80 Günde Devr-i Roma – 4

İtalyan mutfağı sonsuz genişlikte. Bunda bölgenin hem kültürler arası geçiş bölgesi olmasının hem ülkenin coğrafi konumunun getirdiği farklı iklimsel özelliklerdeki bölgelere sahip olmasının büyük etkisi var. Kuzey İtalya ile güney İtalya arasında mutfak kültürü de dahil olmak üzere iki farklı ülke kadar farklılıklar olduğunu söylüyor İtalyanlar. Mafyalar genellikle güneyden çıkıyormuş. Bu da bir bilgi olsun benden. Ünlü Baba filmi serisini izleyenler bilir zaten, İtalyanın güneyinde geçer film; Sicilya’da.

Ne diyorduk; yemekler… Ben tatlı severim. Hem de çok severim. Yememeye gayret ediyorum. Temel beslenme prensibim Karatay diyeti civarında dolaşıyor. Onun kadar katı değilim yalnız.  Arada sırada aldığım kalorilere ve vücuduma yüklediğim şekerlere değecek şeyler de yiyorum. Örneğin İtalya’da tamamen italyan tarifi ve malzemesi ile elcağızlarımla yaptığım tiramisu tepsisinin yarısını bizzat yedim (diğer yarısını da kocam yedi!) ; hem de bir gün içinde!Elime sağlık! Dedende mi İtalyan aşçısıydı mübarek!!
Tiramisu
Sevdiğim işleri iyi yaparım. Bu tatlı da bunlardan biriydi zaten Türkiye’de de. İtalya’ya gidince biraz orijinal sitelerden falan da araştırınca bizim bildiğimiz Türk tipi tiramisunun gerçeği ile pek alakası olmadığını öğrendim. Hazır kek ile değil kedidili bisküvi ile yapılıyor bir kere. Bizim bildiğimiz granül marka kahve ile değil de espresso kullanıyorlar, biraz da tatlı beyaz şarap ekleniyor kremasına …derken bizim bildiğimiz tiramisudan bayağı uzaklaşıyor. Ben en iyisi bir de gidip yerinde uygulamalı olarak yapmayı öğrendiğim İtalyan yemekleri ile ilgili bir yazı da yazayım; Tiramisu, risotto, gnocchi tariflerini yazacağım söz. Gnocchi’yi de duymuşsunuzdur sanıyorum. Niyokki diye okunuyor. Patatesli İtalyan mantısı. Yapılışı kolay, çok lezzetli bir yemek. İçinde fesleğen ve çam fıstıklı pesto sos olanı mükemmel. Türkiye’de de bu yemeği çok güzel yapan yerler var biliyorum, duymuştum daha önce ama denememiştim hiç. Hem yemek hem de yapmak ana vatanında nasip oldu şükür:)
Panna cotta da diğer bir ünlü İtalyan tatlısı. Muhallebinin bir çeşidi diyebilirim. Ama kullandıkları kremalar o kadar kaliteli ve lezzetli ki muhallebiye bazen fark atıyor ne yalan söyleyeyim.
Zaten İtalya’da yeme içme konusunda hemen herşey üst kalitede. Toprakları verimli ve kaliteli tarım yapıyorlar. AB standartları da işin içine girince kalite kendiliğinden geliyor tabii. Darısı bizim ülkemizin başına ne diyeyim?
Orada yediğim tavuklar bana çocukluğumda yediklerimi hatırlattı. Tavuk gibiydi lezzeti. Biz burada çiftlik tavuklarına lezzet katacağız diye bin bir çeşit baharatla takla atıyoruz. Etler keza aynı şekilde. Yumurta, süt ve süt ürünleri…Hatta unları bile. Buğdayın kalitesinden sanıyorum, yapılan yemekler daha lezzetli oluyor. Un konusuna gelmişken; irmik unu son derece yaygın. Zaten tüm makarnaları bu undan yapıyorlar. Böylece hem sağlıklı hem daha lezzetli oluyor. Ben çok kullandım krep ya da omlet yaparken. Keşke Türkiye’de de olsa. Buradan ilgililere duyurulur. Mısır unu da öyle. Çok kullanıyorlar mutfaklarında. Mısır unu ile pişirdikleri polenta adlı bir yemekleri var şekersiz mısır unu muhallebisi bu da . Ana yemeğin yanında sade olarak servis edilebildiği gibi içeriğine başka şeyler ilave ederek ( et vb.) ana yemek de olabiliyor.
Peynirler çeşitliliği marketlerde hemen göze çarpıyor. Sadece peynir satan butik dükkanlar görebilirsiniz merkez ara sokaklarında. Hatta vitrinleri bile var, envai  çeşit peyniri sergiliyorlar altlarında da kg fiyatları yazılı şekilde. En ünlüleri Buffalo dop, mascarpone ve ricotta benim gözlemlerime göre. Bunlardan mascarpone ve ricotta  Türkiye’de yok. Yani en azından ben rastlamadım belki bazı ithal gıda satan büyük marketlerde vardır bilemiyorum. Mascarpone ‘un Türkiye’deki karşılığı labne peynir. Tıpa tıp aynı lezzette değil ama benziyorlar diyelim. Ricotta için de tatlı lor diyebiliriz.  Daha önceki yazımda geçen Parmigiano Reggiano apayrı bir dünya. Parmesan peyniri bizim bildiğimiz adıyla ama parmesan deyip geçmeyin. 3 aylık olgunlaşma süresinden 3 yıllık olgunlaşma süresine kadar üretilen bu peynirlerin fiyatları, kaliteleri ve lezzetleri olgunlaşma süreleri arttıkça artıyor tahmin edersiniz. Marketlerde her düzeyini bulabilmek mümkün. Semt pazarlarında açıkta bile satılıyor. Bulmak çok kolay.
İndirimleri takip ederseniz çok uygun fiyatlara üst kalite peynirler yiyebilirsiniz. İndirimden alınmış fotoğraftaki damak çatlatan bu peynir gibi
Muhakkak deneyin, satın alın hatta dostlarınıza da denetin. O kadar besleyici ve sağlıklı bir peynirmiş ki doktorlar bebeklere ek gıdaya geçtiklerinde bu peynir ile başlanmasını öneriyorlarmış. Ana olanlar bilir; bizde yoğurt ve tarhanadır ilk ek gıdalar.
Zeytin. Cennet meyvesidir kendisi biliyorsunuz. Bizim ülkemizin özellikle Ege kıyılarında yetişir ki canım ülkemin her köşesinin olduğu gibi oralar cennettir zaten. Diğer taraftan, eğri oturalım doğru konuşalım sanıyorum İtalya’da zeytin konusunda Avrupa’da bir cennet. Zeytinyağı marketlerde bizdekine göre kalite bakımından aynı ama fiyatları yarı yarıya daha ucuz. Bizim yaşadığımız yer sayfiye yeri olduğundan evler bahçeliydi genellikle. İstisnasız her evin bahçesinde büyüklü küçüklü zeytin ağaçları var. Hatta büyük zeytinlikler bile vardı. Ben elle tek tek toplanıyor sanıyordum zeytinler, ne bileyim fındık gibi toplanıyor sanıyordum işte. Oysa bir aleti var böyle silindir şeklinde patır patır zeytinler yere serdikleri örtülere dökülüyor. Zeytinin her türlüsünü severim. Her türlüsü de var zaten orada. Hatta büyük olanlarından dolma bile yapıyorlar. Ne güzel fikir değil mi? İçine fıstık koyuyorlar tabii, kıymalı dolma sanmayın.
Mutfak konusunu kapatmadan 3 yaşındaki küçük hanımımızla Roma mutfağına dair nasıl tecrübeler edindik ondan bahsetmek isterim naçizane. Bizim kız uyum sağlamakta hiç zorlanmadı. Zaten mutfağı bize yakın bir mutfak. Türkiye’de yaptığım her yemeği sorunsuz yapabildim. Bu bakımdan herhangi bir yoksunluk çekmedi hanımefendi. Kruvasanı, özellikle de sade olanı çok sevdi. Çocuklar zaten böyle kolay çiğneyebileceği yumuşak yiyecekleri severler. Alın çeşit çeşit kruvasan, ama tek tek çıkarın çantadan acil durumlarda tutuşturuverin eline.
Gelato zaten hem sağlıklı hem de sevdikleri bir lezzet. Çeşit çeşit kurabiyeler, hamurişleri…Pusette oturmak istemeyen bizimki gibi küçükleri oyalamak için birebir.
Süt ve süt ürünlerinin envai çeşidi her markette var. Ama marketi her yerde bulamayabilirsiniz. O yüzden şehir gezilerinize çıkmadan önce otel kahvaltısından ya da bildiğiniz marketlerden sırt çantalarınıza stoklayın bol bol.
Bizim kız oradayken bir kez ishal oldu, epey de uzun sürdü 1 hafta kadar. Sebebini bilmiyorum ama şehirde hemen her yerde görebileceğiniz içme suyu çeşmelerinden su içtiği için olabilir diye düşündüm ben. Emin değilim. Biz de içtik ama bir şey olmadı bize. Çocuk bunlar bünyeleri daha hassas tabii. Yanımda giderken götürdüğüm hem ishal hem de kabızlık için düzenleyici görevi gören probiyotik destekler ( ilaç değil zaten reçetesiz alabilirsiniz eczanelerden) ve gıda diyeti ile iyileşti. Siz yine de çeşme sularına karşı dikkatli olun derim.
İtalya yeme içme konusunda sorun yaşayabileceğiniz bir ülke değil. Roma’da öyle. Roma’nın tek dezavantajı turistik olduğundan pahalı olması. Turist kazığı yememek için biraz zahmete katlanacaksınız artık. Öncelikle kaldığınız otelin varsa kahvaltısı ile tıka basa doyurun karnınızı bence. Çünkü gezilip görülecek tarihi ve turistik mekanlar hem sayıca fazla hem de yürüyerek kat etmeniz gereken yollar olacak. Acıkacaksınız yani. Etrafta sandviç vb. atıştırmalıklar satan yerler göreceksiniz ama sıradan bir ekmek arası peynirli sandviçe de Türk Lirası ile 20 TL vermek istemezsiniz diye düşünüyorum. Benim tavsiyem şehir merkezinden biraz uzaklaşıp (metro ile istediğiniz yere çok kısa bir sürede rahatlıkla gidebilirsiniz) ara sokaklardaki restoranlardan yemek yemeniz. Hatta her yerde hemen her bütçeye uygun pizzacılar var. İstediğiniz çeşitten istediğiniz kadar dilim satın alabiliyorsunuz. Hemen her restoranda çocuklara hitap edecek yemek bulabilirsiniz korkmayın. Makarnaya bayılıyorlar! Ve siz makarnanın ana vatanındasınız!!
Mutfak konusunda söyleyeceklerim Türk eliyle orijinal İtalyan yemekleri tariflerini içeren( risotto ve tiramisu da kimse elime su dökemez, o kadar da iddialıyım) yazıma kadar şimdilik bu kadar. İki yazı ile koskoca İtalyan mutfağına yazık oldu ama; elden ne gelir? Ara ara aklıma geldikçe eklemeler yaparım muhakkak.
Bir sonraki yazıda Roma’da nereleri gezdik, nasıl gezdik, gezdik de iyi mi ettik? Takipte kalınız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir