Annelik Engel Değil! -2-

Annelik Engel DeğilDaha önceki ”Annelik Engel Değil” yazımı  okuyanlarınız bilir; epey bir iç dökmüştüm orada. O yazıdan beri değişen bir şey yok bu cephede. Hayatın geneli ile mücadeleye devam. Annelik engel değil mottoma sadık kalma gayretindeyim. Durumda bir değişiklik yok. Ama kafada değişiklik var; yavaş yavaş ağır ağır…
Annelik Engel Değil konusu hakkında düşünüyorum bir süredir.
Benim canım blogum benim için çok önemli bir yere sahip hayatımda artık. İstediğim gibi olabildiğim, kendimi ifade edebildiğim, en sevdiğim işlerden birini yapabildiğim; yani yazabildiğim bir mecra. Bunu bile yapmama engel olabilecek günlük koşuşturma içinde fazlaca şey mevcut aslında ama konuya nereden baktığın, nasıl yorumladığın ne nasıl bir aksiyon aldığın önemli. Ben mücadele ile de olsa istediğini almaya uğraşanlardanım. Uğraşmayı, mücadele etmeyi seviyorum, bunu kabul ettim artık. Hem zaten emek verdiğin bir işin karşılığını almak kadar güzel bir yok bence. Böyle yaşayan, uğraşan, yılmayan, önce kadınlığının sonra da anneliğinin altında ezilmeyen kadınlara hayranım. Bu yazımda da tam da böyle bir kadının hikayesini anlatacağım. Anneliğin engel olmadığının en güzel ispatıdır bence bu kadın. Adı Zarife.

Zarife’nin gerçek hayat hikayesi…
Bir varmış bir yokmuş, Zarife sarışın, masmavi boncuk gözleri olan 18 yaşında güzeller güzeli bir kızmış. İlk okulu bitirmiş daha da okuyamamış. 18 ‘ine kadar neden ve nasıl bekletmişler evde hayret ama nihayet 18’inde gelin olmuş. 20 yaşında  da anne!! Buraya kadar çok bildik çok tanıdık bir hikaye. Türkiye’deki milyonlarca kadından biri gibi. Bundan sonrası biraz farklı ama. Zarife’nin kocası piyangodan şansına çok iyi bir adam çıkmış. Ezberimiz bu noktada bozuluyor zaten. Normal şartlarda döven, söven, hayattan soğutan ve soyutlayan bir koca olması beklenirken karısını malı gibi değil hayat arkadaşı gibi gören bir adam çıkıyor. Kocanın eğitimini ve mesleğini merak edeniniz var mı? O da Zarife gibi ilk okul mezunu. Mesleği de son ütücü. Gel zaman git zaman Zarife ikinci çocuğunu da doğuruyor. Hem çocuklarına, hem evine hem eşine bakıyor hem de açıktan orta okulu  bitiriyor. Durmuyor açıktan liseye de kaydoluyor. Bu sırada üçüncü çocuğunu da dünyaya getiriyor Zarife. E aşk meyve vermeye devam edecek, doğanın kanunu.. Bir kızı daha oluyor. Ama işitme engelli doğuyor. Zarife bunu öyle güzel kabul ediyor ki… Ne isyan, ne üzüntü…Hem ilk çocuğunu hem de işitme engelli kızını büyütürken Zarife açıktan orta okulu bitiriyor. Kaderine boyun eğip karalar bağlamıyor. İşitme engelli kızı da beş yaşlarına gelince artık eve gelen ekmekte benim katkım olsun diyor ve -şimdilik- yapabildiği tek iş olan temizlik işine başlıyor. Evlere temizliğe gidiyor. Bu esnada yüzünden gülümseme hiç eksik olmadığı gibi Zarife okumayı ve öğrenmeyi de hiç ihmal etmiyor. İşitme engelli çocuklara devlet destekli özel eğitim veren kurumların varlığını öğreniyor. Bu kurumların peşine düşüyor. Birine kızını kaydediyor. Sonra ne yapıyor biliyor musunuz? Hem kızının yanında olmak, hem kızına burada öğrettikleri işaret dilini öğrenmek hem de ev bütçesine katkıda bulunmak için bu kuruma temizlikçi olarak giriyor. Kızı düzenli olarak bu özel eğitim kurumuna devam ediyor, diğer iki çocuğu da okullarına devam ediyorlar. Kendisi de üniversite sınavlarına giriyor ve açık öğretim yapan bir üniversitenin çocuk gelişimi bölümünü kazanıyor! Çünkü çocukları çok seviyor ve kreş öğretmeni olmak istiyor. Ama hayat bu kadar naif değil, değil mi dostlar? Evde üç çocuk, yemeleri içmeleri, gezmeleri, okumaları, kitapları defterleri… Asgari ücretle çalışan karı koca için ne kadar da zor! Bu arada, başlarını sokacakları bir evleri olsun istiyorlar ama o da büyük şehirlerde o kadar da kolay değil. Genciz diyorlar, çalışırız altından kalkarız, bir dikili taşımız olsun. Kredi ile evi de alıyorlar. Ben tam da bu noktada tanıdım Zarife’yi. Evime gelen yardımcıydı. Hep güler yüzlü, hep pozitif hep tatlı dilli. Müthiş becerikli!! Evine yardımcı alanlar bilirler. İnsanı öyle bir noktaya getiriler ki bazen ”lanet olsun, gece yarısı da olsa,işten yorgun da gelsem evimi kendim temizleyeceğim” bile dersiniz sonunda. Öyle de değişik bir durumdur. Anlatılmaz yaşanır cinsten. Neyse..Zarife’ye dönelim. Zarife üniversite okuyan, gazete, kitap, dergi takip eden, bunu da hiç belli etmeyen, biri engelli üç çocuk annesi, eli hızlı, temiz, müthiş becerikli ve hatta yaratıcı bir kadın!! Evimi öyle hallere sokuyor ve öyle kullanışlı hale getiriyordu ki hayret ediyordum. Tam bu zamanlarda eşini işten çıkardılar Zarife’nin. E ne olacak? Yeniden işe girene kadar Zarife’nin kazandığı ile üç çocuk beş kişi geçinecek, evin de kredisi ödenecek.  Çare ne? Zarife daha çok ev işine gidecek. Gitti de. Ama her yerde her zaman O’na destek olan kocası da O’nunla birlikte gitti ev temizliklerine. ”Ben erkeğim…” diye gocunmadı kapı, pencere, halı sildi. Değme makam mevki sahibi bazı erkeklerden bin kat daha değerli benim gözümde. Zarife bu esnada dişlerini yaptıramadı, kendine bakamadı, bedenen çok yoruldu ama yüzündeki kocaman gülümseme, kalbindeki saf iyilik hiç yok olmadı. En ufak bir karartı görmedim gözlerinde. Bu sırada açık öğretim sınavlarına da giriyor, derslerini bazen tökezlese de geçiyor. Kara günler bitiyor, eşi iş buluyor. Evin kredisi de bitiyor. Zarife 38 yaşında. 20 yıllık emeklerinin ekmeğini yiyecekler artık eşiyle. Henüz mezun olmasa da yarı zamanlı ama neredeyse bedavaya bir kreşte de iş buluyor üstelik. Ne kadar mutlu ne kadar, bir görseniz. Zaten hep neşe saçıyordu, şimdi bir de ışık saçmaya başlamıştı etrafa.
Evime yardıma geldiği günlerden birinde ”ben galiba hamileyim” dedi. Öyle sıradan, öyle doğal bir şeymiş gibi söyledi ki…Ben dondum kaldım ama. Tam da hayatı artık düzene girmişti, çocukluk hayali kreş öğretmenliğini yapmaya başlayacaktı, okulu da daha bitmemişti, üniversite sınavına hazırlanacak bir kızı, işitme engelli bir kızı daha ve afacan bir oğlu vardı. Sırası mıydı? hem de dördüncü çocuktu. Aman da Aman!!! Eyvah da Eyvah!!! Ben böyle düşünceler içinde kıvranırken kendisi ”ne yapalım bu işin de kolaylığını buluruz inşallah ”diyordu sadece. Neredeyse karnı meydana çıkana kadar doktora bile gitmeye gerek duymadığı gibi evlere işe gitmeye ve yarım gün de kreşte çalışmaya devam etti. Okulu ne mi oldu? Tabii ki devam. Ne zannettiniz? Zarife bu! Zarife karnı iyice büyüyünce artık evlere işe gitmeyi bıraktı ama son güne kadar kreşte çalıştı. Dördüncü çocuğunu da doğurdu. O kadar mutlu ki sanırsın ilk çocuğunu doğurmuş! Hem bebeği büyüttü, hem okulunu bitirip mezun oldu. Bebeği 1 yaşına gelince yarım gün çalıştığı kreşe tam zamanlı öğretmen olarak resmen işe başladı. Aynı kreşte oğlunu büyütmeye devam etti. Her sabah servise bindi 1 yaşındaki bebeğiyle, akşam yine O’nunla döndü.
Şimdi Zarife üniversite mezunu bir kreş öğretmeni. dördüncü çocuğu 3 yaşını geçti. İşitme engelli kızına işitme cihazı aldı çalışıp kazandığı para ile, kızı şimdi hem çok daha iyi duyuyor hem de normal bir okula gidebiliyor. Büyük kızı üniversitede okuyor. Büyük oğlu lisede. Başlarını sokacakları borçsuz bir evleri, evlerine ekmek götürecek işleri var. Ama asıl neleri var biliyor musunuz? Bu karı kocanın birbirine sevgisi var, güveni var, desteği var. Eğer kocası kendisine destek değil köstek olan kocalardan olsaydı Zarife ne yapardı? Yine de mücadele eder, hayalinde ki mesleğe kavuşmak için uğraşırdı bence. Belki başka yollardan giderdi o zaman ama eminim ki muhakkak başarırdı.
Evet dostlarım. Biri işitme engelli dört çocuk, asgari ücret, kredi borçları, zamansız ve plansız gelen bir bebek… Hangisi engel oldu Zarife’ye? Neymiş: Annelik Engel Değil-miş!!
Bundan sonra haftada bir gün (muhtemelen de bu yazının yayınlandığı gün olan salı günleri ) ”Annelik Engel Değil ”yazısı yazmayı planlıyorum. Tüm hafta boyunca hayata bir de bu açıdan bakmamı sağlayacak olan bu gelenek hem bana hem de sizlere motivasyon olacak eminim. Hatta varsa etrafınızda ya da bizzat kendinizden böyle annelik engel değil hikayeleri bana yazsanız ne güzel olur? Dünyada altı milyardan fazla insana açık bu sayfayı sadece bir kişi okusa ve o bir tek anne okuduğundan ilham alıp bir şeyler yapsa  dünyalar bizim olur değil mi?
Her yazının sonuna sizlerden gelecek yorumlardan veya kendi hayatımdan – daha önceki Annelik Engel Değil yazımın sonunda bahsettiğim gibi-  ” Annelik…..engel değil” cümlesi ekleyeceğim.
Bu haftanınki benden:  Annelik hayallerine ulaşmaya engel değil!
Hadi bakalım, pamuk parmaklar klavyelere! Bu yazıyı okuyan ve anne olan okuyucularım, arkadaşlarım, dostlarım ve bilumum hısım akrabam:)
Siz neler yapıyorsunuz? ”Annelik……engel değil”. diyebileceğiniz?
Yazın; önce siz kendinizle gurur duyun, biz tebrik edelim, başka annelere de ilham olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir