İzmir : Avrupa’da Bir Şehir!

Share
İzmir’e daha önce gitmiştim. İlk gidişim bundan 5 yıl önce bizim kız daha portakalda vitamin bile değilken kayınvalidemgillerle idi. Çok soğuk ve rüzgarlı bir gündü. Sonraki gidişim de kızın 2 yaş civarıydı yanılmıyorsam ve malum 2 yaş sendromu nedeniyle pek de keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. ”Aman kızım dur, hoop oraya dokunma, şşşşt denize düşersin” bağırışları arasında küçük hatunun peşinden koşmakla geçmişti. Saat kulesi, Kordon… Buraları görmüştüm ama 3 gün önceki kadar keyifli bir İzmir turu kesinlikle değildi.

Önceki yazımda geçici bir süreliğine  Aydın’da yaşadığımızı söylemiştim. İzmir Aydın’a en yakın şehirlerden biri. Sevgili eşimin akademik işlerinden ötürü günü birlik felekten bir gün çalalım bu vesileyle dedik. Sabah 06:45’de yola çıkmamız gerektiğinden erken kalkacaktık. Bizim kız  7’den önce uyanmaz eğer hasta değilse. Ben uyandım : saat 06:15, baktım kızın üstü açık, uyku tulumunu şöyle üzerine çekeyim dedim. Örtüyü üzerine örtmemle uyanması bir oldu ve bizim küçük geveze saniyesinde konuşmaya başladı inanır mısınız? İnsan bir ayılma süreci geçirir bir kaç dakika sonra başlar çene çalmaya en azından. Yok! Daha sabahın 06:20’si, hava aydınlanmamış bile! İnanılmaz!! Ne diyelim, Allah susturmasın. Amin. Neyse, sabahın kör karanlığında bizim güvercin gri ile (bizim kız arabamıza renginden ötürü bu ismi taktı) yola düştük. Aydın- İzmir kendi aracımızla 1,5 saat sürdü. Sabah 8’de sevgili kocamı Efe Palas Otel’de çalışmaları ile baş başa bıraktım. Kendimi de alıp, kendimle baş başa otelin terasında kahvaltı yapayım dedim. Terasa çıktım. Off!! harika bir manzara! Kahvaltı kaç para ise verelim yapalım dedim ama, temel beslenme prensibi Karatay Diyeti olan biri için onlarca zararlı yiyecek-içecek ihtiva eden açık büfe kahvaltıya gerek yok diye düşünerek çıktım. Kordon’da sabah yürüyüşü yaptım. Kendime güzel bir kahve ve sağlıklı bir sandviç ısmarladım. Hafta sonu kalabalığı Kordon’a düşmeden tadını çıkarayım dedim. Boylu boyunca böyle kaç tur attım bilmiyorum. İzmir’e tatile gelenler, benim gibi işi olup bahane edip gelenler, evcil hayvanlarını gezdirenler, bebeklerini çocuklarını getirenler, evsizler, akşamdan kalmalar, öğrenciler, genç-yeni ergen aşıklar, sabah kuşu yaşlı amcalar, falcı çingeneler, deniz kokusu, dalga sesi, martı sesi…Denizi çok özlemişim. Benim gibi yürüyüş severler için,  harika bir güzergah. Hele de sabah erken saatlerde… Zaten spor yapanlar bilir; sabah sporu bambaşkadır. Sabah temizliği, tazeliği, sakinliği insana gün boyu tükenmesi zor bir enerji verir. Sadece yürüyüş yapıp simit çay ikilisi için bile imkan varsa İzmir’e günü birliğine bile gelinir.
İzmir Kordon- sabah
Kordon’da sabah. Saat 09:00
Bisim adlı bir uygulama mevcut İzmir’de bahsetmeden geçemeyeceğim. Kordon’da yürürken fark ettim uygulamanın varlığını ve gelip araştırdım biraz.  Kısaca şöyle: Belirli noktalardan ücret karşılığında (2017 yılı için saati 2,60 Tl) Bisiklet kiralıyorsunuz, işiniz bitince en yakın Bisim noktasına bisikleti bırakıyorsunuz. Daha fazla ilgi almak isterseniz linki burada. Harika bir uygulama bence!! Bulunduğum bir kaç Avrupa şehrinde görmüştüm ve çok beğenmiştim. İzmir’de uygulandığını bilmiyordum. Bence eğer bisiklet kullanmayı biliyorsanız bu fırsatı muhakkak değerlendirmelisiniz. Tüm şehri bisikletle turlayabilirsiniz.
Bisim bisiklet kiralama ve bırakma noktası -Kordon
Bisim bisiklet kiralama ve bırakma noktası -Kordon
Kordon boyunda aradığınız her türlü yeme içme mekanı mevcut. Kahvaltıcılar, simitçiler, alkollü, alkolsüz her türlü yeme içme yeri, zincir kahvecilerden hepsi… Artık canınız ne istiyorsa. Yeme içme konusunda hiç problem yok yani. Hatta Kordon’dan biraz iç kısımlara yürürseniz Kızlarağası, Kemeraltı taraflarına doğru balıkçılar, Rum restoranları, meyhaneleri, halis muhlis Yunan yemekleri yapan restoranlar, kumrucular, kebapçılar…Yok yok!! Her zevke her bütçeye…
İzmir-Kızlarağası Han- Bedesten
Kızlarağası Han’ın girişlerinden biri ve Osmanlı macunu
Biz bu kez baş başa gittiğimizden ihtiyaç duymadık ama sahilde kocaman bir de çocuk parkı var. Hem büyük bir park, hem oyuncaklar çok ve çeşitli  hem de güvenlikli. Ayrıca çocuk parkı olmasa bile tüm sahil şeridi boyunca güvercinler ve martılar da onları epey eğlendirir. Ekmek atarsınız, simit atarsınız. Bırakın ellerini çocukların istedikleri gibi koşup coşsunlar.
İzmir kordon çocuk parkı
Kordon’da çocuk parkı
Sevgili eşimin işleri bitince buluştuk; bu kez de flört günlerimizdeki gibi baş başa çok kısa bir İzmir turu yaptık. Kemeraltı, Kızlarağası.. Kızlarağası bedesten önünde türküler söyleyen genç bir grup öğrenci vardı. Durup dinledik; belki de günün en keyifli anlarıydı. Anadolu’nun her köşesi olduğu gibi, o her köşesinden fışkıran güzelim türkülerimizin de her biri ayrı ayrı güzel.
Mahalledenarkadaşlar…grubun adı:)
İzmir’de geçirdiğim/geçirdiğimiz bu gün bize çok iyi geldi. Her geziye/ seyahate çocukları da götürmeyin bence. Veletleri satabileceğiniz anneanne/ babaanne ya da ne bileyim bakıcı, dadı… birileri varsa,  yaşına göre artık, bir kaç saat ya da bir kaç gün satın gitsin. Siz de felekten biraz zaman çalın değil mi? Hem biliyor musunuz? Gerçi anne olanlar bilirler de anne olmayanlara sözüm: insanın sadece kendine ayıracağı zamana da ihtiyacı oluyor, öyle avare avare gezip tozacağı. Bu bakımdan her iki amaca da hizmet eden bu kısa gezi hem bana hem de eşimle ikimize çok iyi geldi.
Bu kısa İzmir turumuzdan sonra dönüş yoluna geçtik ama İzmir’e dair notlarım var paylaşmak istediğim.
Yazının başlığından da anlayabileceğiniz gibi, pek çok Avrupa şehri görmüş, Ankara ve İstanbul’u da iyi bilen biri olarak tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki İzmir gerçekten Avrupa’dan bir şehre benziyor. Eskişehir için Avrupa şehirleri havasında deniyor ama gittim gördüm pek aynı şeyi söyleyemeyeceğim ben. Neyse o başka yazının konusu. İzmir’de benim gözümde Avrupa şehri algısı yaratan şey esasında şehrin insanlarının aurası ve şehrin ambiyansı. Gayet medeni, rahat, ufku açık bir görüntü çizdi İzmir’liler gözümde. İzmir’li kadınlar Avrupalı hanımlara taş çıkartır bir kere bunu gözümle gördüm. İzmir’li kadınlar efsane olacak kadar varmış:) Pek çok Avrupa şehri kadını fazla makyaj yapmaz mesela. Hatta bazen temel bakım prensiplerini bile yerine getirmeyebilirler:) Salaştırlar ama doğal güzelliklerinin ekmeklerini yerler.  Hem bakımlı, hem güzel, makyajı giyimi yerinde olduğu gibi tam Avrupa kadınları gibi öz güvenleri de yerinde İzmir’li kadınların. Öz güvenli kadınlara ihtiyacımız var. Tüm dünya öz güvenli kadınlarla dolsa keşke!!
İzmir’e dair fark ettiğim bir acı gerçek de trafik çilesinden İzmir’in de maalesef nasibini almış olması. Sabahın 8’in de bile trafik vardı! Hem de cumartesi günü. Ankara’da böyle bir tecrübeniz olmaz mesela hiç, memur şehridir. Memurlar cumartesi-pazar sabah 8’de yollara düşmez. İstanbul’da bile en azından hafta sonları araç kuyruğu beklemezsiniz yani sabahın 8’in de. Bu konuya yetkililerin bir el atması lazım bence. Şimdi konuyu da ayrıntılı bilmiyorum kimsenin günahı almayayım belki yapılıyordur bir şeyler ama çok işe yaramış olduğunu söyleyemeyeceğim açıkçası.
İzmir hepimizin bildiği üzere üçüncü büyük şehrimiz İstanbul ve Ankara’dan sonra. Her biri ayrı bir ruha sahip bu üç şehirden İzmir biraz farklılaşıyor aslında. En az merkez İzmir kadar ilçeleri ile de bilinen bir şehir çünkü burası. Urla, Selçuk, Alaçatı, Çeşme, Ödemiş, Tire, Şirince…Bunlardan Selçuk ve Şirince’yi gördüğümden sadece bu ikisi için ahkam kesebileceğim. Selçuk  sahile yakın sayfiye semti. Gayet sıcak ve güzel bir havası var. Merkezinde yaşamıyorsanız eğer İzmir’in Selçuk ilçesi güzel bir alternatif olabilir.
Şirince’ye gelince. Kayınvalidemgillerle İlk kez İzmir’e gittiğimiz gün oraya da gitmiştik. Hem de tam Maya takvimine göre dünyanın sonu geliyor, bir tek de Şirince’de olanlar kurtulacak gibi ayrıntılarını tam olarak hatırlayamadığım efsaneler dönüyordu o sıralar ortalıkta. 21 Aralık 2012 günü için söyleniyordu sanırım. Yılbaşını sağ salim atlatınca gidelim de bir görelim bu kurtarılmış şirin köyü dedik. Çok da iyi etmişiz. Adı gibi şirin bir köy burası. Otantik ve tarihi havasını doğalına en yakın şekilde korumuşlar. Hala yaşayanlar olduğundan bu köyde, köylü kadınlar ev yapımı yiyecek, içecek, aksesuar, hediyelik eşyalar satıyorlar.  Köye 1 km mesafede bulunan Matematik köyü’ne de muhakkak uğramanızı, yapılan çalışmaları görmenizi tavsiye derim. Matematiğin hayatın o kadar içinde olmasına karşın bir o kadar da korkulan bir bilim olması ilginç. Bence sebebi yanlış öğretim de aramak lazım. Bir insanın bir şeyi başarması için severek yapması şart. Yani; matematiği sevdirmek lazım özetle. Matematik köyü de bu amaçla kurulmuş ve bu amaç çerçevesinde faaliyetler gösteren bir yer.
İzmir’e hep mesafeliydim. İstanbul bir numaraydı bende. Ne yalan söyleyeyim hala da öyle. Ama İzmir’i de çok sevdim. Bu gezimiz ateş alıp kaçtık gibi kısa oldu. Daha geniş vakitlerde karış karış gezmek, havasını solumak, tarihi hissetmek lazım.
Son söz: İzmir ya da başka bir yer…Arada sırada kaçamaklar yapın. kendinizi alın kendinizle baş başa vakit geçirin başka yerlerde. Bazen de eşinizi alın Onunla baş başa vakit geçirin yaşadığınız şehirden başka yerlerde, öyle gencecik flört günlerindeki gibi. Yaşınızı da unutursunuz böylece, fena mı?  🙂
Share

İzmir : Avrupa’da Bir Şehir!” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir