24 Saat Size Yetiyor Mu?

 

En son canım sıkıldığında her halde orta okuldaydım. O zamanlarda canımın sıkıldığını anladığım an şöyle bir kendimi yoklar, ne yapsam acaba diye düşünür, seçeneklerimi gözden geçirirdim:
Kitap okumak...Evde babamın eski kitapları, annemin okuldan getirdiği okuma kitapları, bol bol, çeşit çeşit kitap vardı. Seçeneğim oldukça fazlaydı yani.
Resim yapmak…  kendi tasarımım kadın kostümlerini mankenler üzerinde çizerdim. Gören de ileride modayı müthiş takip eden stil sahibi bir kadın olacağım zannederdi. Oysa ki gayet de salaş ve hatta bazen rüküş bir kadın oldum çıktım!!
Gazete- dergi okumak…  evine zamanın Bilim Çocuk, Atlas, Tübitak Bilim, Focus gibi eğitici öğretici dergilerin hepsi alınan şanslı çocuklardandım. Babam okumayı sevelim diye elinden geleni yaptı. Bir kere bile kitap okuyun dediğini hatırlamıyorum. Hiç zorlamadı ama bize rol model oldu. Müthiş doğru bir tutum, ve başarılı da oldu.

Arkadaşlara gitmek ya da arkadaşları çağırmak…
Televizyon izlemek…
Bu seçenekler arasında özellikle yaz tatillerinde kitap okumayı seçerdim. Oturma odasındaki rahat kanepeye öğlen vakitlerinde uzanır, kitapların bambaşka dünyasına dalardım.
Çünkü o zamanlar yemekleri annem yapıyordu, çamaşırları renkliler- beyazlar diye O ayırıyor, O yıkıyor, asıyor, topluyor, katlıyor, ütülüyor ve yerleştiriyordu. Market alışverişlerini annem yapıyor, dağınıklığı annem topluyordu, balkonları, banyoyu tuvaleti de O yıkıyordu. Küçük kardeşimin yemek, tuvalet, uyku gibi bakım ihtiyaçlarını annem karşılıyordu. Zaten öğretmendi günün yarısında da okulda çalışıyor, para da kazanıyordu.
Yani canım sıkılabiliyordu!! 
Şimdi öyle mi? Yukarıda yazdıklarımın hepsini birden ben yapıyorum! Kızım daha 3 yaşında, bana yardım edecek yaşta değil. Şimdilik kendisine yaptırabildiğim tek , o da iş rica minnet oyuncaklarını toplatmak. Eşim, hakkını yemeyeyim, öyle dağınık pasaklı bir adam değildir, en azından fazladan iş çıkarmaz ve yardım talep ettiğimde eder ama organizasyon ve ev işinin büyük yükü elbette ki dişi kuşta!
Bu bloga yazdığım ilk yazıda da  bahsettiğim gibi bir süredir işe ara verdim; evimin hanımı, çocuğumun anası, sevgili eşimin karısıyım. Ev hanımıyım anlayacağınız. Bu süreçte ev hanımlarına dair pek çok ön yargım gerçekten yıkıldı. Bir kere her gün kendini tekrarlayan, bir sonraki gün bir önceki gün hiç yapılmamış gibi olan işler var. Mesela yemek yapmak!! Şahsen ben, daha az yemek yapabilmek için (ki yemek yapmak aslında sevdiğim bir faaliyettir) öğün sayısını 2’ye düşürdüm. Zaten yüzlerce yıldır insan oğlu böyle beslenmiş. Sabah güçlü kahvaltı, akşam üzeri güçlü yemek!! Aralarda acıkan meyve, atıştırmalık falan yiyor. Tavsiye ederim. Hem zamandan, hem emekten, hem enerjiden tasarruf ediyorsunuz. Ekonomik ve sağlıklı!
Çamaşır işine hiç girmek istemiyorum, yukarıda aşama aşama saydım zaten ama bunun için yapacak bir şey yok ne yazık ki. Temizlik şart!
Sözün özü: ev hanımları ohh ne güzel bütün evde oturuyor değilmiş!! Ev hanımlarının bütün gün evde oturması, evde kendine vakit ayırabilmesi, spor yapabilmesi, yazabilmesi, okuyabilmesi için evin işlerinin bir başkası tarafından yapılması gerekiyormuş. Aksi halde yaşayan bir organizma olan ev sürekli bir ihtiyaç ve iş üretiyormuş.
Böyleceee 24 saat insana yetmiyormuş!!
Sakın öyle günde 8-9 saat uyuduğumu falan sanmayın. Maksimum 6 saat uyuyorum. Hadi diş fırçalama- pijama teranesi falan toplamda 7 saat olsun. Geri kalan saatlerde gün içinde kendim için yapabildiğim tek şey yürüyüş yapmak. O da maksimum 1-2 saat. Onun için de ciddi bir organizasyon yapmam gerekiyor ama. Sabah saat kaçta kalkayım? Yemeği ne zaman yapayım? Kızı kime bırakayım? vs. vs.
Onu da yapmazsam çatlar patlardım herhalde ev içinde ve ev işlerinde.
Hasılı bir evde ev hanımlığı mesleğini icra edenler pişman, bir de ev dışında ofis işlerini icra edenler. Her türlü vakit yetmiyor. Her türlü bir koşturmaca, koşuşturmaca.
Bir de karakter kişilik meselesi var tabii bu koşturmaca koşuşturmacaya katkıda bulunan. Nasıl mı? Mesela bazı kadınlar var parklarda (çocuk parkları özellikle son iki yıldır kişisel sosyolojik ve psikolojik teorilerime dair saha araştırması ve gözlem yaptığım en popüler bilimsel araştırma mekanlarım efendim) 4 çocuk doğurmuş birer yaş arayla. Biri pusette uyuyor, diğer üçü parkta oynuyor. Kadın huzur ve huşu içinde ufka doğru bakarak onları seyrediyor. Hiç ”hadi hadi” demeden çocukları alıyor eve çıkarıyor falan. Bu rahatlık bu genişlik nereden geliyor kuzum? 4 Çocukla hangi işini hangi ara bitirdin de bu huzurla parkta oturuyorsun? Anlamak mümkün değil!!
Oysa ki ben kızla parkta hangi saatler arasında, kaç saat oynayacağım, eve gidince ne zaman yemek yapacağım, ne zaman gazete okuyacağım, ne zaman blog yazacağım programlıyorum. Yani hepsini de bir gün de yapmak istiyorum. Yapamazsam mutsuz oluyorum. Durum böyle olunca da sürekli bir şeyleri yetiştirmece, acele etmece halleri oluyor üzerimde. Koşturuyorum da yapabiliyor muyum her istediğimi? Elbette ki hayır! Bir güne sığdırmak istediğim çok şey var aslında biliyorum. Her gün yapmak istediğim ve yapmak zorunda olduğum/hissettiğim işler arasında şaşalayıp kalıyorum aslında çoğu zaman. Neler mi bunlar?
  • Sabah erken uyanmak istiyorum. 6-7 mesela. Gerçi bunu yapabiliyorum. Sorun olan şu: bu saatte uyanmayı ama 7 saat kesintisiz uyumayı istiyorum.
  • Sabah sessiz ve sakin bir ortamda yoga yapmak istiyorum. Sabah en geç 7’de tüm enerjisi ne neşesiyle ”hadi oyun oynayalım”  diye uyanan bir kızım varken!
  • Kızımın sabah neşesine katılmak, O’nunla oynamayı da istiyorum.
  • Her sabah güzel ve sağlıklı bir kahvaltı hazırlamak istiyorum.
  • Sabahları yürüyüşe gitmek istiyorum.
  • Günlük gazetelerden en az ikisini tamamen okumak istiyorum.
  • Her gün en az üç kap yemek pişirmek istiyorum.
  • Her gün temizlik yapmak, şöyle banyo, mutfak, tuvalet mis koksun istiyorum!!
  • Annemle , kayınvalidemle, kardeşimle kısa kısa hal hatır soracak kadar telefonla konuşayım istiyorum.
  • Aynı anda okuduğum iki kitabımın ikisinden de biraz biraz okuyayım istiyorum.
  • Bloguma yazı yazayım istiyorum.
  • Takip ettiğim yabancı dizilerden birinden eşimle birlikte en azından bir bölüm izleyelim istiyorum.
  • Kızımı ben uyutayım. Yemeklerini ben yedireyim. Onunla bilişsel gelişimini destekleyecek oyunlar oynayayım. Hiç bir şeyini desteklemeyecek saçma oyunlar da oynayayım ve eğlenelim istiyorum.
Şimdi tüm bu yazdıklarımı her gün yapmak istiyorum. Bir de her gün yapılmayan alışveriş, eş dost ziyareti, hastahane postahane gibi işler de oluyor malum.
Bir gün 48 saat olsaydı keşke.
24 saat size yetiyor mu?
Bana yetmiyor da.

24 Saat Size Yetiyor Mu?” için 2 yorum

  1. Valla bana da yetmiyor! 🙂 Çocuksuz halimle, sırf kendi kafamdakileri planlayıp yapmaya yetişemiyorum. İş ve İstanbul trafiği derken zaten kendime kalacak birkaç saatim kalıyor; onda da neyi, hangi araya sıkıştırsam bilemiyorum… Vallahi çok zor…

    1. çocuklu halimle de böyle koşturmaktan dilim dışarıdaymış gibi yaşayıp gidiyorum işte. Zor gerçekten:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir