80 Günde Devr-i Roma! – 2

Afittasi İtalyanca’da kiralık demek. İtalyanca da söktük biraz:)
Roma gibi aşırı turistik, başka bir deyişle aşırı pahalı  bir şehirde tamı tamamına 80 gün bir villada oturmayı nasıl başardık?
Tabii ki sevgili kocam sayesinde!  Daha önce bahsetmiştim, bu konular genelde onun sorumluluğunda, ve gerçekten çok iyi kotarıyor. Evin hanımı olarak araştırma aşamasında ve son karar öncesinde tercihlerimi kendisine bildiriyorum. O kadar da değil yani!
Kısa süreli geziler için tercihiniz büyük  ihtimalle oteller olacaktır. Bunun için her bütçeye uygun farklı kategorilerde binlerce otel var zaten. Bu konuya hiç uzun uzun değinmeye gerek yok o yüzden. Malum internet sitesinden bu işi halletmek birkaç dakikanızı alır. Ama biz epey uzun bir süre kalacağımızdan ev tutmamız şarttı.

Roma, özellikle kiralık ev konusunda oldukça pahalı denilebilecek bir şehir. İki temel sorun  var: birincisi Türk Lirasının Euro karşısındaki- maalesef- ezik durumu. Diğeri de Roma’lıların pek kıymetli evlerini 1 yıldan daha az bir süre için kiralamak istememeleri. Garanticiler yani biraz. Bütçe sınırlı, kalış süresi de 3 ay civarı olunca seçenekler epey azaldı haliyle. Sağ olsun eşimin arkadaşlarının da yardımıyla beklentilerimizi fazlasıyla karşılayacak bir ev bulduk. Bizim ev bulma yöntemimiz ‘tanıdık vasıtasıyla’ oldu yani. Böylece kazıklanma ihtimalini de minimuma indirmiş olduk.
Yazının başında okuduklarınız doğru; villa da oturduk! Barbekümüz de vardı, salıncağımız, bahçemiz, garajımız hatta köpeğimiz bile vardı: Kiko!! Kiko’dan uzun uzun başka bir yazıda bahsedeceğim daha sonra.
Kiko!
İşin aslı şu: Roma merkeze biraz uzak, şehrin sayfiye yeri denilebilecek, ama metro ile max 45 dk’da merkeze ulaşabileceğiniz bir semtte iki katlı bir villanın giriş katında yaklaşık 40 metrekarelik stüdyo daireye dönüştürülmüş bir alanda yaşadık. İçinde mutfak da olan bir oturma odası, bir yatak odası, küçük bir hol ve bir banyodan oluşuyordu. Eşyalı da olduğundan bize fazlasıyla yetti de arttı bile!
Stüdyo daireler aslında genel olarak içinde mutfak, oturma alanı ve yatak odası bölümünü de kapsayan tek göz oda ve bu tek odaya ilaveten bir banyodan ibaret. Çiftseniz bu opsiyon da mantıklı. Hatta fiyat olarak ayrıca yatak odası olanlara göre daha makul. Ama biz üç kişiyiz malum. Miniğimiz akşam 8’de uyuduğundan ve uyuduğu ortamın sessiz ve karanlık olması gerektiğinden ekstra bir yatak odası gerekliydi. Birkaç günlük gezilerde otel odasında idare edersiniz de üç ay boyunca siz de 8’ de uyumak istemezsiniz yani. Bu yüzden kendisine ayrı bir oda tahsis ettik. Zaten kendisinin büyük insanlara göre boyutları da küçük olduğundan evi bizim gibi küçük algılamıyordu muhtemelen. Bahçe, bahçe salıncağı, köpegimiz Kiko falan derken en konforlu, en lüx yaşayan da o oldu aramızda.
Stüdyo daire tecrübem bana şunu öğretti: çok gereksiz büyüklüklerde evlerde yaşadığımız gibi, çok gereksiz eşyalar kullanıyoruz. Evdeki her eşya sadece gerekli olanlardan oluşuyordu ve yeterliydi. Burayı okuduktan sonra evinize şöyle bir göz atın, aslında hangi eşyalar olmasa da konforunuzdan pek bir şey eksilmez diye bir düşünün bakalım. Ama dürüst olun tamam mı? Pilav pişiricim olmadan asla yaşayamam demeyin yani  🙂 Bu konuda Avrupa ülkeleri arasında bize en benzeyeni yine İtalyanlar. Onlar da büyük ev- büyük mutfak seviyor. Tabii kültür olarak benzememizin de etkisi var bunda. Çünkü onlar da yemeği içmeyi seviyor ve geniş aile birlikte yaşamayı/vakit geçirmeyi tercih ediyor. Bunun için de büyük mutfak ve büyük ev lazım tabii. Diğer Avrupalılar öyle değil ama. İki oda bir salon 70-80 metrekarelik evlere büyük diyor onlar.
Ama şunu da söylemeden geçmeyeyim: bir evin olmazsa olması olarak bildiğim iki şey bu evimizde de olsaydı iyiydi: bulaşık makinası ve elektrik süpürgesi. Türkiye’ye dönüşte bulaşık makinasından temiz bulaşıkları yerlerine yerleştirme işini bile öyle büyük bir şevkle yapmaya başladım ki düşünün artık durumu. Bizim nesil tam bulaşık yıkayacak yaşa geldi, evlere de bulaşık makinaları geldi. Haliyle en büyük tencerelerden küçücük çay kaşıklarına kadar her şeyi bulaşık makinasında yıkayan biriydim en son, Roma’ya gitmeden önce!
Kıssadan hisse: Küçük yaşayın büyük düşünün.  Büyük ev çok eşya demek. Çok eşya bir o kadar ev işi demek. Yetecek büyüklükte evlerde oturmalı, yetecek kadar ve amaca hizmet eden eşyalar almalı. Buradan tasarruf ettiğimiz para ve zaman ile de gezip tozmalı!! Benim fikrim de tavsiyem de bu.
Roma’da hatta başka şehirlerde bizim gibi otel dışında farklı yerlerde konaklayacaksanız çocuğunuzun/bebeğinizin ve sizin konforunuz için neler gerekli onu da özetleyeyim: Bahsedeceğim ürünlerin/eşyaların markalı olanları var ama marka adı veremiyorum biliyorsunuz.  Bedava reklam yok 🙂 İsteyen benimle iletişime geçip öğrenebilir.
  • Sizin için olmazsa olmaz bazı yüzey temizlik malzemeleri. Benim için bir tane vardı. 80 gün boyunca hijyene ihtiyaç duyduğum hemen heryerde ve anda kullandım. Bitiremedim bile hatta.
  • Duş perdesi götürdüm ben. Daha önceki tecrübelerime dayanarak. Ama beni yeni alınmış tertemiz bir duş perdesi karşıladığından bir sonraki seyahatte gerektiğinde kullanılmak üzere saklıyorum.
  • Sinek kovucu mat, sprey, cibinlik… artık Allah ne verdiyse. Nemli bir yer olduğundan bahsetmiştim. Bu nedenle acayip sivrisinekleri var. Aslında başka ülkelerin sivrisinekleri bizim kimyamızda acayip bir etki yapıyor. Nedenini bilmiyorum muhakkak vardır bir açıklaması ama ben henüz öğrenmedim. Bildiğim; Varşova ve Prag’da da aynı sorunu yaşadığım.
  • Bizim kızın bu tarz sehayatlerde (yani otel dışı- otellerde yatak veriyorlar çünkü genelde- akraba evleri dahil) kullanılmak üzere satın aldığım park yatağını da götürdüm. Bu yatağı satın aldım çünkü kendisi her yerde her koşulda mışıl mışıl uyuyan biri değildir sağolsun. Yatak iyi bir markanın ve sağlam. Park yatakların en hafif ve kullanışlısı bence. Taşınmaya en müsait olanı belki de. Yatak götürmek tabii kolay değil, ekstra bir şey taşıyorsunuz. Ama bence değiyor. Bir kere çocuk hep alışkın olduğu yerde uyuyor. Çocuklar ortam değişikliklerine bizden çok daha hassaslar. Ortam değişiyor ama yatağı değişmiyor. Böylece hem kolay hem rahat uyuyor. Siz de yatağına alıştı mı, yere düşer mi, soğuk çeker mi derdinden kurtuluyorsunuz. Şiddetle tavsiye ederim. Kocalarınızı yatak taşımaya ikna edin! Zira dürüst olalım; eşyaları seyahatlerde biz kadınlar taşımıyoruz değil mi?
  • Çocuğun/bebeğin en sevdiği oyuncağı/eşyası.
  • Tutacağınız evde imkanınız varsa mutfak aletlerinin niteliklerini öğrenin. Bebekliler için blender ve su ısıtıcı elzem örneğin. Yoksa evinizden götürün. Ben öyle yaptım.
Bence en önemlileri bu saydıklarımdı. Başka bir yer olsa yiyecek içeceklerden de götürürdüm ama İtalya zaten bir yeme içme cenneti! Fazlası var eksiği yok hatta.
Eee gerekli eşyalarımızı aldık, Roma’ya geldik. Evi de tuttuk. Madem mutfak konusu da açıldı, bir sonraki yazıdan itibaren biraz da İtalyan mutfağından neler öğrendim, günlük yaşam kültürleri nasıl? vb. konulardan  bahsedeceğim sevgili beni izlemeye devam edenler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir