Çin: Şanghay ve Pekin’e Devam

Pekin ve Şanghay yazısını hemen ertesi gün tamamlamayı planlıyordum aslında ama hayat sen planlar yaparken başına gelenlerdir. Küçük bir göz kazası geçirdim. Değil blog yazmak bilgisayara bakacak halim yoktu. Doktorların söylediğine göre makyaj partikülü kaçmış gözüme ve retinayı çizmiş. Böyle bir acı ve ağrı!! İki gün korsan gibi gezdim tek gözüm bandajlı. Şimdi daha iyiyim. En azından bandaj çıktı. Artık Çin yazıma kaldığım yerden devam edebilirim.
Genel izlenim ve kişisel gözlemlerimden sonra sıra Pekin’de gezilecek görülecek yerlere geldi.

Çin Seddi ( The Great Wall)
Bir Türk olarak Pekin’e gidip ilk görülecek yer tabii ki Çin Seddi olmalı. Hepimizin bildiği üzere uzaydan bile görülebilen bu devasa yapı başlangıçta Moğol ve Türk saldırılarından korunmak amacıyla inşa edilmiş, daha sonraları savaş esirlerini tutmak vb. işlevler de görmüş.
Tiananmen Meydanı ve Yasak Şehir
Pekin’de Hanedanlığın yerleşkesi olarak bilinen Yasak Şehir’e (Forbidden City) girişte yer alan, yaklaşık bir milyon insanı içine alabilen dünyanın en büyük meydanı. Mao’nun mezarının bulunduğu yerde kendisinin büyükçe bir fotoğrafı da yer almakta. Bu meydanı en bilinir kılan olaylardan biri 5 haziran 1989’da çekilen bir fotoğrafmış. Şöyle ki o tarihlerde Pekin’de öğrenci, işçi ve bazı aydınlar tarafından yapılmakta olan  protesto gösterileri Çin hükumeti tarafından bastırılmaya çalışılıyormuş. Bu olaylar sırasında Tiannenmen meydanında Çin yapımı art arda dizilmiş dört tankın önüne geçerek onları durdurmaya çalışan bir adamın fotoğrafı çekilmiş. Ve bu fotoğraf dünyada fenomen haline gelmiş. İşin daha da ilginç olan tarafı tankların önünde duran adamın kim olduğu, olaydan sonra başına ne geldiği, hala yaşayıp yaşamadığı da bilinmemekte imiş.
Bu kısa  bilgiden sonra Tiannenmen meydanı izlenimlerime gelecek olursak: Kalabalık!! Tiannenmen meydanından sonra hanedanın evi olan Yasak Şehir de aynı şekilde mahşer yeri gibi kalabalıktı. Dünyanın her yerinden turist olduğu gibi Çin’li yerli turistlerin sayısı bence çok çok daha fazlaydı.
Ming ve Quing Hanedanlığına ev sahipliği yapmış Yasak Şehir’de birbiri ardına sıralı ahşap binalar bulunmakta. İçlerinde ne var diye merak ettim, onca kalabalığı aştım gittim baktım: Bir şey yok!! Gerçekten boş boş avlular. Bizim sabredip de gidip bakabildiğimiz kadarıyla böyledi en azından.
İpek Pazarı – (Silk Market/ Silk Street- Pearl Market)
Burası Pekin’in en ünlü alışveriş merkezi. Alışveriş Merkezi dediysem aklınıza hemen bizimkiler gibi şık mağazalar, tiki mekanlar gelmesin. Uzaktan yakından ilgisi yok! Bu binada esas olarak Çin ipeği ve bu ipekten mamul çeşitli giysiler ile gerçek inciden takılar satılıyor. İpek ve incisi ile meşhur olmuş bir pazar ancak ne ararsanız var. Laf aramızda alışveriş yapmak için büyük boy boş valizlerle gelen arkadaşlar vardı aramızda. Gerçeğin tıpatıp aynısı marka saatler ve çantalar oldukça ilgi görüyor bu pazarda. Öyle bir taklidini yapmışlar ki gerçeğinden ayırmak imkansız dünyanın en ünlü markaları gerçek fiyatlarının çok çok altında satılıyor. Pazarlık burada olmazsa olmaz. Turist olduğunuz için kazıklamaya çalışıyorlar. Tıpkı bizim gibi! Bu nedenle söyledikleri fiyatın onda birine kadar pazarlık yapın diye tembihlediler bizi. Ben boş valizle gelenler kadar alışveriş yapamadım  ama hediyelik bir sürü Çin ipeği kravat ile kendime bir takım gerçek inci kolye ve küpe aldım.
Pekin’i Türkiye’nin Ankara’sı gibi düşünürseniz Şanghay’ı da İstanbul’u gibi düşünebilirsiniz.
Şanghay’a Pekin’den Çin Hava yolları (Air China) ile uçtuk. Her şeyin düşük kaliteli taklidini üretmeleri ile ünlü Çinlilerin hava yolu firması ile uçmak, uçak ile arası iyi olmayan şahsım açısından oldukça gerginlik vericiydi. Neyse ki sorunsuz bir şekilde Şanghay’a indik. Burası denizsellik nedeniyle Pekin’e nazaran daha nemli bir şehir. Söz konusu nem uçaktan iner iner inmez dönüşe kadar burnunuzdan gitmeyecek çirkin bir koku ile sizi karşılıyor. Bu kokunun ne kokusu olduğunu asla çözemeyeceğim. O gece Şanghay’daki otelimizde (şehir merkezinde olduğu için) gürültüden rahatsız olunmaması adına yatağın yanındaki komodine kulak tıkacı koymuşlardı ama bence burun tıkacı çok daha elzemdi. Zira hayatımda kokudan uykuya dalmakta zorluk çektiğim başka bir gün daha olmadı.
Şanghay Çin’in dışa bakan yüzü. Binlerce gökdelen ile yenilerinin inşaatlarına ev sahipliği yapmakta. Bizim orada olduğumuz zamanlarda inşaatı süren yüzlerce gökdelen vardı. Hatta İnşaat firmaları arasında temelini attıkları gökdelenleri kaç günde bitirecekleri konusunda bir de rekabet varmış. E Çin’de işçi sıkıntısı yok. Neredeyse bedavaya çalışacak bir milyar insan var. Vardiyalı olarak geceli gündüzlü çalışıp Bir ayda -kırk günde gökdelenler dikiyorlarmış.
Çin Şanghay Şangay Gökdelenleri
Şanghay Gökdelenleri
Huangpu  nehri şehri tam ortasından ikiye bölüyor. Yeni ve eski Şanghay Pu-dong ve Pu-şi olarak adlandırılmakta ve bu iki bölge yani nehrin iki tarafı sanki iki ayrı şehir iki ayrı dünya gibi. Yeni Şanghay gökdelenleri, lüks alışveriş ve yeme içme mekanlarının bulunduğu caddeler ve sokaklara ev sahipliği yaparlen Yeni Şanghay da daha otantik binaları görebilirsiniz. Huangpu nehri boyunca tekne turu yapabilirsiniz böylece sağınıza dönünce farklı bir şehir, solunuza dönünce başka bir şehir görüp şaşırabilirsiz. Tarihi otantik binalar dediysem İngiliz tarzı binaların birebir taklidi imiş bu binalar. Londra’nın sahtesini mi yapmışlar ne?
Çin Şanghay ve şehri ikiye ayıran Huangpu Nehri
şehri ikiye ayıran Huangpu Nehri
Çin Şanghay Huangpu Nehrinden yeni Şanghay'ın Pu-dong bölgesi
Şanghay Huangpu Nehrinden, yeni Şanghay’ın Pu-dong bölgesi
Çin Şanghay Huangpu Nehrinin diğer yani-Pu-şi
Huangpu Nehrinin diğer yani-Pu-şi
Şanghay 25 milyona yakın nüfusuyla oldukça kalabalık bir şehir. 7/24 canlı ve uyanık. Pekin’e göre oldukça da pahalı hani, ama yine de uygun fiyatlara dört veya beş yıldızlı otellerde konaklamak mümkün. Azmedene her zaman olduğu gibi ekonomik seyahat imkansız değil.
Çin Şanghay -Şehir Merkezinden bir görüntü
Şanghay -Şehir Merkezinden bir görüntü
Yollarda yürürken Türklere rastlamak şaşırtıcı değil. Çin’in dünya üzerinde ürün satmadığı neredeyse hiçbir  bölge kalmadığından ve bundan Türk tacirler de nasibini aldığından Çin ile işler sıkı fıkı.
Ama şimdi buraları gezip görüp de önünde arkasında Made in China yazan bir ürünü gönül rahatlığı ile satın alamıyorum artık. Böyle de bi yan etsiki oldu buraları görmenin. Türkiye’de bile son derece ucuz bulduğumuz Çin mallarının Türkiye’deki fiyatının bile en az yarısına Çin’de satıldığını, dolayısıyla en az %50 kazık yediğini bilmek insanda alışveriş keyfi bırakmıyor.
 Çin gezimiz esnasında dünyanın önde gelen  bazı giyim markalarının Çin’de üretim yaptıkları devasa tesisleri de görme fırsatımız oldu. Kim bilir maliyet- fiyat arasındaki uçurum ne kadardır diye düşünmeden edemedim. Benzer bir deneyimi de dünya markalarının Bursa’daki üretim tesislerini gezip fiyat maliyet arasındaki uçurumları görünce yaşamıştım ki artık içim rahat giysi alabildiğim tek yer Salı pazarı!!
Şimdi biraz özet yapalım Çin seyahatimizi:
  • Biz gittiğimizde Mayıs ayıydı. Pekin güneşli akşamları hafif serin ama Şanghay daha sıcak ve nemliydi. Havaya dair Türkiye’ya nazaran çok farklı bir durum yoktu.
  • Temizlik standartlarınız nasıldır bilemem ama Çin’e gelmeden bu standartları çok çok aşağılara çekmeniz gerek. Dört yıldızlı zincir otellerde bile bazı temizlik sorunları olabiliyor. Çoluk çocuk gidecekseniz kişisel hijyeninizi sağlamak için diğer seyahatlerinizden farklı önlemler almanız gerekebilir.
  • Pekin daha tarihi bir şehir. Şanghay alışveriş, gece hayatı, yeme içme…Tüm metropoller gibi işte…
  • Ben ne bulursam yerim, aç olmam yeterli diyorsanız sorun yok. Eğer böyle biri değilseniz yerli yiyecekler ile aç kalmanız olası. E hijyen durumu da malum; bu nedenle bilmediğiniz yerlerden uzak durun, kaliteli mekanları seçin derim.
  • Çin Şanghay'ın turistik sokaklarından biri
    Şanghay’ın turistik sokaklarından biri
  • Son olarak, bu seyahatimi çoluksuz çocuksuz yaptığımdan çocukla Çin nasıl olur bilemiyorum ama çok rahat ve konforlu olamayacağı kesin. Normal üstü kalabalık ve hijyen konusu malum. Yine de azmederseniz bir seyahat için sarf ettiğiniz eforun biraz daha fazlasını sarf ederseniz rahat etmeniz de mümkün bence.
Çin bize uzak biliyorum. Ülkemizden pek çok turistin öncelikli tercihi olmadığını da biliyorum ama bir de şu açıdan bakın: Çin tarih boyu varlığını ve özgünlüğünü korumuş, dünyanın geri kalanından kendini binlerce yıl izole etmeyi başarmış, dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri. Üstelik dünya ekonomisindeki taşları yerinden oynatan bir ekonomiye de sahip artık. Bence gidip görmeye, bildiğimizden başka bir dünyada soluk almaya değer..

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir