”Neden Ağlıyor?” ‘un kardeşi ”Nesi Var?”

Ağlayan ÇocukBir de büyük kuzenleri var bu iki kardeşin: ”Çocuk ağlıyor”  ile ‘Al annesi ağlıyor!”  
Bu kardeşlerle kuzenleri tanımayan var mı sevgili analar? Var diyen beri gelsin, soracağım; nerede yaşıyor acaba?
Ağlama konusu annelikle birlikte bambaşka bir boyut kazanıyor günlük hayatın içinde.
Annelik insanı gerçekten başka bir evrene geçiriyor. Beynin çalışma şekli, çevresini algılayış biçimi kökten değişiyor insanın. Haliyle yüz metre çapında yer alan herkes ile ilişkisi, onlar hakkındaki düşünce ve duyguları da baştan aşağı bir değişim ve dönüşüme uğruyor. Bu yüz metre çaplı halkanın merkezinde siz ve bebeğiniz olsun. Sonra halka dışa doğru çemberlerle genişlesin.  Hayal edebildiniz mi? Konuyu anlatabilmek için somutlama yapıyorum dikkat ederseniz. Analık insana bilmediği şeyleri bile bildirip yaptırıyor! Heyhat! Neyse…

Annelik, biraz manik depresiflik biraz obsesiflik biraz da delilik durumu (delilik uykusuzluktanmışhatırlarsanız). Hal böyle olunca sizin bu halinizden en çok nasibini alanlar kimler olur? Tabii ki halkalardaki kişiler! Sizden sonraki en yakın halkada büyük ihtimalle eşiniz var. En büyük darbeyi de hep o yiyor haliyle. Afrayı tafrayı o yiyor, kaprisi nazı o çekiyor, triplere maruz kalıyor falan.. E  babalık kolay değil!  Sonra anneanne babaanne, bakıcı, yardımcı, hala, teyze, sokaktaki teyzeler diye gidiyor işte.
Bebeğin doğumuyla sizin ve onların hayatına giren babalık, anneannelik, babaannelik vb. sıfatları ile birlikte bu kişilerin daha önce bilmediğiniz yönlerini görmeye başlarsınız. Hemen hemen hepsinin içinden bir ”meraklı” çıkar! Yukarıda saydığım iki kardeş ile kuzen bu halkalardaki her bir şahsın ağzından hiç düşmez mesela. Çocuk doğar doğmaz başlar bu sorular ama ne zaman biter hiç bir fikrim yok. Ben daha oralara gelemedim. Benim kız 3 yaşını geçti, duymaya devam ediyorum. Demek ki çocuğun derdini anlatabilecek kadar konuşma becerisi kazanması da bu sorulara muhatap olmayı engellemiyor. Şimdilik vardığım sonuç bu.
Tamam, bebekten/çocuktan birinci derecede sorumlu, onunla hem organik hem de inorganik bağlara sahip olan tek kişi anne. Bunu kabul ediyorum. Ama bebek/çocuk ağladığında o esnada fiziken bebeğin/çocuğun yanında onunla ilgilenmeye çalışan, bazen ne yaptığını bilen, bazen ”ne yapsam acaba?” diye düşünen annenin suratına dönüp oturduğunuz yerden, ya da her nerede duruyorsanız işte, önemsiz… ”neden ağlıyor?”  ya da ”nesi var?” diye soruyorsunuz ya…Bu soruyu duyan kadınların çok büyük bir çoğunluğunun ne hissettiğini ve ne düşündüğünü yazayım size:
  • İlk olarak ağzını bozuyor! Ama içinden tabii ki. Hadi itiraf edin analar:) Hem de malum halkada merkeze ne kadar uzak ya da yakın olduğunuzdan bağımsız olarak!
  • ”Ne bileyim ben neden ağlıyor, ne bileyim nesi var? Bu bebenin anasıyım ama müneccim değilim ki? Doktor da değilim; teşhis koyayım” diye söyleniyor. …Tabii ki içinden.
  • ”Ne olduğunu bilsem, çaresine anında bakarım. Senden daha fazla rahatsız oluyorum ben ağlama sesinden emin ol, çünkü ben onun anasıyım.” diyor. …Tabii ki içinden.
  • ”Nesi var ve neden ağlıyor biliyorum ve şu anda çaresine bakmaya çalışıyorum zaten, görmüyor musun? Sana cevap verecek, o çok muhterem merak duygunu giderecek halde değilim. Durum açıklaması yapamam şu anda! ” Diyor. Tabii ki içinden.
  • ”Neden ağlıyor nesi var bilsen bir şey yapabileceksin sanki, yine ben uğraşacağım her şeyle.” diyor. Tabii ki içinden.
Bir de dışından söylediklerine, yani sorularınıza cevaben sizin duyduklarınıza bakalım:
Soru: ”Neden ağlıyor” , ”Nesi var?”
Cevap: ”Ay ben de bilmiyorum kiiii hayatım/anneciğim/teyzeciğim/…cığım,…ciğim…’
Ağlamanın sebebi biliniyor ise:
Cevap :  karnı acıkmış, emziriyorum hayatım/anneciğim/teyzeciğim/…cığım,…ciğim…
Gerçekler ve hayaller arasındaki farkı net anlatabildim mi acaba?
Gerçek bu değil biliyorum ama; bu soruların arkasında şöyle ince ince saklanmış bir şey hissediyor anne kişisi:  ”Neden çocuğu ağlatıyorsun? Susturmak için çaresini biliyorsan hemen yapsana!
Off anlatırken bile çileden çıkıyorum!!
Sormayın şu soruları, dilinizin ucuna gelince yutuverin! Onun yerine şu iki kardeşi öneriyorum size: ”Benim yapabileceğim bir şey var mı?” ya da ”Sana nasıl yardım edebilirim?” Kulağa ne güzel geliyor değil mi?
Çocuğu ağlayan o zavallı ananın o an en son istediği şey merak gidermek! Eğer size yapabileceğiniz, yardım edebileceğiniz bir şey olmadığını söylüyorsa anne, o zaman yanından ayrılın. Gerçekten. Anneler bazen bebeklerle tek başına kaldıklarında olayları daha iyi kontrol edebilir ve sorunları daha kolay çözebilirler. Bana inanın. Doğa bizi bunu yapabilecek şekilde donatmış, merak etmeyin.
Bir de şöyle bir sahne canlandıralım: Diyelim çocuğu uyuttunuz, öğlen uykusu  ya da akşam, artık her neyse…Siz de yakaladığınız bu yegane boşlukta yemek yiyorsunuz, sıcak çay içiyorsunuz. Birden bir ağlama sesi duyuluyor ve kimler varsa ortamda neredeyse istisnasız: ”Özgeee, çocuk ağlıyor!!” diyor, ya da en iyi ihtimalle kafalar size çevriliyor dehşet içindeki gözlerle: ”Hadi aksiyona geç, oturma öyle, sıcak çay, sıcak yemek senin neyine”  dercesine…
E duyuyorum ağladığını çocuğun!! O ortamda kimse duymasa bile ben kesinlikle duyarım merak etmeyin. Zaten kulağımın birini çocukla birlikte bırakıyorum odada, teyakkuz halinde bir hayat tarzım var 7/24. Ben zaten irkiliyorum o cıyaaaakk sesini duyunca, bir de birileri ”ağlıyoooorr, eyvaaahhh” falan deyince çileden çıkıyorum!  Çocuk ağlıyor ağlıyor da ben gerçekten duymuyorsam, tamam uyarın ama daha ciyak sesinin ci hecesinde de yapmayın bunu gözünüzü seveyim!!
Alternatif olarak, ”sen çayını iç, ben bakayım çocuğa” deyin mesela. Ya da ”sen yemeğini bitir, ben bebeği alıp sana getiririm” deyin. Stres yükseltmeye değil, gerginlik almaya çalışın ne olur?
Gelelim büyük kuzen: ”Al annesi, ağlıyor” a.
Bu cümleyi duyuyorsanız an itibarıyla bebek başkasının kucağındadır. Peki siz ne yapıyorsunuzdur o esnada? Mama hazırlıyor olabilirsiniz, yemek yapıyor olabilirsiniz, tuvalete gitmişsinizdir belki, duş alıyorsunuzdur, belki de çayınızı sıcakken içme keyfine varıyorsunuz. Veee ciyaaaakk!!! Sonra : ”Al, annesi ağlıyor!” Alacağım tabii ama biraz da siz deneseniz susturmayı da ben iki dakika rahat etsem, çayımı sıcakken içsem, rahatça bir duşumu alsam… diye içimden geçirdiğim o kadar çok zaman var ki.
Yahu çocuk bu, ağlayacak tabii ki! karnı acıkır ağlar, susar ağlar, ilgi ister ağlar, canı sıkılır ağlar, hasta olur ağlar, bazen sadece ağlamak için ağlar. Ağlamak onların iletişim biçimi. Konuşmak gibi yani. Siz hiç normal şekilde konuşan birine ”neden konuşuyorsun, neyin var?’‘ diyor musunuz? Böyle de abuk ve sinir edici bir soru gibi algılıyoruz biz anneler bu soruyu işte.
Neyse ki anneliğin bu kısmını taze geçtim. Darısı henüz oralarda olanların başına.
Bu soruların iyi niyetle sorulduğunu, ağlayan bebeği anneye veren kişinin en iyisini yaptığını düşündüğünü biliyorum.  Ama yine de , zaten bebek/çocuk ile ilgilenmekten yorgun düşmüş, bedenen ve ruhen efor harcayan annelere bu sorularla ruhi törpüler yapmayalım olur mu?
Ne demiştik; anneler farklı evrenlerde yaşıyor. En yakınındakilerin bile İyi niyetli söz ve davranışlarının kendileri üzerindeki tezahürü işte böyle nevrotik olabiliyor sevgili izleyenler.  Kendilerine ılımlı yaklaşalım, yardımcı olalım, O’nu anladığımızı belli edelim, yorgunluğunu azaltalım, sorumluğunu hafifletelim. En bunaldığı ve kendini çaresiz hissettiği bir anda yapacağınız minik, minicik bir katkı o annenin beynine kazınır. Sizi ve yaptığınız iyiliği hiç bir zaman unutmaz. Vefanın kralını görürsünüz. Bunun tersinin de geçerli olduğunu unutmayın ama.
Kadınlar çiçektir. Bu herkesin malumu. Anne olan kadınlar, hele de taze anneler en nadide çiçeklerdir. Kırmayalım, özenli yaklaşalım. İki düşünüp bir söyleyelim. Hatta mümkünse pek de bir şey söylemeyelim.
Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir