Hayatın Yaşayışı İçinde…

Belli bir yaştan sonra zaman çok hızlı akıyor. 18’ine kadar geçmek bilmeyen yıllar 20’li yaşlardan sonra ışık hızına meydan okuyor sanki.
Bugün hayatımda iki önemli olay gerçekleşti. Kayıt altına almasam olmazdı. Birincisi; biricik kızım bugün ilk kez bizden ayrı olarak okul gezisine gitti. İkincisi; eltim doğum yaptı ve resmen ”yenge” oldum.

Önce birincisinden başlayayım. Bir süredir kreşe gidiyor bizim kız. Bizden ve bizimle geçirdiği bir eli yağda öteki balda konforundan ayrılıp da okula gitmemek için her sabah ”korkuyorum, karnım ağrıyor, anne seni çok özledim, babamı özledim, okula gitmiycem, gitmeden kahvaltı yapayım, karnım acıktı…” gibi kendi yaşına göre uydurabildiği kadar bahane uyduruyor okula gitmemek için. Kendisinin ustaca yaptığı duygu sömürülerine karşı durmak çok güç olsa da Madam Rottenmeimer edası takınarak kural kuraldır deyip taviz vermiyoruz. Yine böyle bir okula gidiş rutininden sonra öğretmenlerinden biri beni arayarak çevre köylere gezmeye ve pikniğe gideceklerini dönüşte de eve bırakacaklarını söylediklerinde içime doğan ilk his ” hemen gidip kızımı alayım, evde yanımda dursun, onlar gitsin” di. Ama elbette ki yapmadım. Eve gelene kadar yüreğim ağzımda mıydı? Evet. Kızım büyüyor. Bağımsız bir birey. Okulu var, sosyal çevresi var. Hatta bizden bağımsız gezmeleri bile var artık. O da küçük gezenti, malum. Bu gerçeği bir an evvel kabullenmeliyim. Hiç kaygısız olmam mümkün değil, evet ama kendimi disipline etmem gerekiyor. Çünkü bir gün gelecek ve kıtalar arası ve biz yanında olmadan uçacak bile!!
İnsan yavrusu büyütmek  büyük bir emek, özveri ve fedakarlık isteyen çok zor bir iş. Doğuruyorsun, bakıyorsun, büyütüyorsun veee dünyaya salıyorsun. ”Hadi bakalım sen de bu dünyadan payına düşeni yaşa” diyorsun. O’nun hayatında olup bitenlere pek de bir dahlin olamıyor bir saatten sonra. Olmamalı da zaten.
Gelelim ikinci olaya: Bugün dünyaya bir insan daha merhaba dedi. Sevgili eşim amca, ben yenge oldum!! ” Yenge” sıfatına sahip olmakla birlikte artık resmen orta yaşa doğru giden bir kadın olduğumu bir kez daha hatırladım. Çocuğum oldu, yeğenlerim oluyor, İnşallah bir gün ”hala” da olacağım. ”Ooo yengelik, halalık, teyzelik…çok uzak bir gelecekte” gibi düşüncelere sahipken daha dün, şimdi tam da o hayatın içindeyim. Zaman atlaması yaşamış gibi hissediyorum bazen kendimi.
Zaman atlaması hadisesini en belirgin şekilde bundan yaklaşık bir yıl öncesinde yaşadım aslında. Kızımı anne sütünden kesip, izine ayrılıp 3 yıl sonra ilk kez 7 saat kesintisiz uyuduğum ilk geceden sonra başlayan süreçte, geçtiğimiz 3 yılda Türkiye’de ve Dünyada olup biten şeylere tabiri caizse Fransız Fransız bakıyordum. Zamanın ruhunu az biraz yakalamam 4 yılımı aldı. Şimdi daha halliceyim. Gündem ve dünya meseleleri hakkında iki kelam edebilecek durumdayım şükür.
Konu nereden nereye geldi. ”Hayatın yaşayışı” (bu tabir tarafımca uydurulmuştur) içinde karşılaşılan önemli hadiselerden ikisini daha böylece bugün tecrübe etmiş oldum.
Kızım artık büyüdü de kendi başlarına okul gezilerine gidiyor.
Bir de yenge oldum.
Mutluyum, gururluyum.
Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir