İzmir, Kordon, Kadın Müzesi

Share
Aslında bu gezimizdeki – ve umarım bundan sonrakilerdeki- amacım seyahatler esnasında neler yapıyoruz, nerelerdeyiz günlük olarak yazmaktı. Ama maalesef bir önceki yazıda bahsettiğim gibi benim dalgınlığım nedeniyle hayal oldu. Bir dahaki seyahate kaldı. Ne diyelim; sağlık olsun.
Gelelim gezimize. Aslında daha önce bir İzmir yazısı yazmıştım. Ancak daha çok yazacak gibi görünüyorum. Çünkü İzmir’e gelip gittikçe daha çok seviyorum, daha sık gelmek istiyorum. Geçmişte, İstanbul gibi bir şehir dururken ve hali hazırda Ankara’da, başkentte yaşarken neden İzmir’de yaşayayım ki der, biraz ön yargılı bakardım ama son bir kaç yılda hemen hemen her konuya olduğu gibi bu konuya da bakış açım değişti. Belki gelecekte burada yaşamayı  düşünebilirim. Bakalım gelecek neler gösterecek.
Evet, tamı tamına 9 günlük seyahatimizin yaklaşık 2 günü Sakız Adasın’da geçti. Ama ben önce İzmir’e bu gidişimizde neler yaptık? Benim 3,5 yaş cadısı ile nasıl başa çıktık/çıktım? Kendisi ile havuzlu, denizli ilk seyahatimizde neler tecrübe ettik? İzmir’de nerelere gittik gibi sorulara yanıt vereceğim.
Öncelikle İzmir’in en güzel bölgesinde, Kordon’da konakladık. Oldukça iyi ve konforlu bir otelimiz vardı. Otel’in bize sunmuş olduğu açık/kapalı havuz, açık/kapalı çocuk oyun alanı gibi olanaklardan sonuna kadar faydalandık. 3,5 yaş bücürü ile tatil, eğer çocuğu iyi yönetmeyi başarabilirseniz aslında geçmiş yıllara göre çok daha kolay.  Hele de eşinizle iş bölümü yapabiliyorsanız şahane!! Şehir içi ve şehirler arası otobüs yolculuğu, kara-ada arası tekne yolculuğu ve Ankara- İzmir gidiş dönüş uçak yolculuğu ihtiva eden bu seyahatimizde eşimle birbirimize en sık tekrarladığımız cümle ‘’ çok şükür, kızı büyüttük, bu günleri gördük’’ oldu. İlk 2 yıl zaten bebekler, sonraki 1-1,5 yıl ise yok 2 yaş sendromu, yok 3 yaş ön ergenlik krizi derken sinir harbi ile geçiyor.  3 yaştan sonra her şey yavaş yavaş rayına giriyor. Yani tünelin sonunda ışık var sevgili analar, azıcık sabır.
Oteli keşfediyoruz.
vee parkı keşfettik
İzmir’ e dönecek olursak; Geldiğimiz ilk gün – ki öğle saatleriydi- Türkiye’de son yılların sıcaklık rekorlarının kırıldığı bir güne tekabul ediyordu. Sabah 07:00’ de başlayan yolculuğun ardından kendimizi sağ salim otel odamıza attık ve bu saunamsı sıcak saatler geçsin diye hep birlikte – elbette ki mükemmel icat klima ile- öğle uykusuna yattık. Sonrasında sevgili eşim işlerinin  başına geçti biz de oteli keşfe çıktık.
Akşam yemeğini Kordon’un muhteşem güzelliğine karşı yedik. Bizim kız yaz-kış en geç akşam 8’de uyuduğundan çok uzun zamandır böyle güzel bir gün batımı izleyememiştim. Bu arada, bizim kızın günlük rutini biraz değiştirdim. Bir süredir pas geçtiğimiz öğle uykularını yeniden devreye sokup, akşam yatma saatini biraz öteledim. Eve dönüşte eski düzene döndük tabii ki. Bu yüzden akşam programlarına kendisi de dahil oldu. Yarı resmi bir ortamda geçen ilk akşam yemeğinde yaşı 30 dan küçük olan tek kişi bizim kız olmasına karşın, yapılan konuşmaları sessiz ve yerinden kalkmadan dinleyebildi. Allahım!! Bu satırları yazarken bile inanamıyorum, bu günleri de görecek miydik?
Ertesi gün havuz keyfi ile tanıştırdık küçük hanımı. Havuza ilk giriş esnasında giricem girmiycem, korkuyorum, havuza atlamak istiyorum, yok ayaklarımı sokucam sadece cümleleri ve bilumum anlamlandıramadığım davranışlar eşliğinde etrafa yarım saatlik bir tiyatro oynadıktan sonra finali ‘’ ben havuzda çok eğleniyorum,çıkmak istemiyorum!!’’ bağırışlarıyla yaptık. Kolluklarını takmakta sorun çıkarır sanıyordum, çünkü kendisi özgürlüğünü ve hareket kabiliyetini kısıtlayan şeylerden hiç hoşlanmaz. Daha 3 günlükken bile kundak yaptırmamıştı kendisine. Kolluk takan başka çocuklar hayatımızı kurtardı. Kolluk sorun olmaktan çıkınca, havuzun büyük kısmı benim boyumu aşmayınca ve hatta havuz başında can kurtaran dahi olunca içim rahat bir şekilde stres yapmadan havuz keyfi yapabildim. Bu arada ayaklarına altı kaydırmaz havuz patikleri var ya onlardan aldım, ayağının kayıp düşmesi riskine karşı. Çok kullanışlı. Tavsiye ederim.
Bizim kız sosyal bir kelebek sağ olsun. Havuzda gördüğü çocuklara ”merhaba, oyun oynayalım mı ”deyiveriyordu. Öz güvenlidir! Edindiği arkadaşları ile takılınca, ben de rahat rahat yüzdüm. Ama henüz O’nu havuzda bırakıp şezlongda kitabımı okuma seviyesine erişemedim. Hala tatile götürdüğüm kitaplarım kapakları açılmadan aynen geri geliyor. Bakalım umarım gelecek yıl o seviyeye de ulaşacağım.
İzmir güzel. Gün batımı, Kordon şahane. İzmir’de yaşamayı düşünürüm dedim ama ya Kordon’da olacak evim,  ya da Kordon’a yürüme mesafesinde. Öyle :))
Kordon’daki mekanlardan zaten daha önce bahsetmiştim. Her zevke her keseye uygun yerler var. Biraz daha üst düzey mekanlar olsun istiyorsanız Konak Pier Avm yanındaki mekanlar hoş. Düğünler nikahlar falan yapılıyordu gün batımına karşı, o kadarını söyleyeyim. İlk gün gittiğimiz balıkçı da buradaydı. İzmir ve hatta tüm Ege mezeler konusunda haklı bir üne sahip. Çünkü masada bizi bekleyen tüm mezeler hem göze fazlasıyla da damağa hitap ediyordu. Kokoreç seven biri değilim, ama balık kokoreç diye bir şey yedim burada. Tarifi imkansız bir iz bıraktı damağımda. Bundan sonra balık dedin mi tek geçerim.
Benim Bey, gün içinde genellikle iş güç peşinde olduğundan küçük hatunla baş başa geçirecek çok vaktimiz oldu. Günler de uzun. Ben de günü uzun kahvaltı, kahvaltı sonrası müze ve şehir gezisi, öğlen sıcağında odada öğle uykusu, havuz ve akşam yemeği şeklinde organize ettim.
Benim küçük hanımla şehir gezilerimize Kordon’da turlayarak başladık. Sonraki gün Saat Kulesi ile tanıştırdım kendisini. Çünkü etrafta resmini gördüğünde saat kulesini roket zannediyordu. Kulenin civarında epey vakit geçirdik, güvercinlere yem attık, koştuk, oynadık, fotoğraf çektik.
saat kulesi ve güvercinler
İlk müze gezimizi İzmir Kadın Müzesi‘ne yaptık. Böyle bir müzenin varlığından haberdar değildim. İzmir de olacağım süre içerisinde ne gibi etkinlikler var, bize uygun bir şeyler bulabilir miyim şehirde diye araştırırken rastladım. Biliyorsunuz çizginin feminizme yakın tarafında duran bir kadınım. Gitmesem olmazdı. Hem otele de yakın yürüme mesafesinde. Üstelik müzenin kuruluş tarihi bizim kızın doğum günü 23 Ocak 2014. Kendisiyle baş başa ana-kız ilk müze gezimizi doğum gününde kurulmuş olan İzmir Kadın Müzesi’ne yapmış olmamız hoş bir anı olacak.
Eskiden bir doktorun hem evi hem de muayenehanesi olarak kullanılmış olan eski bir konak restore edilerek müzeye çevrilmiş. Müzede Anadolu kadınını bize daha yakından tanıtan değerini bir kez daha hatırlatan objeleri keyifle inceledik.
Hem bir kadın olarak hem de geleceğe bir kadın yetiştiren bir anne olarak İzmir’in Temmuz ayının tam da öğle sıcağında elimde 3,5 yaşındaki kızımla yürüyerek bu müzeye gittim, gitmek istedim. Çünkü İleride ”annemle birlikte gittiğimiz ilk müze benim doğum tarihimde açılmış olan Kadın Müzesi ”desin. Anadolu’muzun her daim güçlü kadınlarından ilham alsın. O da güçlü bir kadın olsun istedim. Üşenmeyin, İzmir’e  Kordon, Konak tarafına yolunuz düşerse erkek-kadın fark etmez siz de gidin görün bence.
İzmir seyahatimizden bu günlük bu kadar. 9 Günlük seyahati tek bir yazıya sığdıracağımı mı sandınız? Bir kaç gün devam edecek İzmir macerası. Daha sakız adası, Alaçatı var anlatacak.
Gelecek yazıda bir diğer müze gezimizden; Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi’nden başlayacağım anlatmaya.
Görüşürüz.

 

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir