*Gornji Grad + *Donji Grad = Zagreb

Merhabalar!
Yine uzun bir ara oldu, farkındayım ama yapılması gereken işler, düşünülmesi gereken düşünceler falanlar filanlar derken oturup da ağız tadıyla bir yazı yazamadım.
Son yazımda yaptığımız Zagreb gezimizden bahsetmiştim hatırlarsanız. Bugün Zagreb günü!
‘Zagreb nereden esti?’ Sorusuna yanıt vermekle başlayalım. Efendim, bizim seyahatlerimiz genellikle birimizin iş veya eğitim seyahatlerine diğerlerimizin entegre olması suretiyle gerçekleşmekte. Diğer bir seyahat rotası belirleme yöntemimiz ise hava yollarının kampanyalı biletlerinin sunmuş olduğu seçenekler arasından seçim yapmak. Son Zagreb seyahatimiz de bu yöntem ile taa Temmuz ayında kararlaştırılmış ve biletleri alınmıştı.

Ekim ayının başında oralar soğuk mu olur, nasıl olur diye düşündüm, biraz da çekindim açıkçası ama sonuç korkutuğum gibi olmadı. İlk gün hariç gayet güzel açık ve güneşli ve hatta tam gezmelik bir hava vardı Zagreb’de.
Zagreb yolculuğumuza sabaha karşı başladık. Sabahın körü uçağıyla gidecek olmamızdan mütevellit daha gün ağarmadan yollara revan olduk. Üstelik kızımız hafif hasta iken ve alerjik öksürükleri devam ederken. Bu da aslında ayrı bir yazı konusu. Çocukluk dönemi alerjik astımı olan çocukla seyahat sever olmak biraz zahmetli, biraz dikkat ve özen isteyen bir iş ama kesinlikle imkansız değil. Bence kendinizi de çocuğunuzu da mahrum bırakmayın derim gezip tozmaktan. Biz çok ciddi bir durumda yoksa ya da atakta değilse yollara düşüyoruz. Sırt çantamda nebülatör cihazını taşıyorum sadece ve gerekli gördüğüm yer ve zamanda kullanıyorum.
Neyse… Türk Hava Yollarının nefis kahvaltısı uçakta hepimizi kendine getirdi. Ardından sağ salim Zagreb’e indik. Bizi yağmurlu ve kapalı bir hava karşıladı ama daha hava alanından sakin, temiz ve düzenli bir şehre geldiğimiz çok belli oluyordu. Havalimanından bizdeki Havaşlar gibi şehir merkezine giden ücretli otobüsler var. Zannediyorum yarım saat kadar sürüyor şehir merkezine ulaşması. Şehir merkezinde otobüsten indiğimiz noktadan sonra kalacağımız odaya gitmek biraz zor oldu, çünkü her ikimizinde telefonunun şarjı bitmişti!! Neyse ki şehir çok büyük ve karmaşık değil. Sevgili ve biricik eşimin her zamanki gibi tedbirli davranıp önceden şehir haritasına bakmış olması bizi kalacağımız odanın önüne kadar götürdü. Kaldığımız yer aslında tek odalı bir stüdyo daire. Diğer dairelerle ortak çamaşır makinesi ve bahçesi bulunan ama dairemiz içinde özel mutfağı ve banyosu olan, sevimli, çocuklu ve kısa seyahatler için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir yer. Adı ile müsemma :  Centar Guesthouse.
Zagreb- Centar Guesthouse-odamız
Odamızdan…
Sabahın çok erken saatinde gelmiş olduğumuz için, aslında çok da yorgun olmamıza karşın, bütün günü odamızda geçirmek istemedik. Zaten şehir merkezindeydik, bir dışarı çıkalım etrafta ne var ne yok bakalım, market bulup alış veriş yapalım dedik.
Son Riga ( Riga yazıları için buraya,  buraya ve buraya ) seyatimizde bizim kız pusete oturmayı çok kesin ve şiddetli bir şekilde reddetmişti hatırlarsınız. Aradan epey zaman geçti, biraz büyüdü şansımızı deneyelim bir kez daha dedik ve risk alarak puseti bu kez yanımızda götürdük. Oturmaması durumunda şehirde gezebilmek imkansız. Çünkü iki ileri bir geri gidiyor üstelik yoruldum diye de mızıldanıyor hanımefendi. Şükür ki arabasına oturmayı kabul etti. Tabii uygun yerlerde inmek, oynamak, gezinmek suretiyle. Ama bir yerden bir yere gidişlerimizde eğer uygunsa genellikle yürümeyi tercih ettiğimizden puset bizim kurtarıcımız!
Zagreb-bebek arabasıyla imtihan
pusetimiz ve biz 🙂
Market alışverişi ve kısa bir Ban Jelacic meydanı turundan sonra yarınki rotamızı kafamızda belirleyerek odamıza döndük ve inanır mısınız akşam daha hava kararmadan hepimiz uyuduk!
Ertesi gün Ban Jelacic Meydanını merkez alarak, ki zaten görülecek yerler meydana oldukça yakın ve yürüme mesafesinde. Ayrıca, Ban Jelacic meydanında turist information merkezinde hem ücretsiz şehir haritasını alıp kolayca yolunuzu bulabilirsiniz hem de nereye gidecekseniz hangi taşıtla, hangi tramvayla gideceğiniz kaç durak sonra ineceğiniz gibi sorularınıza cevap alabilirsiniz.
İlk nokta Zagreb Katedrali. Gotik tarzda inşa edilmiş Katedral bu tarzın estetik güzelliği ile göz banyosu yaptırıyor. Buraya giderken yol üstünde bir kaç küçük hediyelik eşya satan dükkan ile karşılaşacaksınız. Eşe dosta buralardan bir şeyler alabilirsiniz.
St. Mark Klisesi Zagreb şehrinin simgesi. Hırvatistan bayrağı ve simgesi ile süslenmiş oldukça güzel bir çatısı var.
Hırvatistan Zagreb-St. Mark Klisesi
Kilise etrafında dolanırken karşınıza Museum Of Broken Relationships çıkacak. Onlarca müze görmüş biri olarak söylüyorum. Konsept ve küratörlük bakımından gördüğüm en ilginç müze!! Müzenin adını ”Kırık Kalpler Müzesi” olarak çevirebiliriz.
Ayrıldığı eşinden/sevgilisinden kalan bir eşya ya da objeyi müzeye bağışlayan insanların ayrılık hikayelerini de öğrenebildiğiniz çok güzel bir müze. Çok sıradan hikayeler de var. Gerçekten sıra dışı ve trajik hikayeler de.
yazıları okuyun bence
Hırvatistan Zagreb Museum Of Broken Relationships-3
Liste işe yaramamış tabii…
Biz ailecek ilgiyle gezdik müzeyi. Müze gezmek konusunda epey tecrübesi ve artık bilgisi de olan bizim bücür de çok beğendi burayı. Zagreb’e giderseniz kesinlikle es geçmeyin.
Bazıları müzeden ayrı bir keyif aldı
Sevgili kocam tam bir futbol ve basketbol tutkunudur. Zamanında her ikisini de oynamışlığı vardır. Bu nedenle bir gezi durağımız da  Drazen Petroviç müzesi oldu.
Drazen Petroviç gelmiş geçmiş en iyi basketbolculardan biriymiş. Eşim öyle söyledi:) İlgili iseniz burası da önerilerimin arasında.
Odamızın bulunduğu caddenin sonu Zagreb Botanik Parkına çıkıyordu.Gerçekten mükemmel bir park. Çok bakımlı, çok düzenli, çok yeşil, çok çeşitli. Trt2 deki ressam Bob Ross’un tabloları gibi. Örnek mi:
Mimara Museum görülmesi gereken müzeler arasında başı çekiyor. Çeşitli dönemlere ve bölgelere ait çok sayıda obje ve sanat eserini mükemmel bir mimarlık örneği olan bir binada görme şansını çok kolay bulamazsınız. Yüksek tavanlı şık salonlarda sergilenen objelerin ve tabloların karşısında bambaşka bir dünyaya geçiyorsunuz.
Tablo Olduğunuz bilmesek…Gerçek gibi değil mi?
Vikipedyaya göre Sırp kökenli Amerikalı mucit olan Nicola Tesla’nın heykeline yolda rastlayabilirsiniz. Anladığımız kadarı ile kendisine saygıları ve sevgileri var Hırvatların. Ayrıca Nikola Tesla müzesi de görebileceğiniz müzelerden biri. Okul yaşında çocuğunuz varsa ya da fizik bilimi ile ilgiliyseniz kaçırmayın derim.
Okul çağı dedim de, neredeyse tüm müzelerin önünde sıralanmş onlarca okul çağı çocuğu vardı. Öğretmenlerinin gözetiminde akın akın müzeleri ziyaret ediyorlar. Eğitim sistemleri nasıl acaba diye geçirdim aklımdan?
Veee Tabii ki hayvanat bahçesi!! Çocukla seyahat edip, üstelik de böylesi güzel bir hayvanat bahçesi olan bir şehirdeyseniz, o hayvanat bahçesine gidersiniz. Zaten gitmezseniz sizinle onca müzeyi gezme sıkıntısına katlanmış bücürünüzün de gönlünü yapmadığınız için vicdan azabı çekersiniz.
Park Maksimir
Hayvanat bahçesinin bulunduğu Maksimir Parka Ban jelacic meydanından hareket eden tramvaylarla kolayca ulaşıyorsunuz zaten giriş kapısının karşısında iniyorsunuz.
Roma ve Prag hayvanat bahçeleri ile karşılaştırıldığında daha küçük bir park ama yine de oldukça zengin ve güzel. Biz sürüngenler kısmından çok etkilendik mesela. Çocuklu veya çocuksuz güzel vakit geçireceğiniz bir park.
E etkilenilmeyecek gibi değil ki!
Şehir merkezine haftanın bir günü çok uzun yıllardır kurulan yerel halk pazarı Dolac Market yerel tatları görebileceğiniz, şehrin ruhunu hissedebileceğiniz bir pazar. Bizim son günümüz, hem Dolac Marketin kurulduğu gündü hem de meydana bal ve peynir gibi yerel ürünlerin sergilenip satıldığı bir açık pazarın kurulduğu gündü. Buradan çeşit çeşit peynir ve bal satın alabileceğiniz gibi bizim saç böreği, hırvatca da burek dedikleri böreklerden alıp afiyetle yiyebilirsiniz.
Dolac Market
Hırvatistan Zagreb Ban Jelacic Meydanında Kurulan açık pazar
Ban Jelacic Meydanında Kurulan açık pazar
Bu arada Hırvatça ile Türkçede çok sayıda ortak sözcük varmış. Börek, kravat, pamuk, bakır….bunlardan bir kaçı.
Yeme içme konusuna gelmişken Zagreb’de ne yenir ne içilir derseniz, biz kahvaltılarımızı marketten aldıklarımızla odamızın mutfağında Türk usulü yaptık. Tkalciceva Caddesi Zagreb’in bar ve kafelerinin iki taraflı sıralandığı bir cadde. Bu caddede farklı ülke mutfaklarından restoranlar da bulmak mümkün. Lokma adlı restoran da Türk mutfağından seçkiler sunuyor. Bir yemeğimizi burada yedik mesela. Başarılı mı? İdare eder diyebilirim. Hırvat mutfağı Türk mutfağından da enstantaneler içerdiğinden uzak doğu ülkelerinde ya da İngiltere gibi mutfakla uzak yakın alakası olmayan ülkelerde olduğu gibi kıtlık hissine girmiyorsunuz. Bu nedenle seçeneğiniz bol.
Bir de internetten bakıp yerel bir şeyler yiyelim diye bir restoran bulduk kaldığımız odanın hemen yüz metre ötesinde. Çıktık yola meğer bizim Türk konsolosluğunun olduğu binadaymış!! Restoran bizim pusette oturan kıpırdak bücürle gidemeyeceğimiz kadar lüks, şık ve bürokratikti. Bu şartlara uyuyorsanız denenebilir.
Zagreb için benden bu kadar sevgili izleyenler. Çoluk çocuk için gitmeye oldukça uygun bir şehir. Bizim için bir kriter değil malum ama gece hayatı bakımından da güzel deniyor.
Biz çok keyifli, bol gezmeli ve dinlenmeli bir kaç gün geçirdik. Aradığınız bu tür bir seyahat ise rotada Zagreb de bulunsun bence.
Sevgiler
*Yukarı şehir- Aşağı Şehir

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir