Baharınız AYDIN Olsun!

 

Takvimler 21 Mart’ı geçti. Artık tüm takvimlere göre bahar mevsimine girmiş bulunuyoruz. İçimizde doğa ile canlanan bir sevinç, bir gezme tozma, kendimizi dağa taşa doğaya vurma hevesi…Her bahar böyle hissederim ben. Yaz çocuğuyum ama aşırı sıcağı sevmediğimden  bahar insanıyım desem daha doğru olur.

Aydın Üç gözler bahar papatyaları

Yazılarımdan da  takip edilebileceği üzere arada bir Salihli- Birgi, Ankara ve Riga-Tallinn gibi küçük gezilere kaçsak da geçici bir süreliğine canım ülkemin en güzel şehirlerinden birinde yaşıyoruz: Aydın. Bir kaç aydır buralıyız. Çetin ve zor şartların coğrafyası Karadenizli biri olarak sakinlikleri ve medenilikleri ile bilinen Ege’lilerle birlikte olmaktan çok memnunum.

Bazıları Aydın’ın dünyanın en güzel şehri olduğunu bile söylüyor; o kadar yani. Haklılık payları da yok değil. Dağlarından yağ ovalarından bal akan, dünyanın en uzun ömürlü insanlarının yaşadığı yerlerden biri olan Nazilli ilçesi, turistlerin göz bebeği Kuşadası, bir gelenin bir daha muhakkak tekrar geldiğinin rivayet edildiği, denizi şerbet, güneşi şifa ve çocukluğumun yaz kamplarının adresi Didim, Sabahattin Ali’nin Kuyucak’lı Yusuf’unun memleketi Kuyucak, Aydın’ın en bilinen ilçeleri.
Aydın ve çevresi, esasen tüm Ege, binlerce yıldır medeniyetin, şehirlerin ve çeşitli yerleşim yerlerinin olduğu bir yer. Zaten ben olsam ben de buraları yurt bellerim. Göçebe olsam buralarda kurardım çadırımı, hatta yerleşik hayata bile geçerdim. Çünkü bereketi, suyu, temiz havası, dağı, ormanı, denizi büyük şehirlerde doğmuş büyümüş okumuş çalışmış beni bile buraya göçmek konusunda heveslendiriyor.
Kuşadası ve Didim turistik yerler olduğundan belki de Aydın’ın en bilinen ilçeleri. Bu nedenle çok ayrıntıya girmeyeceğim. Ancak Kuşadası; limanı, denizi, otelleri, tatil köyleri ile Didim ise; Apollon tapınağı, muhteşem denizi ve harika havası ile benim gibi deniz-güneş- kum tarzı yaz tatillerinde Ege’yi tercih edenler için biçilmiş kaftan diyebilirim özetle.
Bir kaç aylık Aydın maceramızda şehir merkezinde yaşadığımızdan tatil beldeleri başta olmak üzere genellikle ilçeleri ile bilinen bu şehrin şehir merkezini ve şehir merkezindeki yaşamı anlatmak istiyorum bu yazımda.
Bir kere Aydın’nın Büyükşehir Belediye Başkanı bir kadın : Özlem Çerçioğlu. Kendisi buralarda Topuklu Efe olarak bilinmekle beraber 2009 yılından beri bu görevini istikrarla sürdürmekte. Kadın konusu benim için oldukça hassas bir konu. Burada yaşadığım sürede Ege kadınlarının da bizim Karadeniz kadınları kadar çalışkan ve cesur olduğunu gözlemledim. Hatta dün yürüyüş yaparken bir parkın önünden geçiyordum. Parka ismini veren kadının Türkiye’nin ilk kadın muhtarı olduğunu görünce gözlerim yumçuk yumçuk oldu. Kadınlar güçlü olmalı ki çocukları güçlü olsun. Böylece toplumlar güçlü olsun. Bu görüşüm bazı çevrelerce feministlik olarak adlandırılsa da bence gayet makul bir düşünce. Keşke her kadın benim gibi düşünse…
Aydın-şehir merkezi Gül Esen ParkıAydın şehrine dönersek; 34 yıldır büyük şehirde yaşayan biri olarak burasının huzurun, sakinlik ve dinginliğin şehri olduğunu söyleyebilirim. İnsanlar sakin, huzurlu ve genel olarak mutlu. Sakinler, çünkü yetişmeleri gereken bir şey yok, acele etmiyorlar. Kozmopolit bir şehir olmadığından (henüz) birbirlerini tanıyorlar ve birbirlerinden korkmuyorlar. Bu nedenle herkes herkesle senli benli, canımlı gülümlü konuşuyor. Gri şehir Ankara’lı olarak bu samimiyet bazı yerlerde beni rahatsız etse de (nedense?) bir süre sonra alıştığımı söyleyebilirim. Büyük şehirlerin hızına alışanlar için 2 kilo kuru pastanın kutuya koyulma, paketlenme ve parasının tahsil edilmesi gibi 3 adımlık bir işlemin yaklaşık on dakika sürmesi başlarda beni fazlasıyla rahatsız ettiyse de, buna da zamanla alıştım. Buranın insanı zamanla yarışmıyor, kendiyle de başkalarıyla da yarışmıyor. Bu nedenle huzurlu ve mutlu bir hava var tüm şehirde.
Aydınlıların konuşma dilinde Çarşı veya Bulvar diye bahsi geçen şehrin merkezi ve ana caddesi Adnan Menderes Bulvarı, şehrin en eski yerleşim ve ticaret merkezi. Bulvarın ortasında palmiye ağaçları var, kim bilir kaç on yıllık…Caddenin sağı solu çeşit çeşit mağaza ve dükkanlar ile çevrili. Bulvarın sonu Yağcılar dedikleri bir sokağa çıkıyor. Aydın, inciri ile olduğu kadar olmasa da zeytini ve zeytinyağı ile de meşhur bir şehir. Bu nedenle bu çarşıda zeytinyağı satan dükkanlar varmış zamanında. Şimdi ise giyimden züccaciyeye, tuhafiyelerden bir milyonculara çeşit çeşit dükkan bulmak mümkün. Ayrıca büyük şehirlerde kaybolmaya yüz tutmuş kunduracı, yorgancı, bakırcı gibi zanaat ustalarının dükkanlarının bulunduğu Ayakkabıcılar Çarşısı var. Geleneksel dükkanlarının yanı sıra modern dünyamızın zincir restoran ve marketleri de tabii ki şehirden eksik kalmamış. Ne ararsanız ne isterseniz her şey var ve her şey elinizin altında. Şahsen ben bu şehirde toplu taşım veyahut özel otomobil falan kullanmıyorum. Şehrin bir yerinden bir yerine maksimum bir-iki saatte yürünüyor zaten. Yürümeyi seven biri olarak benim en sevdiğim yönü bu oldu bu şehrin. Ankara ya da İstanbul öyle mi? Mutfak evyesine civata almak için ta sanayiye gideceksiniz. Yürüsen yürünmez, arabana binsen, park derdi, trafik derdi…Her şey zorluk, her şey zahmet her şey zaman ve emek kaybı büyük şehirlerde ne yazık ki.
Sosyal ve kültürel aktivitelere gelince…Afiş ve ilanlardan takip ettiğim kadarıyla gerek belediye tarafından ücretsiz, gerek özel ve ücretli olmak üzere pek çok tiyatro, şov gösterileri, konser ve söyleşiler düzenleniyor. Hatta bizim kız hayatında ilk kez tiyatroya burada, Aydın’da gitti. Ağustos böceği ile karınca adlı bir çocuk oyunuydu. Şehir Tiyatroları tarafından ücretsiz sunulmuş olan bu hizmet bir de evimizin bir sokak arkasında olunca sosyal ve kültürel faaliyetlere Anadolu şehirlerinde her bakımdan ulaşmanın daha kolay olduğunu yaşayarak görmüş olduk.
Şehir merkezinde bir büyük alışveriş merkezi var. Hemen hemen bilinen tüm markaların mağazaları ile bir de sinema var bünyesinde. Hatta bu alışveriş merkezinin tam karşısında bir de Arkeoloji Müzesi var. ”Daha da marka!! En en yüksek marka isterim!!” derseniz, İzmir 45 dakika uzaklıkta zaten. Atlayın otobüse gidin. 45 Dakika nedir ki büyük şehir zamanına göre?
Şehrin tek üniversitesi olan Adnan Menderes Üniversitesi, Türkiye’de yavaş yavaş bilinilirliği ve başarısı artan Tıp Fakültesini de barındıran kocaman ve sürekli büyüyen bir kampüse sahip. Hem Üniversitenin manzarası da çok güzel, Aydın’a tepeden bakıyor.
Hafta sonları ”Küçük şehirler sıkıca yaaa” diyenlere geliyor bu paragraf. Aydın Türkiye’nin en fazla köye sahip ili imiş. Bu köylerin büyük bir kısmı, içinde gözünü henüz para bürümemiş yerel halk tarafından işletilen çay bahçeleri, mangal evleri, at çiftlikleri , kahvaltı bahçeleri olan köyler. Her hafta sonu birine gitseniz yıllarınız geçer. İllede gecelere akalım, diyorsanız yazın Kuşadası, kışın İzmir bu tarz mekanları ile talebinizi fazlasıyla karşılar.
Aydın Danışment Köyü Çay Bahçesi
Aydın Danışment Köyü Çay Bahçesi
Burada yaşadığımız süre boyunca bizim hafta sonu favorimiz pazar günleri Çakırbeyli Köyü oldu. Bu köyde her pazar günü organik ve yerel ürünlerin satıldığı pazar kuruluyor. Çeşitli etkinlik ve gösteriler düzenleniyor. Çocuklar için yüz boyama, balon yapma gibi faaliyetler var. Hatta bizim gittiğimiz haftalardan birinde Tiyatrocular vardı. İşte balon dağıtan Nasrettin Hoca:
Aydın Koçarlı Belediyesi Çakırbeyli Köyü
Aydın Koçarlı Belediyesi Çakırbeyli Köyü
Aydın Koçarlı Çakırbeyli Köyü
Aydın Çakırbeyli Köyü Organik Pazarı
Bahsettiğim pazarda gözleme, envai çeşit börek ve tatlı, geleneksel yemek keşkek ve daha niceleri de hazır olarak satılmakta. Alıyorsunuz, çay bahçesinde demli ve taptaze çayınızı söylüyorsunuz, yiyor içiyorsunuz. Çocuğunuz da çocuk parkında yanı başınızda oynuyor.
Aydın Koçarlı Belediyesi Çakırbeyli Köyü Çocuk Parkı
Aydın Koçarlı Belediyesi Çakırbeyli Köyü Çocuk Parkı
Ege, denizi ve doğasıyla gerçekten muhteşem güzellikte. Ama sadece deniz- kum- güneş tatili de yapmayın derim. Kuşadası ya da Didim bu bahar  bu yaz rotanızda varsa, ya da buralar yolunuz üstündeyse bile Aydın’a da uğrayın derim. Hatta bence bir gece Zincirli Han’da konaklayabilir, Aydın’ın simgesi Tralleis (Üç Gözler de diyorlar burada) Antik kentini gezebilirsiniz.
Aydın Üç Gözler- Tralleis
Aydın Üç Gözler- Tralleis
Hatta size şaşıracağınız bir şey de söyleyeyim : ünlü fotoğrafçı Ara Güler’in Aydın civarında gezerken kaybolması sonucu tesadüfen bulduğu bir antik kent var Aydın’da. Afrodisias Antik Kenti. Burayı da gezi planınıza muhakkak ekleyin.
İncirin dünyadaki başkenti, efeler, zeybekler diyarı huzurlu şehir Aydın’da yaşamak gerçekten ayrıcalık. Çok özleyeceğim. Kim bilir, belki binlerce yıl önceki göçebe atalarımız gibi, o zamanların gezentilerine göçebe deniyormuş, gezentilikten yerleşik hayata geçersek belki biz de Aydın’lı oluveririz gari 🙂

 

 

 

Baharınız AYDIN Olsun!” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir