80 Günde Devr-i Roma – 5

 3 Yaş Çocuğuna Müze Adabı Dersleri: Çocukla Müze, Kilise, Saray…
80 gün Roma’larda durduk da nereli gezdik biz çekirdek aile? Gezdik. Gidilmesi gereken her yere gittik. Görülmesi gereken tarihi, turistik, romantik ne kadar yer varsa da gördük. Bazı yerlere iki kere gittik; hayvanat bahçesi gibi örneğin.  Turlarla ya da kendi imkanları ile 2-3 günlüğüne de gidilebilir tabii. Çok bilinen birkaç yeri muhakkak görür, o havayı solursunuz. O da olumlu. Ancak bana sorarsanız en az bir hafta ayırın derim. Çünkü her adım başı ayrı bir tarihi eser var Roma’da. Hatta kültürel etkinlikleri, festivalleri, konserleri gibi etkinliklerinde de bulunmak istiyorsanız bir haftadan daha uzun süre kalmanızı tavsiye ederim. Etkinlik, festival gibi kısımlarına iştirak edemedik tabii ki biz 3 yaş bıdığı ile haliyle. Bizim akşamlarımız genellikle dizi/film izlemek, kitap okumak gibi daha evsel etkinliklerle geçti.  Zaten bütün gün metro, tramvay, otobüs, tabanvay derken haliniz kalmıyor akşama. Roma yürümesi bol bir turistik şehir. Buna hazırlıklı olun. Metro hatları arası yürünüyor, iki  mekan arası eğer yakınsa toplu taşım olmayabiliyor. Bir de müzeler, tarihi saray ve kiliseler büyük. Buraları bile hakkıyla gezmek zaten birkaç saatinizi alabiliyor.

Nerelere gittik anlatmadan önce şu çok kıymetli bilgiyi paylaşayım: Roma’da her ayın ilk Pazar günü bütün müze, kilise, tarihi saray vb. yerler herkese ücretsiz!! Ne kadar da müthiş bir bilgi değil mi? Yani Roma gezinizi eğer tur haricinde siz planlıyorsanız orada bulunacağınız tarihleri herhangi bir ayın ilk Pazar gününe denk getirebilirseniz ekstradan birkaç yüz Euro kazancınız olur. Hiç de fena değil, değil mi?
İnanmayana işte kanıt: 0 Euro!
Bizim seyahat programımız Ekim, Kasım ve Aralık ayının ilk Pazar günü orada olmamızı gerektiriyordu zaten. Ama gelin görün ki Ekim ayında bizim kız ateşler içinde hastaydı, Kasım ayında Roma tarihinin en şiddetli Kasım ayı soğukları yaşanıyordu ve o gün çok şiddetli yağmur yağıyordu. Nihayetinde bu free Sunday den Aralık ayında  nasiplenebildik. Çok efektif bir şekilde gününüzü planlarsanız epey bir yer görme şansınız yüksek. Güne erken başlamak ve hatırı sayılır kuyruklar beklemek kaydıyla tabii. Bedava müze hem de Roma’da kolay gezilmiyor, o kadar da olsun değil mi?
Biz o gün için kendimize Roma tarihi Müzesi, Castel St. Angelo (Melekler Kalesi) ve Colosseum Müzesini hedeflemiştik.  Vaktimiz kalır ya da denk gelirse birkaç da kilise gezeriz diyorduk.  Colosseum’ un kapısından döndük. Çünkü ziyaretçi alımı 15:30 bitiyor. Büyük bir açık hava müzesini de içinde barındırdığından gezmek uzun sürüyor o nedenle kapanmıştı o saate. Colosseum için daha erken bir saat hedefleyin yani. Diğer müzeler genellikle 19-20:00 ye kadar açık. Roma Tarihi müzesini akşam 17’den sonra gezdik örneğin.
Melekler Kalesi
Castel St. Angelo ile başladık.  Kendimi film setinde gibi hissettim içinde gezerken. Etrafta hücre odaları, miğferler, kalkanlar.. öyle askerler bırakıp gitmiş gibi de dekore etmişler.. Hem büyüleyici hem ürkütücü ve mistik. Burada bir bilgi daha: ayın belli günleri bu müze geceleri de açık oluyormuş çünkü içinin  ambiyansı gerçekten çok güzel, ışıklandırmalarla falan eminim daha da güzel olur. Bence bir gündüz bir de gece muhakkak gezmeli.

Bizim küçük hanımla daracık merdivenli, hatta bazı yerlerinde asma köprü olan bu sarayı nasıl gezdik?  Bu saray-müzeyi emekleme döneminde ve yeni yürümeye başlamış çocukla gezmek pek tavsiye edebileceğim bir şey değil öncelikle. Çünkü pusetleri müze girişinde belirlenmiş alana bırakıyorsunuz, çıkışta alıyorsunuz. Puset içeride yasak. Ya kucakta taşınması problem olmayacak şekilde 0-6 aylık bebekle ya da 2 yaşından büyük çocukla gezmek daha mantıklı. Bizim kız zaten pusette oturmaktan nefret ettiği için sevinçle indi arabadan. Ortam onun da bayağı ilgisini çektiğinden; merdivenler, miğferli asker heykelleri, köprüler, kapılar, geçitler… İçeride O’nu yönetmek çok problem olmadı. Dikkatleri bu yaşlarda çabuk dağıldığı için açıklama kısımlarını okuyamadık genelde ama fotoğraflarını çektik yazıların, sonra okuduk. Teknoloji sağ olsun.  Bu müze-sarayın şahane manzarası olan bir terası var. Burada epey vakit geçirdik. Etrafı da oldukça güvenlikli hale getirilmiş, çocukla rahatlıkla seyre dalabilirsiniz.
Melekler Kalesi Terası
Kılıçlar, miğferler…
Tarihi yer gezilerimizin büyük bir kısmını kiliseler oluşturdu diyebilirim. Roma’dayız. Vatikan hemen şurada. E haliyle adım başı yüzlerce, hatta binlerce yıllık kilise ve katedral var. Gidip gördüklerimizin tek tek isimlerini yazmayacağım. Zaten yazamam. O kadar fazla ki!! Kilise gezmek aslında uzun süren bir şey değil bilirsiniz. Bir ayine denk gelirseniz öyle bakar bakar Papazın söylediklerinden hiç bir şey anlamaz, insanları seyredersiniz. Binanın yapısı, duvar ve tavan süslemeleri sizi büyüler ama. Çok büyük bir emek ve ince bir sanat eseri her biri.  Girişi ücretli olan kiliselerden bir kaçını belirleyip free Sunday de kısa kısa turlar yapabilirsiniz. Yolumuzun üzerinde karşımıza çıkanları biz de gezdik.
O gün bir sonraki durağımız Pantheon oldu.
Pantheon
Pantheon içinde önemli-ünlü kişilerin mezarlarının olduğu bir tapınak aslında. Ünlü sanatçı Raphael’ in mezarı da buradaymış.
Raphael’in mezarı
Pantheon’un mimari yapısı büyüleyici. Müthiş bir akustik var içeride. Birkaç günlüğüne gitmiş olsanız dahi gezilecek yerler listenize muhakkak ekleyin.
Kilise ve tapınak gibi dini mekanlarda bizim küçük kıza öğrettiğimiz bir cümleyi sürekli tekrarlayarak etrafta bağırıp çağırmasını, yüksek sesle konuşarak insanları rahatsız etmesini engellemeye çalışıyoruz. Kendisine kiliseleri ve tapınakları da müze olarak olarak tanıttık ve ‘’uçakta, trende(metroda yani), müzelerde, camilerde, kütüphanelerde sessiz oluruuuuz’’ cümlesini her sesini yükselttiğinde tekrar ettik. Böyle böyle bir kez söylediğimizde yavaş yavaş sessiz olmayı öğrendi. Kiliseler özellikle etraftaki rengarenk objeler, tablolar ve mumlar sayesinde oldukça ilgi çekici oldu onun için. Zaten içeride fazla zaman da geçirmediğimizden pek sorun yaşamadık.
Esas sınavı Roma tarihi müzesinde verecektik bizim küçük hatunla, çünkü orası bildiğin müze gibiydi. Kapalı alan, kırılacak onlarca çok ama çok çok değerli eşya, heykel…Burası eğer pusette oturtmayı başarıyorsanız her yaştan bebek veya çocukla gezmeye uygun aslında çünkü puset serbest.
Ne kadar antik çay filozofu varsa hepsinin heykelleri var.  Afrodit var bildiklerimizden. Zeus’un heykelini de gördük!! Alt katında eski paralar müzesi var. Roma’ya ayak basmış her insan evladının mutlaka gidip görmesi gereken bir müze.

Çocukla giremiyorsanız, gözünüz yemiyorsa biriniz girin diğeriniz çocuğa baksın, sonra da diğeriniz. Mesela biz  Yunanistan-Atina’ya gittiğimizde Acropolis’i bu yöntemle gezmiştik. Çünkü merdivenlerle dolu yıkık bir alanda puset seçeneği imkansızdı ve bizim küçük hanım 15 aylık olmasına karşın hala yürüyemiyordu!
Roma tarihi müzesi, size gerçek bir medeniyetin başladığı noktada olduğunuzu bir kez daha hatırlatıyor. İçinde bazı bölümlerde videolu anlatımların yapıldığı odalar var. Bizim kızı burada zapt etmek biraz zor oldu açıkçası. Hem gün sonuna denk  geldiğinden yorgun ve açtı, hem de Castel St. Angelo gibi kendini oyun parkında gibi hissedebileceği bir ortam olmadığından sıkıldı. Yine de ‘’aa adamların başlarına bak kırılmııış, bak bak koluna bak adamın kim düşürmüş acaba’’ falan diyerek oyaladık bir şekilde.
Zeus Heykeli
Free Sunday’i  bizce verimli sayılabilecek bir şekilde tamamladık.
Bunlar dışında Fontana Di trevi ( Üç Yol-Aşk Çeşmesi), İspanyol Merdivenleri, gibi yerler zaten halka açık alanlarda ve şehir merkezinde olduğu için ulaşmanız zor olmaz. Roma’da toplu taşım ağı oldukça iyi düzeyde denebilir. Ancak yılın her saati oldukça kalabalık. Oturmaya yer bulamamanız mümkün.  Biz oradayken metro hattını daha da iyileştirmek için çalışmalarI sürüyordu. Metro istasyonlarından haftalık, günlük ya da aylık metro bileti satın alabilirsiniz.  Özellikle Metro A hattının her bir durağı ayrı bir turistik nokta. Metronun iniş- biniş kapılarının üzerinde hangi duraktan nereye ulaşılıyor yazdığı gibi sesli olarak İtalyanca ve İngilizce anons da yapılıyor. Kaybolmanız çok zor. Vatikan da bu duraklardan biri. Biliyorsunuz Vatikan ayrı bir ülke. Bambaşka bir havası var. Biz tabii ki Pazar günleri gitmeyi tercih ettik. Papanın vaazını da dinleyelim, dünya gözüyle bir Papa görelim diye. Gördük de. Vaazını da dinledik. Tek kelime anlamadık ama olsun. Çok korunaklı bir mekanda konuşuyor. Korumasını askerler ve polisler yaptığı gibi halktan gönüllü insanlar da bu görevi üstleniyor. Tahmin edeceğiniz gibi yetmişikibuçuk milletten insan var.
Bulutlar altında Vatikan
Bizim küçük kız 3 yaşına yaklaştığından kendisinin pusetinden inip etrafı kendi başına keşfetme isteği dışında çok sorun yaşamadık diyebilirim Onunla gezerken. Ama bu keşif isteği bazı zamanlarda bizi cinnetin eşiğine de getirmedi değil.
Konuyu toparlamak gerekirse, Roma eğer seyahat amacınız tarihi ve turistik mekanları hakkıyla görmek ve gezmek ise 2 yaşından ve hatta 3 yaşında küçük bir çocukla gidilmesi halinde biraz zorluk yaşayabileceğiniz bir şehir. Nedenlerine gelince;
  • Toplu taşıma ağı oldukça iyi ve gelişmiş. Grev günleri hariç sorunsuz işliyor. Ancak çook ciddi bir asansör- merdiven sorunu var. Günde ortalama kaç basamak puset taşıdık bilmiyorum. İçinde 15 kg çocuk ve yaklaşık 5-6 kg lık bir puseti merdivenlerden indirmek ve çıkarmak hiç de kolay değil.
  • Kaldırımlar, özellikle şehir merkezindeki kaldırımlar puset için pek konforlu değil. Ayrıca arnavut kaldırımı bol bir şehir. Puset itmek bu tarz kaldırımlarda ekstra zordur.
  • Her yerde çocuğun istek ve ihtiyaçlarını karşılayabileceğiniz market, büfe, eczane gibi yerler olmadığı gibi küçük de olsa hem sizin soluklanmanız hem miniğin oyalanması için elzem olan çocuk parklarının sayısı ve sıklığı şehir genelinde az.
  • Müze ve özellikle açık hava müzeleri yürüyerek gezilebilecek mekanlar. Pek çoğuna pusetle girmek mümkün olmayabiliyor. Yürüyen çocuğun da hem sıkılacağı hem de yorulacağı mesafeler olabilir.
Tüm bunların yanında İtalyanlar çocuklara ve çocuklu anne babalara karşı çok duyarlılar. Saygılılar. Yardımcı olmaya çalışan tavırları var genellikle. Eşim puseti merdivenlerden indirip çıkarırken genelde yardım teklif ediyorlardı örneğin. Ya da pusetli anne gördüklerinde arabalar hızları ne olursa olsun durup yol veriyorlar. Bu medeni davranışlar Türkiye’de pek de alışık olmadığımız türden değil mi?
Bu yazımda Tarihi- Turistik mekanlar konumuzdu, bir sonraki yazıda daha şehirli gezilerimiz var. İki defa gittiğimiz hayvanat bahçesini anlatacağım mesela, Pinokyo dükkanını, Şehir Parkını  ve herkesin bilmediği daha pek çok yeri. Görüşürüz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir