Ev Hanımlığı Maaşı

Burası esasen bir seyahat blogu evet ama her konuda ahkam kesmekteyim affınıza sığınarak. Merhaba yazımdan da anlayacağınız üzere blog yazmaya başlamamın ilk nedeni seyahat anılarımızı bir yerde toparlamaktı. Sonraki amacım ise kendi kendime konuştuğum, düşündüğüm konuları ve fikirlerimi yazıya dökmek. Yazmayı hep sevdim, seviyorum. Bazen tüm günüm buraya bir şeyler yazacağım motivasyonu ile geçiyor cidden. Her telden yazılara devam anlayacağınız. Hatta ilerleyen günlerde yukarıdaki menüye bir de ”mutfak” sekmesi eklemeyi düşünüyorum. O konuda da ahkam kesecek biraz birikimim oldu zannımca.
Bu kısa ön sözü tamamladığıma göre bugünkü konuya geçebiliriz efendim.
Geçenlerde bir ev gezmesindeyiz. Kısır yiyoruz.
Evet, ben de her Türk kadını gibi kısırcıyım. Onca klas restoran, avrupai yemekler falan…Kısırı tek geçerim.Özümüzü kabul edelim, sevelim. Hatta iki gün sonra bir leğen kısır yapmam gerekiyor. İlk okulda yerli malları haftası kutlardık hatırlar mısınız? Herkes evden annesinin yaptığı kek, poğaça gibi şeyler getirir, kısır yine baş tacı olurdu. Patates salatası her ne kadar oldukça güçlü bir rakip şeklinde gelse de yıllar içinde kısırın yerini sarsamadı. Coca cola ile Pepsi gibi bir nevi. Neyse, bizim kutladığımız yerli malları haftası sanırım artık Tutum, Yatırım ve Türk Malları haftası olarak kutlanmakta. Okuldan ‘siz de kısır yapın gönderin’ mealindeki mesaj gelene kadar isminin değiştiğinden haberim yoktu. İsim değişmiş ama içerik aynı belli ki. Kısır yine baş köşede malum:)
Konumuz bu değil aslında. Konumuz, bahsettiğim ev gezmesinde kadınlar arasında konuşulan ” ev hanımlığı” müessesi. Ben malumunuz, geçici süreliğine hanımlığı mesleğini iki yıla yakın bir süredir icra etmekteyim. Eskiden her ne kadar kendileri ile pek empati kuramasam da şimdi mensubu oldukları bu değerli müessese hakkındaki serzenişlerini çok iyi anlıyorum. O gün sohbetimiz esnasında içlerinden biri ” ev hanımlarına maaş bağlanması lazım aslında” dedi.
Haklı.
Daha önce şu yazımda da bahsettiğim üzere, bu süreçte ev hanımlığının aslında çok ağır mesaisi olduğunu, çocuk sayısı arttıkça sorumluluğun, yükün ve yorgunluğun katlanarak arttığını, evde başta ”insan yetiştirmek” olmak üzere, topluma (”üretim” sayılabilecek nitelikte) çok ciddi katkılar yapıldığını anlamış bulunuyorum.  Gel gelelim, yemek, çamaşır, bulaşık, temizlik gibi aslında hayati önemi olan ancak her gün tekrarlanması gerektiğinden ve bir şekilde evdeki hanımlar tarafından yapıla geldiğinden önemi kavranamamış bir emek söz konusu orada.
Bence bu emek kesinlikle maddi bir karşılığı da hak ediyor. İşsizlik maaşının bile artık var olduğu ülkemizde bence böyle bir adım da atılmalı.
O gün kadınlar arasında konuşurken, söz konusu taleplerini bir dilekçe ya da mektupla ilgili yerlere iletebileceklerini söyledim. Yani, vatandaş olarak talep etmek hakkımız diye düşünüyorum. Gerisi karar mercilerinin değerlendirmelerine kalmış. Ama en azından üstümüze düşeni yapmış oluruz değil mi? Benim de zamanında emziren ve çalışan bir kadın olarak bazı serzenişlerim olmuştu konuya ilişkin ve hatta dilekçeler de yazmıştım. Sonucunu boş verin, motivasyonunuzu kırmayayım şimdi. Ama bir şeyler de yapmak lazım kesinlikle.
Bu konuyu buraya yazmadan önce google’a bir sorayım dedim. Belki böyle bir düzenleme ya da ne bileyim ön çalışma falan vardır, benim haberim yoktur. Yazıda atıp tutacağım, mahcup olmayayım, bilmeden etmeden yazmayayım istedim. Varmış da aslında. Konuyla ilgili yazıları çok ayrıntılı ve dikkatli okumamakla birlikte, anladığım kadarıyla evliliklerinde 25 yılını doldurmuş kadınlara maaş bağlanması minvalinde bir çalışma/düzenleme söz konusuymuş.
Bu da güzel. Bir nevi 25 yıl ev hanımlığını mesleğini bir fiil başarı ile icra etmiş olanlara ev hanımlığından emeklilik maaşı gibi.
Güzel, amma ve lakin, 25 yılını doldurmuş bir evlilikte büyük ihtimal çocuklar büyümüş, üniversiteli olmuş ve hatta evlenip barklanmış bile olabilirler. Para hem daim lazım kabul ama şu da bir gerçek ki para en çok da çocukların küçük olduğu, her birinin hızla büyüyüp kılık kıyafet masraflarının, hepsinin ayrı ayrı okul masraflarının insanın üstüne üstüne geldiği zamanlarda gerekmiyor mu?
25 yıl fikri güzel ama bence 25 yılı beklemeden, hali hazırda her gün çocuk bakılan, büyütülen, ev işi yapılan dönemlerde de bir maaş söz konusu olmalı. Bunun şartları, gerekleri nasıl olur bilemem, orası benim işim değil, düzenleme yapmak yetkili mercilerin görevi. Ha, istesem kafa yorar bu konu da da fikir yürütürüm o ayrı. Yani, güzel olmaz mıydı hanımlar buzdolabınızı silerken, banyo fayanslarını ciflerken, pilav, çorba pişirirken yarın yine yeniden yapacağınızı bildiğiniz bu işlerin bir de maddi olarak karşılığı olacağını bilmek? Hayata karşı motivasyonunuz artmaz mı? O zaman herkes kendi üstüne düşeni yapsın. Yazın bir yerlere. Mektup olur, dilekçe olur… Hiç bir şey yapamıyorsanız günlerde konuyu gündeme atın. Hep gıybet hep gıybet nereye kadar. Faydalı konular da konuşulsun günlerde. En azından kadınlar arasında kulağa su kaçırın yani.
Her gün, yıllarca verilen bu emeğin maddi olarak da bir karşılığı olduğunu bilmek kadını daha mutlu etmez mi?
Mutlu kadın, mutlu evlilik, mutlu anne, mutlu çocuk, sonuç: mutlu toplum.
Nasıl fikir?
Çok mu ütopik :/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir