim:)

Karlar altında müze ve kilise gezisi ile geçirdiğimiz günün ertesi gün yine karlı ve soğuk bir gündü ama yine ve yine evde otur(a)madık! Bu kez evimizin yakınındaki büyük bir alışveriş merkezine gidip daha önce Kiev gezimizde isteyip de bir türlü tatmaya fırsat bulamadığımız şu meşhur Borsh çorbasını tadalım dedik.
15 dakika yürüme mesafesi kadar uzak olan alışveriş merkezine iki ileri bir geri 40 dakikada ulaştık. Çocuk oyun alanında, petshopta ve süper markette vakit geçirdik önce. Mutfağa biraz ilgi duyan biriyim, bu yüzden gittiğim yerlerde süper market gezmeyi çok severim. O bölgenin beslenme alışkanlığı hakkında en iyi bilgiyi marketler verir bana göre. Örneğin Riga’daki bu süpermarkette ekmek ve hamur işi bölümü oldukça geniş.
Letonya - Riga- Alfa - Rimi- Ekmek reyonu
Sıra sıra,çeşit çeşit ekmekler…
Ekmek konusunda bence uzmanlar. Onlarca fazla çeşit ekmek var. Tadımlık ikramları sayesinde hemen hepsini tatma imkanım olduğundan ekmekte uzman olduklarını söylemekte bir sakınca görmüyorum. En fazla tüketilen ekmek türü esmer ekmek LACİ ve yine esmer unlu ama çekirdekli KURSU. Ekşi mayalı ekmeğin Türkiye’deki vatanı Karadenizli bir çekirdek sever olarak tabii ki tercihim KURSU oldu!
Letonya- Riga- kursu Ekmeği
Sütten daha fazla tükettiklerini düşündüğüm kefir ise süt ürünleri reyonunda onlarca farklı lezzet ve marka ile başı çekiyor. Polonya’da da öyleydi. Kefiri kahvaltıda hatta balık ile birlikte bile içiyorlardı. Demek ki eski Sovyet ülkeleri özellikle de kışları dondurucu soğukları ile ünlü olanlar kefir mucizesinden faydalanmayı öğrenmişler.
Pek çok kurabiye ve bisküvi çeşidi var. Kabak ve ayçekirdeğini hem ekmeklerinde hem de tatlı/tuzlu kurabiyelerinde sıklıkla kullanıyorlar. Oldukça da lezzetli.
Marketten Türkiye’ye de getirmek üzere içinde karabiber, zencefil ve tarçın olan tatlı bir bisküvi çeşidinden satın aldım. Bizim kız sevdi. O zaman bir bildiği vardır. Zira kendisinin rafine bir damak zevki var.
Letonya- KARABİBERLİ KURABİYE
Karabiberli Kurabiye
 O kadar dolaştık, acıktık . Tabii ki doğru çorbacıya. Çorba kültürü epey yaygın, çok farklı çeşit bulmak mümkün. Ama biz Borsh çorbası içeceğiz. Bu çorba aslında sadece Letonya’ya özgü bir çorba değil biliyorsunuz; dünya çapında bir ünü var kendisinin.  Çorbanın yapılış usulünde ülke ve bölgelere göre farklılıklar olsa da temelde pancar ve lahana ile yapılan soğuk ülkelerin çorbası demek yerinde olur bence. Riga’da yediğimiz Borsh çorbasında pancar ve lahana dışında havuç, patates, sarımsak, ceviz ve et parçaları da vardı. Ünlü esmer ekmekleri ile bizim salata kasesi diyebileceğimiz boyutta büyük kaselerde servis yapıyorlar ve bir ana yemek kadar doyurucu.
Letonya- Riga- Borsh Çorbası
Alışveriş merkezi ve Borsh çorbası deneyimiyle eda ettiğimiz günün sabahına pırıl pırıl güneşle uyanınca Riga Old Town’u bir kez de güneşli havada görelim istedik. Hem şehri ikiye ayıran Daugava Nehrini de ilk gün soğuktan görememiştik1
Hava güneşli dediysem tabii ki karları tamamen eritecek kadar değil, ilk gün donmuş halde fotoğrafladığım kanalın erimeye başladığını, hatta ördeklerin yavaş yavaş suya indiğini görmek güzeldi.
Letonya- Riga- Old Town- Erimeye Başlayan Kanal
Erimeye Başlayan Kanal
Letonya Riga Old Town-Özgürlük Anıtı- Brīvības piemineklis
Letonya Bağımsızlık Savaşında ölen askerler anısına 1935’de dikilen Özgürlük Anıtı.
Letonya savaş müzesinin himayesindeki Powder Tower 1330 yılında inşa edilmiş ve savaş yıllarında barut deposu olarak kullanılmış.
letonya-riga-old town-Powder Tower, İki bina arasındaki ince kubbeli kule
Powder Tower, İki bina arasındaki ince kubbeli kule
Old Town’da ziyaret edilecek yerlerden biri de St. Peter Bazilikası. Letonya- Riga- Old Town- St peter Bazilikası
Daugava Nehri üzerinde yürümek için yola koyulduğumuzda hava bulutlanmaya ve soğumaya başlamıştı ama motivasyonumuzu kaybetmedik. Daugava’yı köprünün üzerinden uzuun uzuun seyre daldık. İnandınız mı? ha ha!! Evet köprüye çıktık ama karşıya geçemedik çünkü otomobillerin vızır vızır geçtiği bu köprüde yanımızda şuursuzca bir oraya bir buraya koşan ve el tutmayan bir 3 yaş çocuğu vardı!! Bir iki fotoğraf çektik işte sadece.
Letonya- Riga- Old Town- St peter Bazilikası
Daugava Nehri, tarihi yapıların ve turistik bölgelerin yer aldığı Old Town ile plazaların, iş merkezlerinin bulunduğu şehrin modern kısmını net şekilde ayırıyor.
Riga Old Town’dan bir kaç güzel kare:

Letonya Riga- Old Town- sokak1

El yapımı Votka yapım makinesiymiş…

Letonya- Old Town- El yapımı Votka makinası

Tallin’e günübirlik yaptığımız geziden sonra yani dönüşten önceki Riga’da son günümüzde sabah yine pencereden göz kırpan güneşi görünce Riga’ya otomobil ile 45 dk uzaklıkta bulunan Jelgava şehrine gitmeye karar verdik. 4+4 saatlik gidiş dönüş Tallin gezimizden sonra 45+45 dakika bizim kız ile su gibi akar giderdi. Riga Otogar’dan kısa aralıklarla Jelgava’ya giden minibüsler ile Jelgava otogarına gidebilirsiniz. Yolda bolca kasaba göreceksiniz. Büyük çatıların altında kimi ahşap kimi kiremitten, kimi taştan masal kitabından çıkmış gibi evler yol boyunca size eşlik ediyor.
Jelgava, Letonya’nın en büyük 4. kenti. Nüfusu 150.000 civarında. Bana göre hafta sonları ailece gelinebilecek bir mesire şehri. İçinden bir nehir geçiyor, etrafında yerel tatların pişirildiği restoranlar ve cafeler var. Çocuk parkları, geniş çim alanlar…

Letonya- Old Town- El yapımı Votka makinası

Bu Rum Ortodoks Kilisesi’de Jelgava’da.
Letonya- Jelgava- Rus Ortodoks Kilisesi
Masal kitabından çıkmış gibi değil mi?
Sevgili eşim Letonya’ya bizden daha önce, hem de kış soğuklarının oldukça hissedilir olduğu bir dönemde gittiğinden her yıl bu şehirde gerçekleştirilen Uluslararası Buz Heykel Festivali’ne (International Ice Sculpture Festival)  iştirak edebilme şansına sahip oldu. Her şeyin bir bedeli var: Soğuk diye Şubat ayında Letonya’ya gitmek istemezsen böyle ilginç bir festivali de göremezsin!!
Bu festival kapsamında çeşitli konserler ve gösteriler düzenleniyor, hatta çocuklar için de ayrı ve oldukça da kapsamlı gösteriler de vardı bu yılki festival programında.
Sevgili eşimin gözünden 19. Uluslararası Buz Heykel Festivali

Letonya Jelgava International Ice Sculpture Festival Uluslararası buzdan heykel festivaliLetonya Jelgava International Ice Sculpture Festival Uluslararası buzdan heykel festivali

Şimdi 1,5 milyonluk bu küçük Baltık Ülkesi Letonya’nın başkenti Riga’ya çocukla gelince”neler yapmak neler yapmamak lazım?” gibi sorulara yanıt verecek notları paylaşma zamanı:
  • Malumunuz aylardan Mart. Türkiye’de bahar olabilir ama orası kara kış. Üstelik deniz kenarı olduğundan nemli de. Hele de bir rüzgar eserse!!! Gerçekten bu ayda bile dondurucu olabiliyor. Bu nedenle üçümüz de termal içlikler giydik. Hem alt hem de üst olarak. Spor malzemeleri satan mağazalardan satın alabilirsiniz. Çocuklar için de hem desen hem beden seçeneği çok. Eğer Mayıs- Eylül arası haricindeki bir zamanda buralarda iseniz ( bu söylediğim Estonya Tallin için de geçerli) içlik kesinlikle gerekli.
  • Kalın kışlık ve kapüşonlu mantolar bizim işimizi gördü. Ancak orada yaşayanlar çocuklarına -neredeyse istisnasız- su geçirmez omuzdan askılıklı pantolon ve üst şeklinde kayak tulumu gibi giysiler giydiriyorlar; ki çok mantıklı.
  • Soğuk ve rüzgar cildi kurutabiliyor. Nemlendirici krem yanınızda bulunsun.
  • Çocuklar için soğuk algınlığına karşı kullandığınız ilaçlardan götürün. Benim zaten demirbaş bir ecza kutum var. Her yere götürüyorum. Tavsiye ederim. Hem kutunun üstüne içinde neler var yazarsınız. Bir sonraki seyahatinizde kontrol eder eksikleri tamamlarsınız. Benim olmazsa olmazım: ateş düşürücü, nebulatör ( alerjik astım için), serum fizyolojik, bağırsak düzenleyici, anti alerjik şurup, krem ve hap, ağrı kesici. Bu Riga gezimden önce tavsiye üzerine keşfettiğim müthiş destek UMCA. ( Bu tespitim tamamen kişiseldir. Kullanmadan önce lütfen doktorunuza danışın) Soğuk algınlığı başlangıcında kullanıldığında önleyici etkisini net olarak gördüm.
  • Bizim kızın damak zevki rafinedir demiştim. Her yerde her şeyi yemez!! Bizimle Borsh çorbası da içmedi, pizzalarımızın da tadına bakmakla yetindi. Bu nedenle Türkiye’den getirdiğim tarhanaları yedirdim sabah akşam:)) Seyahatlerde çocukların uyku ve yemek düzeni değişiyor. Buna kendinizi hazırlayın ve telaş yapmayın. Bir kaç günden bir şey olmaz; korkmayın. Eve gelince bir-iki güne eski hallerine dönüyorlar. Yemek yemiyorlarsa emzirin. Çocuklar için de tarhana müthiş! Hangimizin evinde yok ki hem. Otelde kalıyorsanız otel mutfağından pişirmelerini rica edebilirsiniz. Alt tarafı tencereye koyup kaynatılacak. Zaten çoğu otel bebekli/ çocuklu misafirlerine kolaylık sağlar merak etmeyin. O  da olmazsa makarnayı sevmeyen çocuk yoktur herhalde?
  • Uyku tulumu benim seyahat bavullarımın demirbaşıdır. Gidilen yerin hava durumuna göre kalını ya da incesi alınır.
  • Çocuklar kendi yataklarında uyumak isterler. Bunun yaratacağı sıkıntıyı en aza indirmek için onlara sizinle beraber uyuma rüşveti verebilirsiniz : ) Yanınıza varsa uyku arkadaşını ve sevdiği oyuncaklarını almayı sakın ama sakın unutmayın. Bizim kız çantasına civciği ile ağaçkakanını koymayı unutmuş üç sabah civciğimle ağaçkakanım nerde diye ağladı!
  • Termal çorap ve kar botu olsa iyi olur. Ben kar botu almamıştım, normal botlarla gezdik ama karların içinde, eriyen kar sularının içinde oynamak için elinden gelen her şeyi yapan çocuğu engellemek çok kolay olmadı. Kar botu olsaydı bu kadar zor olmazdı.
  • Hava soğuk olduğundan termoslu suluk iyi fikir olurdu. Benim aklıma gelmedi. Dışarıdayken susamasın diye çocuğa evde bardak bardak su içirdim. Sonra tuvalet aradık her yerde.
  • Hem içini ısıtacak hem de enerji verecek tahin pekmez gibi atıştırmalıklar. Tok tutacak kurabiye ve tahıllı bisküviler çantanızda olsun. Bu hem sizin hem de çocuklarınız için.
  • Her seyahatinizde çocuğa sunabileceğiniz yeni (ya da daha önce görmediği) oyuncaklar almak kriz anlarında oyalamak için çok işe yarıyor. Pahalı şeylere gerek yok. Çıkartmalar, küçük maketler işinizi görür.
Riga seyahatimiz böyle geldi geçti işte. bir sonraki yazıda Estonya- Tallin var. Kendimizi orta çağ filmlerinin içinde gibi hissettiğimiz dondurucu şehir Tallin’de neler yaptık? Nasıl gittik? Tekmili birden bir sonraki yazıda!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir