Instagramıma buyurmaz mıydınız?

Bu blogu açalı henüz bir yıl bile olmadı. İlk bloglar çıktıktan neredeyse 10 yıl sonra açtım!!
Kişisel bir facebookum yok. Bundan herhangi bir rahatsızlığım da yok. Facebook daha ilk çıktığında herkes çok heyecanlı bir şekilde birer birer facebook açarken ben, ” yok ilk okul arkadaşlarımı buluyormuşum da, yok lise kankalarıma ulaşabilmem mümkünmüş de…ben görüşmek istediğim insanlarla zaten görüşüyorum, özel olarak bulmak istediğim birisi yok, beni bulmak isteyen de azıcık çaba gösterse zaten bulur, facebooka gerek yok” diyordum. Bugün hala bu fikirdeyim, değişen bir şey yok.
Ama blog açmak hep aklımdaydı.

Geç oldu ama başardım. Şimdi milyonlarca blog yazarı arasında kayboluyorum ama olsun, maksat yazmak. Başlarda girseydim bu işe belki daha farklı ilerlerdi her şey. Geçenlerde düşündüm; yazmayı hep sevmiş, hayatının her döneminde muhakkak bir yerlere bir şeyler karalamış biri olarak neden bloglar ilk çıktığında ben de bir blog açmadım diye. Buldum. O sıralarda ders çalışıyormuşum da ondan. Ömrümüzü yiyen sınavlardan biri olan KPSS’ye çalışıyordum. İş sınavları ile yatıyor, mülakatlarla kalkıyordum da ondan. Hey gidi günler!!
Twitter konusuna yaklaşımım da çok farklı değildi facebookdan. Nadide (!) fikirlerimi topluma duyurmak gibi bir gayem yoktu. Hala yok. Zaten sınırlı karakter sayısı bana göre bir şey değil kuzum. Ben sınırsız konuşurum, sınırsız da yazmak isterim. O yüzden bloggerlık güzel.
Gelelim instagrama. Bu konu bambaşka bir dünya arkadaşlar Bambaşkaymış yani!! Instagramımı açtım ben de sonunda. Yine kişisel değil tabii ama kişisel durumlar da paylaşmıyor değilim. Instagramı açtıktan ve o evreni gördükten sonra hissettiğim şu oldu: Dünya bensiz dönüyormuş yahu!!!
Allahım!! Bunca yıl instagram evreninden bihaber yaşayıp gitmişim. Üstelik bir blog açtıktan sonra bile.
Dünya değişiyor. Yazı her zaman kıymetli. Benim için her zaman öyle olacak. Ama devir görsellik devri, bunu kabul etmek lazım. Her ne kadar benim gibi yazı okumaya hala vakit ayıran, kafa yoranlar varsa da, devir hız devri. Bir fotoğraf ya da bir küçük video altına bir kaç satır… Tüm derdini bu şekilde özetleyebilirsin. Ekran başındakinin de yapması gereken sadece bir kaç saniye ayırmak. O bir kaç saniyeden sonra bambaşka bir konuya başka bir mecraya atlamak. Sonra bir yenisi, sonra bir yenisi daha…
Blogger olmak demode oldu bir nevi. Artık youtuberlık revaçta. Merak ettiğimiz konuları önceden ilk önce google çubuğuna yazardık. Karşımıza çıkanları okurduk. Şimdi Youtube’un  arama çubuğuna yazıyoruz. Okumak zahmetli iş, birileri okuyor, anlatıyor işte. Hazırı var yani.
Şimdiki yeni nesil bebekler bile akıllı telefonlardaki youtube kısa yolunun görüntüsünü ezbere biliyorlar. O minik parmaklarla dokunuveriyorlar ekrana. Gelsin şarkılar, gitsin çizgi filmler.
Bu yazıyı facebook, instagram, twitter kötü, bloglar şahane diye yazmıyorum, yanlış anlaşılma olmasın. Hepsi aynı kapıya çıkıyor aslında.
Çağa ve teknolojiye ayak uydurmak lazım. Takip etmek ve hatta bir parçası olmak lazım. Aksi halde yeni nesilden çok geride kalacağız!! Televizyon kumandasına ”kumandan” diyen anneannem gibi olmak istemiyorum!!
Hem çocuklarımızı bu alanlarda kontrol altında tutmanın yolu, bu mecraların iyi birer kullanıcısı olmaktan geçiyor bence. Bilmek lazım yani, bilmeden kontrol edemezsiniz.
Sözün özü: artık ben de varım buralarda. Blog olayını çözdüm zaten. Instagramda yeni sayılırım.İlk açtığımda nasıl fotoğraf gönderilir bile bilmediğimden deneme olsun diye kardeşimin Giresun dağlarından gönderdiği manzara resmini koydum instagrama. Ama öğrendim şimdi. Olayın raconunu da sökeceğim yakın zamanda. Allahtan bu tür uygulamalar dünyada çok kullanıcısı olsun diye her zeka seviyesinin kolaylıkla algılayıp kullanabileceği şekilde oluyorlar. Azıcık kurcalayınca anlaşılıyor zaten.
Facebook konusunda pek ilerleme kaydedemedim daha ancak. Hala mesafeleyim facebook meselesine ondan belki. Zaten facebook o kadar eski ki modası bile geçiyor artık kuzum 🙂
İnstagramıma bir göz atın madem, yazıyı buraya kadar okudunuz. @gezenfamily . Bir kaç da like alayım mümkünse?
Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir