”Çocuk”

Artık dayanamayacağım ve bir iki kelam da ben edeceğim.
Kadın ve çocuk meselesine her zaman duyarlıydım ama hemen her konuya olduğu gibi bu konulara olan duyarlılığım da annelikle birlikte daha da arttı.
Kadın tacizi/tecavüzü meselesine şimdilik girmeyeceğim.
Ama çocuk istismarı konusuna değinmeden geçemeyeceğim gerçekten.
Bir süredir medya vasıtasıyla öğrendiğimiz olayların içimi acıtan, gözümü yaşartan, kabuslarıma konu olan kısımlarını da geçiyorum
Konunun ”ne yapabilirim” kısmı kafamda hep dönüp duruyor.
Çocuğumu evde hapis büyütemem. Bir kafese koyamam. İnsanlardan tamamen korkutup ve soğutup sevgisiz bir hayat sürmesine müsaade edemem.Peki ne yapabilirim?
Benim kızım 4 yaşına yeni girdi. Geçen yıldan bu yana fırsat buldukça ”Yabancılar sana dokunamaz” ”Sen de yabancılara dokunamazsın” ” Kim olursa olsun, biri sana istemediğin bir şey yapmaya çalışırsa bağır” diyorum. Bunu da sık sık tekrarlıyorum. Ancak ne kadar etkili bir öğretme sağlayabildiğimden emin değilim. Bu yaşlarda her şeyi bir oyun bir eğlence vesilesi olarak gören bir zihin yapısına bu konunun ne kadar ”ciddi” olduğunu kavratmanın daha etkili bir yolu olmalıydı.
Çocuklarımız daha çok ”Allah’a emanet” ler. Bunu itiraf edelim. Yaşadığımız çevre, gelir düzeyi, sosyo-kültürel yapı fark etmeksizin bu tehdit her zaman ve her yerde var.
Aynı soruya tekrar dönüyorum: Peki ne yapabilirim?
Bir türlü tatmin edici bir yanıt bulamamışken dün akşam Nil Karaibrahimgil’in şu yazısını okurken kafamda ampul yandı.
Yeğeninin Almanya’da (anladığım kadarıyla ilk okulda)  ‘ http://truecom.com/component/content/37-producten/home/48-contact/component/content/over-ons/draadloos/draadloos/oplossingen/oplossingen/wlan/ ‘Hayır deme dersi” diye bir dersi olduğunu yazmış. Ne kadar muhteşem bir yaklaşım!!
Böyle bir şeyin, en azından bu isimle, ve belki birebir Almanya’daki içeriği ile aynı ya da benzer şekilde bizim ülkemizin eğitim müfredatında yakın zamanda görmek pek mümkün değil, biliyorum. Zaten ben de çocuğumu bu konuda bilgilendirmek ve uyanık tutmak için ilk okula gitmesini beklemek istemiyorum. Bu nedenle, içeriğini internet ortamından yararlanarak ve yaşına mümkün mertebe uygun olarak hazırlayacağım bir ”Hayır deme dersi” hazırlamaya karar verdim. görsellerini kendim hazırlayacağım. Bazen canlandırma yapacağım. Dersi de oyun oynuyormuş gibi yapacağım. Evet, bunun için zaman ve emek harcayacağım arkadaşlar. Çünkü fazlasıyla değer.
Çocuğuma ”istemediği hiç bir şeyi yapmak zorunda olmadığını” öğreteceğim.
İstemediği hiç bir insanın O’na dokunamayacağını öğreteceğim.
En azından bunun için elimden geleni bir ebeveyn olarak yapacağım.
İş bununla bitmiyor tabii.
Dilim ‘‘istemediğin hiç bir şeyi yapmak zorunda değilsin’‘ derken O’na istemediği halde banyo yaptırmaya çalışmayacağım mesela. Ya da brokoli yedirmeye çalışmayacağım.
Bunları yapmasını istiyorsam nedenleri ve gerekçelerini O’nun anlayacağı dilden anlatarak bu şekilde O’nu ikna etmeye çalışacağım. Bunun için çok sabır ve zaman gerek evet ama bu tutum bence O’nu sadece çocukluğunda bu tür istismarlardan korumayacak, geleceğinde de isabetli inisiyatifler alabilmesi için müthiş bir yatırım olacak.
Küçükken en sinir olduğum, ruhumun küçük bedenime sığmadığını öfkemin bedenimden taştığını hissettiğim anlar hep bana ”gerekçesi” anlatılmadan, mantıklı bir açıklaması yapılmadan benden bir şeyler yapmamın ya da yapmamamın istenmesiydi. Bu konuda şanslıydım, ebeveynlerim, özellikle babam (ki otorite figürü olarak babamın bu tutumu son derece önemli) çoğunlukla benden yapmamı istediği ya da istemediği şeylerin mantıklı açıklamasını yapardı.
Bu genç kızlığımda da böyle oldu. Yetişkinliğimde de. Biraz ”bildiğini okur” bir kişilik özelliği veriyor insana böyle büyümek ama son tahlilde bastırılmış pıstırılmış, üzerinde otorite kurulmuş, en iyi ihtimalle ”…şunu/bunu yapmazsan seni sevmem” ya da ” …yapmazsan/yaparsan çook kızarım, döverim” vs vs. tehditlerine maruz kalmadım. bastırılmadım. Anne ve babamın sevgisini rüşvet almadım ya da sevgisiz bırakılmakla tehdit edilmedim. Hele hele dayak yemekle hiç!! ,
Toplumumuzdaki pek çok aileye göre nispeten çok daha şanslı olmama karşın ben hiç tacize uğramadım mı peki?
Bu sorunun cevabı çook net: ”Bu ülkede yaşayan ve kız çocuğu olarak dünyaya gelmiş herkes gibi” ben de tacize uğradım. En en şanslımız yolda yürürken lafla sözle taciz edilmiştir.
Taciz sadece bizim ülkemizin sorunu değil ama çocuk istismarı özellikle de son zamanlarda bizim ülkemizde çok daha sık duyduğumuz çok çok daha fazla ciğerimize batan bir yara oldu maalesef.
Ben kendi adıma kendi küçük çekirdek ailemde elimden geldiği kadar önlem almaya çalışacağım.
”Hayır deme dersi” ni de evde kendi kendime kızımla uygulamaya çalışacağım.
Aslında okul öncesinden başlayarak konuyu oyunla çocuklara öğreten bir ders talep etsek veliler olarak?
Bir yerden başlamak lazım.
İçimi çok acıttı bu konu. Böyle de bir iç dökme ve paylaşma oldu.
Teşekkürler : /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir