Evinizi Yılbaşına Hazırlamaya Ne Dersiniz?

İşte Evinizi Yeni Yıla Hazırlayacak Birbirinden Güzel Fikirler 🙂

Evinizin mis kokusu

Herkes için koku şüphesiz unutulmaz bir ayrıntı. Yılbaşı konseptini en güçlü şekilde hissettirmek için kokuları tercih edebilir, evinizi birbirinen güzel kokulu mumlarla donatabilirsiniz. Portakal, tarçın, karanfil, zencefil gibi malzemeleri kaynatarak doğal aromalarla da evinizin havasını değiştirebilirsiniz.

Kapı süsleri

Yılbaşını evinizin girişinden itibaren hissettireceğiniz bir kapı süsü hazırlamaya ne dersiniz? Bunun için sadece bükülebilir bir tel, zevkinize uygun yılbaşı süsleri ve yapıştırıcı yeterli. Gerisi yaratıcılığınıza kalmış:) 

Hediye paketleri

Yılbaşının olmazsa olmazları hediyeler. Yılbaşı ağacınızın altını boy boy hazır hediye paketleriyle süsleyebilir ya da aldığınız malzeme ve süslerle kendi hediye paketinizi kendiniz hazırlayabilirsiniz. Buradaki püf noktası, yılbaşı ağacınızla uyum içerisinde hazırladığınız hediye paketlerini ağacınızın altında en şık şekilde gösteriyor olmakta gizli.

Mum ışığı sıcaklığı

Mum ışığının içinizi ısıtan sıcaklığını keşfetmeye ne dersiniz? Mumların dekorasyonda yarattığı farka bayılacaksınız! Birbirinden güzel yılbaşı mumlarına biraz göz atın:)

    
Yılbaşına Renk Katın

Şüphesiz kırmızılar, doreler ışıltılarıyla her zaman güzel ve şık. Yılbaşının heyecanını her daim yansıtıyorlar. Ancak eğer klasik renklerin dışına çıkmak, kendi tarzınızda süslemelere gitmek istiyorsanız, mint yeşili ve lacivert gibi canlı tonlar tercih edebilirsiniz. Hatta biraz daha özgün bir dekorasyon olsun isterseniz, kendi favori renginizi veya sevdiğiniz takımın renklerini de kullanabilirsiniz.

Yılbaşının Olmazsa Olmazı Çam Ağacı

Evinizde yılbaşı atmosferini hissetmeniz için en önemli dekorasyon malzemesi yılbaşı ağaçları. İster minicik, ister dev gibi bir çam ağacı… Çeşit çeşit çam ağaçları arasından evinize ve zevkinize en uygununu  seçebilirsiniz.

Evinizi Yaratıcılığınızla Süsleyin

El becerisine güvenenler için yılbaşı dekoru şüphesiz çok eğlenceli. Hünerlerinizi göstermenin çok yolu var. Mesela klasik bir ağaç yerine büyükten küçüğe ahşap dalları halatla birbirine bağlayarak kendi özgün yılbaşı ağacınızı duvara asabilirsiniz. Led ışıklarla da bambaşka bir hava katabilirsiniz.

 
Anılarınız yılbaşı ağacınız olsun

Ailenizle en güzel anılarınızı çerçeveletip, ağaç şeklinde duvara asmaya ne dersiniz? Aralarından geçireceğiniz aydınlatmalarla son dokunuşları yapın. İşte en güzel yılbaşı ağacı şimdi sizin:)

   

Paletlerden neden çam ağacı olmasın?

Kalıplardan uzaklaşıp, doğal bir malzemeyle kendini yansıtmak isteyenler için de bir yolumuz var! Mesela paletin üzerinde kendi kompozisyonunuzu yaratıp ışıklandırarak duvara asabilirsiniz.

Yılbaşı Sofrası

Yılın en şık ziyafetine özenle hazırlanın. Enfes yemeklerinizin ve tatlılarınızın sunumunu güzelleştirmek için en önemli nokta sofranızın dekorasyonunu tasarlamak. Fazla kalabalığa kaçmadan, doğru renk tonlarında mumlar ve küçük süsler kullanmak, masanızı gösterişli hale getirmeye yetecektir. Ayrıca servis peçetesinde  yapacağınız ufak dokunuşlarla şıklık yaratabilirsiniz.

             

Evinizi yılbaşına hazırlamak için birbirinden güzel fikirler, Koçtaş Yaşayan Evler Yılbaşı dergisinde. Hemen tıklayın.

                                                       

Bir boomads advertorial içeriğidir.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü

 

Hepimiz engelli adayıyız.
Eğer herhangi bir engeli olmadan doğan şanslı insanlardan biriyseniz, herhangi bir kaza bir anda engelli bir birey yapabilir bizi. Yaşadığımız her an bunun bilincinde olmalıyız.
Engelli insanların bizim ülkemizde de varlığı hepimizin malumu. Bazen yakın çevremizde bazen uzağımızda. Ancak sokakta engelli vatandaşları pek görmediğimiz de bir gerçek. Bunun nedeni sayılarının az olması kesinlikle değil. Sokağa çıkamamaları. Çünkü sokaklar engelsiz insanlar için bile maalesef kesinlikle güvenli ve uygun değil.  Okumaya devam et

Geç Kalmış 24 Kasım Yazısı

Bu yazıyı okuyan tüm öğretmenlerin, kendi öğretmenlerimin ve ailemdeki öğretmenlerin geçmiş öğretmenler gününü kutlarım!!
Geçmiş bayram kutlayabiliyorsak geçmiş öğretmenler günü de kutlanır zannımca. Bir haftalık bir gecikmeyle oldu, farkındayım. Ama elde olmayan sebeplerle tam gününde yazamadım. Madem tam gününde yazamadım o zaman Londra ve Cambridge’i aradan çıkarayım istedim.
Ben öğretmenlik mesleğinin içine doğmuş biriyim.

Okumaya devam et

Saklama Rehberi

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Grand Hyatt İstanbul’da 2018’e Unutulmaz Bir Başlangıç Yapın

Grand Hyatt İstanbul, bu yıl da hem noel hem yılbaşı için hazırladığı birbirinden güzel menülerle misafirlerini bekliyor.  Gas Brothers ve Utku Yurttaş yılbaşı yemeği süresince jazz, piano ve 70’lerden günümüze popüler müzikleri çalacaklar. Gece, Gas Brothers’ın perküsyon show’unun da yer aldığı performans ve after party ile devam edecek.

Noel Menüsü, Grand Hyatt İstanbul’da
Grand Hyatt’ın içinde bulunan 34 Restoran, içinde leziz hindinin de olduğu Noel Yemeği özel menüsü ile 24 Aralık Pazar günü aile kutlamaları ya da arkadaş buluşmaları için ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 24 Aralık akşam başlayan ziyafet 25 Aralık Pazartesi günü öğlen ve akşam da devam ediyor.  Kişi başı 218 TL olan menü için önceden rezervasyon gerekiyor.

Yılbaşı gala yemeği ve eğlencesi
Yeni yıla sevdikleriyle beraber güzel bir başlangıç yapmak isteyenleri 34 Restoran’ın deneyimli şeflerinin elinden çıkan geleneksel Türk ve Akdeniz mutfağının lezzetlerinden oluşan açık büfe bekliyor.

Gas Brothers ve Utku Yurttaş’ın yılbaşı yemeği süresince jazz, piano ve 70’lerden günümüze popüler müziklerin çalacağı gece, Dining salonunda Gas Brothers’ın performans sergileyeceği, perküsyon show’unda dahil olduğu after party ile devam edecek. Sabahın ilk ışıklarına kadar devam edecek after party, yılbaşı ücretine dahil.

34 Restoran’da, 31 Aralık Pazar günü saat 20:00’de başlayan ve gece yarısı 02:00’ye kadar sürecek olan yılbaşı gala yemeğinin kişi başı fiyatı limitsiz yerli alkol içecekler 518 TL, limitsiz yerli & yabancı içecekler dahil fiyatı ise 618 TL. Minik misafirler için de kişi başı fiyat 318 TL.

Keyifli geçen yılbaşı gecesinin ardından 1 Ocak Pazartesi günü saat 12.00-16:00 arasında 34 Restoran’daki brunch’ta arkadaşlarınızla, ailenizle, sevdiklerinizle yeni yılın ilk gününü kişi başı fiyatı 218 TL olan brunch ile keyifli bir şekilde geçirebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Ordan, Burdan…

Uzun süre yazmayınca içime sıkıntı çöküyor resmen. Yazmak beni kesinlikle mutlu eden, adeta kaslarımı gevşeten bir şey. Beyin kaslarımı ve ruh kaslarımı.
Takip ettiğim bloglardan birinde (bu blog) bir bilgi vardı. Yaratıcı tarafı olan beyinler eğer bu yaratıcılıklarını ortaya çıkaramazlarsa baş ağrısı ve migren bu kişilerde daha sık görülürmüş. Konunun bilimsel dayanağı hakkında bir fikrim yok ama bana çok mantıklı geldi. Yani, içeride bir çeşit enerji var, dışarı çıkamıyor ve sonuçta ağrı yapıyor. Basit bir neden sonuç ilişkisi aslında değil mi? Bu nedenle bu blog bana çok iyi geliyor. Çok uzun yıllardır yapmak istediğim bir şeymiş meğerse. Yazmaya başladım, mutluyum, rahatladım.

Okumaya devam et

Komşu Komşu Huu !

Çocukluğumdan başlayan gazete okuma alışkanlığım hala devam ediyor. Babam evimize pek çok farklı gazete alırdı, özellikle pazar günleri. Günümüzün teknolojisinde hafta içi gazeteleri internetten takip ediyorum, yalan yok. Biraz da tüm gün mesaide bilgisayar başında olmanın konforuyla tabii. Ama pazar günü basılmış gazete okuma keyfime kimse dokunamaz!! Çocuk doğurduğum gün itibariyle pek çok keyfime olduğu gibi bu keyfime de ara verip, yalnızca anne olmanın keyfini çıkardığım uzun aylar ve yıllardan sonra şimdi elimden geldiğince kaldığım yerden ve aynı istikrarla devam ediyorum.

Okumaya devam et

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.

                                                               

Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim).

UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Yaşam Kurgusu

 

Bir süredir Tedx konuşmalarına taktım. Bambaşka alanlardan insanlar, hayatlarını TEDx konuşması yapacak düzeye getirene kadar neler yaptıklarını, tecrübe ve önerilerini kısa konuşmalarla anlatıyor. Kendi ağızlarından kısa kısa biyografiler diyelim. Yazımın başlığı olan ”hayat kurgusu” söz öbeği de dün gece dinlediğim bir konuşmadan kaldı aklımda.

Okumaya devam et

Hayatın Yaşayışı İçinde…

Belli bir yaştan sonra zaman çok hızlı akıyor. 18’ine kadar geçmek bilmeyen yıllar 20’li yaşlardan sonra ışık hızına meydan okuyor sanki.
Bugün hayatımda iki önemli olay gerçekleşti. Kayıt altına almasam olmazdı. Birincisi; biricik kızım bugün ilk kez bizden ayrı olarak okul gezisine gitti. İkincisi; eltim doğum yaptı ve resmen ”yenge” oldum.

Okumaya devam et

Bayram Yazısı

Ah nerede o eski bayramlar!!
Bu cümleyi kurmak için belki çok genç yaştayım, evet.
Ama yaş kaç olursa olsun insan geçmişindeki güzel bayramları özlüyor işte. Annem öğretmendi. Çalışıyordu yani. Bayram deyince benim ilk aklıma gelen annemin gece yarısına kadar yaptığı bayram temizlikleri geliyor önce. Belli bir yaştan sonra bu temizlik aktivitesine ben de gayet etkin bir şekilde dahil oldum zaten. Ama çok da keyifle yaptım. Temizlik yapmayı hala severim zaten. Ortalık şöyle mis gibi çamaşır suyu – deterjan koksun diyen pre-temizlik hastasıyımdır ayıptır söylemesi. Arefe günü hep şöyle düşünürdüm ” Ülkenin en temiz günü bu gündür herhalde, her evde bayram temizliği yapıldı, belediyeler sokakları temizledi falan..Ohh ülke mis gibi kokuyor işte”. Vallahi de düşünüyordum bunu. Abartmıyormuşum değil mi pre- temizlik hastalığı konusunda:))
Eğer Ankara’da evimizde olacaksak, sabah 10’a doğru yapılan geniş kahvaltılar geliyor aklıma ikinci olarak. Anneannemlerle dedemgillere gittiysek dayılı, teyzeli, kuzenli kocaman kahvaltı sofrası. Yeni kıyafetler, bayramlıklar…

Okumaya devam et

Benim Kız ve ”Yüksek Topuklar”

2002 yılının yaz tatili üniversitedeki ilk yılımın yaz tatili idi. Tüy gibi hafiftim. Üniversite kazanılmış, ilk yıl başarı ile eda edilmiş, artık yaz tatilinin tadını çıkarabilirdim. O yıl ilk basımı yapılan Murathan Mungan‘ın Yüksek Topuklar adlı romanı Ankara’nın Dost kitabevine yaptığım rutin geziler esnasında yeni çıkanlar reyonunda dikkatimi çekmiş, almıştım. O zamanlar, yeni çıkan kitapları, Oscar ödüllü filmleri, yeni tiyatro oyunlarını sıkı takip ederdim. Devletimiz sağ olsun; vermiş olduğu öğrenim bursu bu tür kültürel faaliyetlere gidiyordu. Sonrasında bu bursları bol faizle ödedim ama, olsun. Yine de değdi. Mungan’ın bu ilk romanını o yaz bir kaç günde tek nefeste okudum. Oysa oldukça uzun bir kitaptı. Kitap, 30’lu yaşlarının ortasında İstanbul’da yaşayan şehirli ve çalışan bir kadının, bir arkadaşının 5 yaşındaki kızı Tuğde ile geçirmek zorunda kaldığı 5 günü anlatıyor.
Peki, ta kaç yıl önce okuduğum bu kitap şimdi nereden aklıma geldi? Benim kız malum 3,5 yaşında. Her ne görür de beğenirse ve alınmasını isterse ”ben pembe istiyorum, çünkü pembe benim en sevdiğim renk” deyip duruyor. Pembe cep telefonu istiyor, pembe araba istiyor, pembe bilgisayar istiyor…

Okumaya devam et

Seyahatlerde Nasıl Formda Kalınır?

Bu blog, biliyorsunuz, bir diyet-sağlıklı beslenme blogu değil elbette. Amma velakin bu konulara neredeyse 20 yıldır kafa yormuş, deneme yanılma yoluyla pek çok öğrenmiş, sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam konusu ilgi alanına epeyce giren biri olarak bu başlığı atma hakkını kendimde gördüm efendim naçizane.
18 yaşıma kadar hep fazla kilolu bir kızdım. Fazla kilolu olmak ön ergenlik ve ergenlik yaşlarında bir kız için epey büyük bir sorun. Bir kere güzel olmadığınızı kesin olarak biliyorsunuz, çünkü böyle inanıyorsunuz. Gerçek bu olmasa bile. 18 yaşıma kadar ”güzel” olmayan bir kız olarak, her ne kadar içten içe duruma üzülüp çeşitli diyet denemelerine girmiş olsam da, durumu çok da kompleks yapmadığımı söyleyebilirim. Gönül işlerine, çıkma tekliflerine, ergen oğlan dertlerine ayıracağım zamanı ve enerjimi kitap okumak, küçük hikayeler yazmak, şiir yazmak, resim yapmak gibi kendi odamda çeşitli entelektüel faaliyetlere harcadım. Çok da iyi yapmışım!  Okumaya devam et

EKŞİ MAYALI ”EKMEK”

Çocukluğuma dair bir an hatırlıyorum: Trabzon’a babaannemle dedeme gitmişiz. Otobüse geceden bindiğimizden sabahın erken saatlerinde dedemlerdeyiz. Babaannem kahvaltı sofrası hazırlamış, dedem de fırından yeni çıkmış mis gibi kokan sıcacık Vakfıkebir ekmeğini getirmiş. Bir dilimin üzerine tereyağı sürüyorum…Mutluluk duygusu, ekmeğin kokusu, lezzeti…damağımda kalmış. Böyle bir an işte. O andan damağımda kalan hafif ekşi, bayatlamayan meşhur Vakfıkebir ekmeğine bugün Vakfıkebir’de bile rastlamak maalesef pek mümkün değil. O günden bu güne ne değişti de o lezzeti alamıyorum bilmiyorum. Ekmek yapılan unlar mı, su mu, maya mı..?
Yoksa ben mi değiştim? Olabilir…

Okumaya devam et