Evli, Mutlu, Çocuklu…Ama Uykusuz!

Aslında şöyle olmalı doğru ifade : evli, çocuklu, uykusuz …e doğal olarak, mutsuz!!
Bu cümleleri tam tamına 25 ay boyunca 4 saat kesintisiz uyuyamamış, gecelik uyku süresi ise toplamda da zaten 4 saati geçmemiş bir ana olarak söylüyorum. İlk kez 7 saat kesintisiz uyku uyuduğum gecenin sabahı adeta yeniden doğmuş gibi hissetmiştim. Hani bazı hisler vardır da ancak o hissi yaşayınca anlarsınız varlığını, bu his de öyle bir şey işte. İçimden ‘Allahım yaşamak ne kadar da güzel bir şeymiş meğerse’ diye geçirdim.
Uykuyu çok seven biri değilimdir aslında. Pazar günleri bile erken kalkarım. Sabah insanıyım zaten. Sabahın sessizliğini, tazeliğini yaşamayı severim. En çok uyuduğum günler de 7-8 saati pek geçmezdi. 36 aylık anne olarak an itibariyle uykuya atfettiğin önemi şöyle özetleyebilirim:  dünya bir yana uyku bir yana !

Bilen bilir, yaşayan bilir. Bebekleri/çocukları gerçekten ‘bebekler gibi’ uyuyan şanslı annelerden değilseniz, uykuların düzene girmeye başladığı ve yaklaşık çocuğun 2,5 yaşına tekabül eden süreye kadar uykusuzlukla mücadele hayatınızdaki en önemli şeydir aslında.
Bir gün, uykusuzluk yüzünden bebeğimin bebekliğinin tadını çıkaramıyorum diye ağladığımı hatırlıyorum. Hmmm..Torunlar bu yüzden başka türlü seviliyor demek ki . Uykusuz kalan anneler olunca, büyükanne/ büyükbabalara da çocuğun tadını çıkarmak kalıyor haliyle. Torunlara artık kısmetse ne yapalım.
Uykusuz anne kendini şöyle hisseder ya da öyle olduğunu düşünür: Yorgundur. Çirkindir. Karnı açtır. Kafası karışıktır. Hafızası zayıftır. Mutsuzdur. Huzursuzdur. Şişmandır.Çekici değildir. Bakımsızdır. Çaresizdir. Başı ağrıyordur. Sırtı, boynu ve beli de ağrıyordur. Pasaklıdır. Dağınıktır. Alıngandır. Ağlaktır. İşinde başarısızdır. Geçimsizdir… bu böyle uzar gider.
Bu kadar olumsuz duygu ve durumla aylarca yaşadığınızı düşünün, hatta benim gibi  yıllarca…Hiç de normal bir insana evrilmez o insan değil mi sonuçta. Yaşadım oradan biliyorum.
Çaresi ne peki bu durumun? Tabii ki uyumak! Benim -ve pek çok anne-gibi çocuk uyurken uyuyamayanlardansanız işiniz daha da zor.
Ben neler yaptım çare olsun uykusuzluğuma diye peki? Neler yapmadım ki? Öncelikle kızımın uyanmamasını sağlamaya çalıştım. En kocakarı ilaclarından en bilimsel tekniklere çeşit çeşit yöntemler denedim ama emzirmeyi kesene kadar asla başaramadım.  Belki sizde işe yarar diye anlatıyorum: Neydi bu yöntemler? Uyku eğitimi vermek, yatarken yoğurt yedirmek, gaz yapmayan yemekler yedirmek, her gece banyo, ninni, şarkı, masaj, gündüz park bahçe oyun yorulsun diye, bitkisel çaylar… Hepside en fazla bir iki gün işe yaradı sonra yine aynı terane. Diş çıkarma döneminde, ki bizimkinin ilk dişi 1 yaşında çıktı ve bu süreç 1 yıl sürdü. İlk dişinden ve ilk acımasız uykusuz gecelerden sonra kızımın bakıcısına ne kadar sürer bu diş çıkarma süreci diye sormuştum da, aldığım cevabın karşısında yaşadığım çöküş ve hayalkırıklığını ve o anı donmuş bir film karesi gibi şu an bile yaşıyorum: 7-8 ay sürer demişti!!!! 7-8 ay!!!! Ama daha fazla sürdü 🙁
Uyku sorununu emzirmekten kesene kadar çözmeyi maalesef başaramamış bir anne olarak uyku konusunda vereceğim naçizane tavsiyeler başka bir minvalde olacak efendim.
Birincisi; 6 aylık olmasına müteakip bu güne kadar akşamları saat 8 de uyuttum. Bebeklerinizi çocuklarınız ne yapın edin bence akşam 8 de uyutun.Nerede olursanız olun. Seyahatlerde bile 8 de uyusun. Faydaları sonsuz ama en önemli ikisi şunlar:
  1. Uyuyan çocuk büyür, çünkü büyüme hormonu gecenin erken saatlerinde salgılanır. Çocuk her anlamda daha sağlıklı ve sakin olur.
  2. Siz de daha sağlıklı ve sakin olursunuz. Çünkü en azından akşamları anneeeeaaaaa!!! Diye bir bağırtı duymaz, eşinizle sohbet eder, kaliteli vakit geçirir, bir şeyler okur, yazar, dizi izlersiniz. Ya da muhtemelen ööyylece boş boş oturup dinlenirsiniz ve ruhen ertesi güne şarj olursunuz.
Bunu Türkiye’de Türk annesi olarak yapmak kolay iş değildir ama kabul edelim. En başta kendiniz bazı şeylerden fedakarlık edeceksiniz:
  • Akşamları çılgın partilere elveda!! Misafirciliğe epey bir süre ara vereceksiniz. Tabii kısık sesle konuşan, çayını şangur şungur karıştırmayan, kapıları güm güm çarpmayan, çocuğu da çok erken yatırıyosun getir sevelim demeyen ekstra über anlayışlı konuklarınız varsa bilemem. Sonuç :evde sessizliği ve sakinliği sağlayacaksınız kuzum.
  • Akrabalarla mücadeleye hazır olacaksınız. Bu çok zor hatta sıkı fıkı ilişkileri olanlar için ekstra zor. Çünkü şu sorular ve yorumlar siz çocuğu 8 de uyuttuğunuz sürece hiç ama hiç bitmeyecek Kafayı ona göre hazırlayın ve onlar konuşurken başka şeyler düşünün; mesela yarın ne pişirsem gibi 🙂
_ Aaa daha hava bile kararmadı ne yatması ?(yaz mevsiminde hava aydınlık oluyor tabii 8 de)
_ Ay çocuğu zorla uyutmayın, o uykusu geldi mi uyur kızım.
_ Çok uyuyan çocuk salak olur, fazla uyutma.
_ Daha geç yatırsan da sabah o kadar erken kalkmasa (oysaki çocuklar ve bebekler geç de yatsalar erken kalkmaya programlıdır doğal olarak. Kendi çocukluğunuzu hatırlayın.Ben Cumartesi günleri sabahın köründe kalkıp TV’de benim çocukluğumda o saatte yayınlanan tek program TRT 1 de western filmi olduğundan onu seyrederdim bizimkiler uyurken)
_ Gündüz uyutma iyicene yorulsun gece iyi uyur. vb. vb.
Konunun gezme tozma ile ilgili kısmına gelecek olursak; gezilerde ve seyahatlerde düzeni tutturmak biraz daha zorlaşıyor tabii kendi evinize göre.
Bizim kız 9 aylık olana kadar yurtiçi seyahatler yaptık. Gittiğimiz yerler de aile evleriydi hep. Bu nedenle işin akraba sorunu ile ilgili kısımları ile baş etmek zorunda kaldım genelde.
9 aylıkken de ilk yurtdışı seyahatimizi Belçika- Brüksel’e yaptık. Yine akşam 8 de uyudu. Gündüz gezdik tozduk, akşam evde oturduk. Karı- koca başbaşa çay içtik, sohbet, muhabbet…Tüm 3 kişilik seyahatlerimizde hala da öyle yapıyoruz. E demiştim çılgın akşam/gece partilerine veda edeceksiniz diye. Edin zaten. Siz de uyuyun. Uykusuz anne- baba, özellikle uykusuz anne hayata karşı çok büyük bir tehdittir. Uzun süreli anne uykusuzluğu çıldırmanın eşiğinde sinsi sinsi dolaşmaktır bana ve gözlemlerime göre. Neler geçmez ki o uykusuzluktan allak bullak olmuş kafadan: şu camdan atlasam ne olur acaba? Hasta olsam da hastaneye kaldırsalar 3 gün uyanmadan uyusam.Saçlarımı akşama tarasam kim bilir kocama ne kadar çekici görünürüm? Adamı, çocuğu, işi bırakıp kaçsam bizim yayladaki eve gidip 3 gün uyusam, cep telefonu da nerede, geçen gün buzdolabında bulmuştum, şimdi kim bilir nereden çıkacak acaba?  vb.
daha görünce uykusuz bir anneye benziyor dedim içimden
Uyku önemli. Çok önemli. Geçenlerde kızın dağınıklığını toparlarken elime bitkisel şifa ile ilgili bir kitap geçti, adını vermeyeyim reklam olmasın, ünlü bir bitkici, bilimsel bir kişilik yani o kadarını diyeyim. Uyku bölümünde şöyle yazıyor abartmıyorum: ‘uykusuzluk uzun süre devam ederse deliliğe neden olur’. Evet aynen böyle yazıyor: delilik!
Sonuç: Anneleri uyutuyoruz. Çocuğa az da babalar bakıyor gece/gündüz, anneler uyuyor. Sonra ‘…bebeğin/çocuğun var ne işin var gezmelerde, sen anasın otur evde’ demiyoruz,anneleri bol bol gezdiriyoruz tozduruyoruz, kafasını dağıtıyor delirmekten kurtarıyoruz. Mutlu ediyoruz, mutlu oluyoruz.
Uyku önemli.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir